Samimiyet Sınırlaması

Sabah sabah doldurdular beni. Öyle doldum ki zor attım kendimi bilgisayarın başına şu yazıyı yazmak için. Sinirlendim. Aptal yerine konulduğuma, beni aptal yerine koyanlara karşı elimin kolumun bağlı olduğuna. Titanic’tekiler gibi, gemi batarken keman dinletildiğime. Ama doğru ya, ben daha önce de buradaydım zaten. Tam üç sene önce de beni tam bu noktada bırakmışlardı yüz üstü. O zaman da amaçları şimdiki gibi dönmeye başlayan devranın önünü almak, gücü ellerinde tutmaktı. O gün bana doğru ateşledikleri silah kendilerini vurunca, filmlerdeki kötü adamlar misali son bir defa ayağa kalkıp bugün silahı tekrar bana çevirdiler. Ellerindeki son kurşunla belli ki yine bana ateş edecekler.

Yabancı kuralı bundan önce en son değiştirildiğinde, Mustafa Pektemek ona önümüzdeki 4 sene boyunca 1.5m€ kazandıracak yeni sözleşmesini imzalayalı birkaç gün olmuştu. Kabaca 23 kişiden oluşması sağlıklı olarak nitelendirilen bir futbol takımının sadece 6 kişisinin yabancı olmasına izin vardı o zamanlar. Yani bir takımın yaklaşık % 25i Türk oyunculardan oluşmalıydı. Feda döneminde tüm planlarını buna göre yapan Beşiktaş genç ve yetenekli Türk oyuncuları kadrosuna katarak bu sınırlamaya göre planlamasını yaparken, rakipleri her transfer sezonu yıldız transferleri birbiri arkasına açıklıyor, kadrodaki mevcut yabancılarına yenilerini ekliyorlardı.

Tabii zaman içerisinde bu oyuncuların çoğunun başarısız olması o kadrolarda bir şişkinlik yarattı. Öyle bir şişkinlikti ki bu, sakatlanan yabancı oyuncular, dünyada sadece Türkiye’de bulunan bir yöntem olan sözleşme dondurma ile hesaptan çıkarılıyor, yerlerine yenileri alınıyordu. Sakatlanıp sezonu kapatan oyuncuyu kiralayan takımlar gördü bu gözler. Bruma isimli Galatasaray furbolcusu, sakat olduğu sezon Gaziantepspor’a kiralanıp hesaptan düşüldü.

Bu enstrümanlar zaman içinde, o dönem Avrupa kupalarına katılabilen bu kulüplerimize yetmemeye başladı. Daha kapsamlı bir çözüm gelmeliydi. Bir anda tüm futbol ailesi Avrupa’da takımlarımızın başarısızlığının sebebini Türk oyuncuların yetersiz oluşuna bağlamaya başladı. Yeteri kadar yabancı oyuncu ile yarışmadığımızdan yurt dışında başarı gelmiyordu. Derken bir gün Beşiktaş’ın adını ilk defa duyduğumuz Türk oyuncuları bulup, kendi standartlarında büyük paralar ödeyerek transfer etmesi, rakipleri bir bir yıldız oyuncu alırken Sinan Kurumuş gibi oyunculardan medet umması hemen unutularak, yabancı sınırı kaldırıverdi. 6 kişilik sınırı 12 oyuncuya dayandıran rakiplerin eli rahatladıldı. Beşiktaş ise, 10 gün önce 1.5m€’ya sözleşme imzalattığı Mustafa Pektemek’in sözleşmesi ile ortada kalakaldı.

Şimdi aynı filmin 2. Bölümünün çekimlerine başlandı. Filmin yönetmeni efsane başkan, “motor” deyiverdi kaybettiği bir maçtan sonra ansızın. Ülkenin yabancı çöplüğüne döndüğünden dem vurdu. Daha 6 ay önce talip olduğu oyuncu, 4 gün sonra futbolu bırakmıştı ya. Bir sene önce transfer ettiği emekli oyuncuya 3 sene daha 5.4m€ maaş ödeyecekti. Normalde bunlar sorun değildi o başkan için. Alıp kenara atmaya alışıktı. Ama bu kez bir fark vardı, deniz bitmişti bu kez. Gelecek sene o oyunculara maaş ödeyecek parası yoktu. Kötü oyunculardan kurmuş olduğu pahalı kadrosunu elden çıkarma şansı da yoktu. Hem zaten büyük ihtimal bir Avrupa cezası da yoldaydı, “Yabancı oyuncuyu komple yasaklayalım” dedi.

