Sirkülasyon Zehirlenmesi / Kasar Yaza yazdı

Akıl almaz bir hızla büyüyen futbol pastasından dilim alabilmek gittikçe zorlaşıyor. Sadece sahaya çıkan oyuncu sayısının eşit kalabildiği futbol piyasasında devler büyük bir hızla büyümeye devam ederken diğer kulüplerle de arayı açıyorlar.
Özellikle Avrupa futbol tarihinde, iyi bir kimya yakalayan parlamamış bir takımın bile devlere kafa tutup kupalar aldığına sıkça rastlarız. Böyle sürpriz başarılar için kullanılan “peri masalları”nı gerçek kılmak her geçen yıl daha da zorlaşıyor.

Futbol piyasasında başarıya artık iki ana yoldan çıkılıyor. Birincisi, takımın kaderini tek başına değiştirebilecek oyuncuları takıma katıp başarıyı bir nevi satın almak. İkincisi, çok daha fazla emek harcayarak takımın 22 üyesini kullanarak sistemli ve muntazam çalışan bir makine yaratmak.

Yaşanan döviz krizleri, borca batık büyük kulüpler ve Türk takımlarının henüz çoğu futbolcu için bir emeklilik öncesi dinlenme tesisi olmaktan çıkamaması sebebiyle Türk takımlarının başarısı için yegane yol, ikinci yol. Bir makine yaratabilmek için gerekli parçaları ancak kadro mühendisliğiyle belirleyebilir ve takıma monte edebilirsiniz. Bu süreç tesadüfen gerçekleşecek bir süreç asla değildir ve plansız şekilde makine değil sadece yedek parça üretebilirsiniz.

Bu elbette ilk yoldan meşakkatli. Bir süreç ve bu süreçte sabır gerektiriyor. Sabrın olmadığı, tez canlılığın hüküm sürdüğü Türk futbol ortamında bunu ancak taraftarınız yoksa ya da taraftarınızı ikna ederek sağlayabilirsiniz. Başakşehir’in senelerdir aynı hoca ve aynı iskeletle oluşturmaya uğraştığı makine, son üç senede çalışmaya başladı ve çarkları her sene daha hızlı dönüyor. Borçsuzluk, şampiyonluk harici sonuçların başarısızlık olarak görülmemesi ve üstten geldiği bariz olan destek de bu süreci kesinlikle kolaylaştırdı Başakşehir için.

Eğer geniş kitlelere yayılmış bir camiaysanız bu mühendisliği sadece camiayı sabıra ikna ederek işleme koyabilirsiniz. Fenerbahçe’nin düşme hattında bile büyük destek görmesi işte tam da bu sebepten. Ali Koç ve Ersun Yanal’ın sabır talebi Fenerbahçe taraftarını sakin kılıyor. Ama Fenerbahçe’nin bu sabır sürecini doğru bir planlamayla yürüttüğünü söyleyemeyiz. Seneye başarısızlıkta kimse sabretmez örneğin. Vakit doluyor ve çatlak sesler şimdiden başladı.

Beşiktaş, Feda Dönemi’nde işte bunu amaçladı. Yeni başkan, henüz ayağının tozuyla “birkaç sene sportif başarı beklemeyin” dedi. Böylece camiayı sürece hazırladı ve kalkınma planı sükunet içinde yürütülebildi. Feda Dönemi’nde kurulan iskelet 15/16 ve 16/17 sezonlarında ligin tozunu atacak bir makineye dönüştü.
Beşiktaş, Feda Dönemi’ndeki sabrıyla yarattığı makineye, çalışma programını yarıda kesip planlamayı terk ederek ihanet etti. En önemli aksamlarını gönderdi, yerine uyar-uymaz bakmadan yeni parçalar aldı. Nihayetinde makine çalışmaz duruma geldi ve makine üreten bu firma, her sezon en kaliteli ürünlerini satan bir yedek parça satıcısına dönüştü.

