Ezberler

Santra vuruşunu müteakiben herhangi bir Beşiktaşlı oyuncuya uçan tekme atılmaması Trabzonspor’un daha baştan yenilgiyi kabul ettiğinin işaretiydi.

Tribünlerde tekbirler getirilmeyerek Beşiktaş takımına oradan sağ çıkma ihtimali olduğu hissi verilmesi de seyircinin suçlu ararken aynaya da bakması gerektiğini gösteriyor.

Abdülkadir beklenen aşamayı gösteremeyecek gibi. Tosic’in gördüğü erken sarı karttan sonra sık sık yan yana gelip arkadan tendona basmaması, kendi sarı görmeyi göze alarak itişmemesi bu seviyeye mental olarak hazır olmadığının işareti.

Rıza Hoca kazanmaya yönelik hamleler yaparak futbolu çirkinleştirmedi. Bu da onu mağlubiyetin baş sorumlusu yapıyor. Ligdeki durumunu önemsemeden bu senenin gizli yarışması olan Beşiktaş’a çelme takma üzerine bir strateji geliştirseydi, kazanamıyorsa bile daha çok Beşiktaş oyuncusuna ceza verdirmek için direktifler verseydi, üzerindeki şüphe bulutlarını dağıtabilirdi.

Teknik direktörlerin önceliklerini iyi belirlemeleri gerekiyor. Önemli olanın iyi, doğru ve göze hoş gelen futbol değil, çok adamla kapanıp topu zenci hızlı forvetin önüne atmak olduğunu anladıklarında, çok geç olabilir.

Geliri futbolun seyredilmesine bağlı olan insanların; futbolun seyredilmez bir keşmekeş haline gelmesini, sertliğin ve provokasyonun geçerli bir taktik olarak benimsenmesini, futbol oynamaya çalışmanın bir takımın defosu olarak kabul edilip nasıl oynatılmayacağı üzerine kafa yorulmasını talep ve teşvik ettikleri dünya üzerinde başka bir lig var mıdır, bilmiyorum. En “normal insan kumaşından” yapılmış gibi duranların bile mahkemede zehir içen Hırvat general gibi bir psikolojide canlı yayına çıktıklarına şahit oluyoruz. Bu sezon ekranlarda, herhangi bir spor kültürü olan ülkede kariyer intiharı sayılacak, o kadar rezilliğe şahit olduk ki Cem Göncü’nün yazdığı medya eleştirisi serisine bir ömürlük malzeme çıkar.

Ortada iki ihtimal var ve bir üçüncü şıkkın imkansızlığı halindeyiz. Ya bu adamların geliri görünürde futbolun seyredilmesine bağlı olsa da aslında değil. Ya da bunların bilinçaltına eskinin öcüsü “suni de olsa renkli rekabeti sürmezse hepimiz aç kalırız” meselesi, asla sökülüp atılamayacak şekilde yerleşmiş. Küçükken kıtlık gören nesillerin yaşadıkları travmayla 60 sene sonra da yemek israf edememesi gibi, ezberlerine sıkışmış, Türk futbolunu da sıkıştırmış vaziyetteler.

Bu sezon şampiyonluğumuz bu konuda ezberleri bozmaya, o ezberler bozulmuyorsa da başka çözümler için zaman kazanmaya da yarayacak. Bileğinden tutup sürükleyerek yangından çıkarmaya çalıştığımız Türk futbolu, “daha salon yanmadı, biraz daha kalalım, ben evimde rahat ediyorum” deyip gelmemek için yerlere yatıyor. İsteseler de istemeseler de bu düzen değişecek ve seviye atlayacağız. Zamanın akışına ve değişen şartlara direnenlerin ne hallere düşeceğini de hep beraber göreceğiz.

Gelelim kısa bir maç yorumuna.

Maç gol yemeyeceğimizin belli, atabileceğimizin şüpheli gözüktüğü bir sürece girmişti. Oyun planının getirdiği pozisyonları kaçırınca kaliteyle üretileceklere muhtaç kaldık. Ben Negredo’nun neden bu kadar şaşkın ve alıngan olduğunu bugün çözdüm. Kendisini sahadaki en iyi oyuncu olarak görüyor. Doğal olarak da o muameleyi görmediğinde değişik bir ruh haline giriyor. Ben haklı olduğunu düşünmüyorum. Fakat en azından bugün sahada kaldığı dakikalarda gerçekten de o sahadaki en iyi oyuncuydu. Hem başka bir sınıfın oyuncusu özgüveniyle oynadı hem de iş bitirdi. O bunları yapsın, biz ona sadece sahadaki değil dünyadaki en iyi oyuncu gibi de hissettirmesini biliriz.

Tolgay’ı beğendim. Zaten onun iyi olacağını omzu vurup top kazanmaya başladığında anlıyorsunuz. Kendisini “tabelası olmayan bağlantı oyuncusu” olarak kabullendim. Topu çabuk geri kazanıp tabelası olanlara aktarabildiği sürece hoş göreceğiz.

Babel’in kıpırdanması önemli. Çünkü 1-takımda birilerinin gol atması gerekiyor ve bir diye bununla başlayınca iki demeye gerek kalmıyor. Onun atacağı her gole, skora ve oyuna yapacağı her katkıya ihtiyacımız var.

Lens iyi niyetliydi. Bir de iyi niyetli olmayaydı diyesim geliyor ama uzatmayacağım.

Medel’i hep beğeniyorum, Gökhan form tutuyor. Talisca iç sahada iş bitirsin yeter. Takımda formda 7-8 oyuncu ile son on maça giriyoruz. Bu bizden başka herhangi bir takımın söyleyebileceği bir şey değil.

Beşiktaş kaderi kendi elinde olduğu her zaman favoridir. Umutlu olmamak için hiçbir sebep yok.

Cem Fante

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.