Diğer rakip de dünden razıydı. Daha o yıl ortalamanın biraz üzeri görünen bütün Türk oyunculara milyon €’ları saçmışlardı. Hali hazırda aldığı Avrupa cezası belli ki uzatılacak, hatta üzerine belki de transfer yasağı eklenecekti. Taraftarına bunu anlatmakla uğraşmak yerine yabancı sınırlaması ile kısa yoldan kurtulacaktı bir çok sorunundan. Beşiktaş’ın daha 3 ay önce 4.2m€ ödeyerek tarihinin en kapsamlı oyuncu yatırımını yapmış olması kimin umurundaydı? Seviyesine çıkamadığın rakibi kendi yanına çekmek varken kim uğraşacaktı planlamayla falan? 3 senede yediğin 10 senelik farkı kısa yoldan sıfırlamak en cazip yoldu tabii.

Yönetmenin önceki filmlerinde rol verdiği, beraber mahpusluk yaşayacak kadar iç içe olduğu bir figüran çıktı hemen, “İstiklal marşı okuyan oyuncum yok” dedi. Sanki kural 14 yabancı serbestliği değil de, 14 yabancı zorunluluğuymuş gibi. Ne hikmetse Beşiktaşlılardan başka “Oynatma kardeşim, zorla mı oynattırıyorlar” diyen de olmadı. Şimdi planlamayı, fedayı seçen “Aptallar” ikinci kez cezalandırılacak. Ancak yine de aklıma gelen bir takım soruları da sormak istiyorum ki, o kadar da “Aptal” olmadığımız herkesin zihnine kazınsın.

Sağlıklı yapılanmış bir futbol takımı 23 kişiden oluşur. Şu anki sınırlamalar ile bu 23 kişinin 14’ü yabancı oyunculardan seçilebiliyor. Yani bir takımı, % 61’i yabancı oyunculardan oluşturarak kurabilirsiniz. Diyelim ki yabacı sayısı önceki sistemde olduğu gibi 6’ya, hatta bir öncekinde olduğu gibi 5’e indirildi. 23 kişilik kadroda 5 yabancı oyuncuya izin verdiğinizde yüzde olarak karşılığı yaklaşık % 22 oluyor.

Gelin diğer branşlardaki durum üzerinden oranlayalım. Mesela basketbolda durum nedir? Basketbol takımları genelde 15 kişilik kadrolar ile kurulur. Ülkemizde basketbol konusunda yabancı izini 11 adet oyuncu ile sınırlıdır. Yani 15 kişilik bir basketbol takımını yaklaşık % 74 oranında yabancı oyunculardan oluşturabilirsiniz. Toparlamak gerekirse, mevcut oran futbolda % 61, basketbolda % 74’tür. Pekiyi, futbolda öngörülen yeni oran olan % 22, basketbola da entegre edilecek midir? Basketbol takımlarımız bu oran dahilinde sadece 4 yabancı oyuncu oynatacak mıdır? Yoksa yabancılar sadece futbolda mı Türk gençlerinin önünü kapatmaktadır? Mesela, genç Türk futbolcuları düşünen efsane başkan, basketbolcularımız için de iki kelam edecek midir? Yoksa elinde kurulu bir basket takımı olması, sponsor bulabilmesi, genç Türk basketbolcuların önünün açılmasına gerek olmadığını mı göstermektedir?

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ortamı çözemeyecek durumda değilim. Kim ne derse desin bu kuralın da, diğer bir çok kural gibi, bir kişinin iki dudağının arasında olduğunun farkındayım. Kulübümüzün, başkanımızın bu konuda mücadele alanlarının kısıtlı olduğunun da. Ama herkesin farkında olması gereken bir başka gerçek daha var. Biz “Aptal” değiliz… Plan program dahilinde kurulan bir yapıyı, ikinci kere sıfırlamaya kalkışacaksanız, bunun tazminini de yapacaksınız. Fenerbahçe ile Galatasaray’ı kurtarmak için Beşiktaş’ı ikinci kere kurban edecekseniz, yarattığınız zararı telafi edeceksiniz. Beşiktaş bu seneden sonra, Mustafa Pektemek’e 1 sene daha 1.5m€ ödeyecek ve bunun vebali sizin boynunuzadır.

Belediye başkanlarının oyunculara prim vaat ettiği, vergilerimizle statlar yaptığı, hatır gönül ile yayıncı bulduğunuz liginizde, yeni bir haksız rekabet alanını bedelini ödemeden açamayacaksınız. Unutmayın, yeni kuralınız ile sınırlayacağınız şey; Türk olmayan oyuncuların sayısı değil, adalet ve hakkaniyettir.

Hak ve hukuku gene görmezden gelecekseniz de, bizim için değişen bir şey olmaz. 3 sene sonra Beşiktaş transfer yapmasın kuralını çıkarmaya çalıştığınızda tekrar görüşürüz.

.

Batuhan Bayazıt

Samimiyet Sınırlaması” hakkında 1 yorum var

  1. Avatar
    aaaa on

    Eşşek gibi devam edecekler. Renkli hıyarlar dışında bunu isteyen yok. Şikeci Bülent’i de alsınlar yanlarına. 15>3 Bitti.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.