Asist kralı Sosa’yı gönderip pasör özelliği olmayan Talisca’yı almak, bitirici Gomez’i gönderip mücadeleci Aboubakar’ı almak, alan savunan Atiba’nın alternatifi olarak adam savunan Medel’i almak, oyun kurucu Marcelo yerine kesici Pepe’yi getirmek, ortadan hücuma uygun Olcay-Töre ikilisini bozup çizgi kanatları Babel-Quaresma’ya çevirmek Beşiktaş’ın ligi sürklase eden oyun iskeletini korumak için hiçbir şey yapmadığını gösteriyor. Hocadan beklenen sihirbazlık 16/17 sezonunda tuttu ve 15/16 sezonu oyunundan taban tabana zıt bir futbolla Beşiktaş yine şampiyon oldu. Ama bu değişime ayak uydurabilmek kolay değil ve tutan oyuncuların yerine alınan oyuncunun tutma garantisi yok. Freni patlamış bir kamyon gibi oyuncu sirkülasyonu sonunda duvara tosladı ve tutmayan iki-üç oyuncuyla Beşiktaş plansız, savruk ve dağınık bir oyun oynamaya başladı.

Bir takımın oyun planı da, iskeleti de bu kadar hızlı değişmez. Değişirse de artık bir makineden söz edilemez, bir araya gelmiş 22 oyuncudan söz edilebilir. Beşiktaş oyun kimliğini kaybetti ve bu şekilde iki şampiyonluk bıraktı.

Aşırı şişen kadro, oynamayan oyuncuların moral ve performans olarak kaybolması, her değişimde oyun planını değiştirmek zorunda kalmak, maaşını alamadığı için oynamak istemeyen oyuncular ve mental anlamda bu sebeplerden dolayı Beşiktaş’la ilişiğini kesmiş hoca bizi sıradanlaştırdı. Sonuçta “winner” karakterimizi kaybettik.

Şimdi yeni bir hocayla yeni bir oyun planı oluşturmak zorundayız. 2012’den farklı olarak elimizde birkaç doğru parça da var üstelik. Eksik parçaları ivedilikle tamamlayıp sene kaybetmeden yeni bir düzen oluşturmak zorundayız. Hocayla ilişiğin Milli Takım’a imza attığı anda kesilmesi işte bu yüzden gerekliydi. Önümüzdeki 4 ay, yeni bir oyun planı kurmak ve eksikleri buna göre belirlemek için çok uygun bir zamandı. İki sezondur ligi ilk devrede kaybediyoruz ve zamanın değerini bizden iyi kimse bilemez.
Beşiktaş elbette yeniden yükselecek. Elbette bu ligin tozunu yine atacağız. Ama 17/18 sezonu ve sonrasında yaşananlar başarılı olduğumuz her an aklımızda bulunmalı. Bir takımın oyun planı, hocası ve iskeleti mecbur kalınmadıkça değişmemeliydi. Beşiktaş kendisine başarı getiren planlamaya ihanet etmemeliydi. Beşiktaş’ın bir oyun kültürü ve transfer politikası olmalı. Beşiktaş, kendisini tekrar geçmişteki plansızlığa iten olay veya kişilerden arınmalı. İşte o zaman başarı devamlı olur. İşte o zaman karanlıkları daimi olarak terk etmiş oluruz.

Kasar Yaza

Sirkülasyon Zehirlenmesi / Kasar Yaza yazdı” hakkında 1 yorum var

  1. Avatar
    Anonim on

    DEDİKLERİNİZİN TÜMÜNE İÇTENLIKLE KATILIYORUM,MAKİNENİN PARÇALARININ SATILMASI NE KADAR YANLIŞ İSE, O MAKİNEYİ KULLANACAK OPERATÖRÜN İKİRCİKLİ TUTUMU VE KAFASININ DIŞARIDA OLUŞU DA BAŞARIYI ENGELLEDİ. HOCANIN GİTMESİ VE YÖNETİMİN METAL YORGUNLUĞUNDAN KURTULMASI BEŞİKTAŞA DİNAMİZMİ GETİRECEKTİR.

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.