Sen Artık Kızlarla Voleybol Oyna / Deniz Irmak Yazdı

90’lı yılların başlarıydı… Çamurlu arsada erkeklerle birlikte top oynayan bir kız çocuğu… Yaşıtı kız çocuklarıyla evcilik oynamak, ip atlamak yerine; erkek çocuklarıyla top sektiren… Beşiktaşlı çocuğun bile parmakla gösterildiği o dönemde futbol oynayan Beşiktaşlı bir kız çocuğu… Büyüyünce ne olmak istiyorsun sorusunu, ‘futbolcu olmak istiyorum’ diye yanıtlıyor. Ve ardından dalga konusu oluyor. ‘Kızdan futbolcu mu olur’ diyerek atılan kahkahalar. ‘Nedenmiş, ben futbolcu olmak istiyorum, futbolcu olacağım ben diyor’ ama bir süre sonra kendi inancı da kırılıyor bu cevaba. Dönem koşulları düşünüldüğü zaman ailesi de desteklemiyor bu isteği… Sürekli bebekler alınıyor ama bizimkinin aklı fikri topta, odasında Rıza’nın, Metin Ali Feyyaz’ın posterleri…

İşte böyle başlıyor benim futbol aşkım…

Bu eril dünyada, kadına sınırlı yer ayrılan dünyada (kimsenin buyur geç demediği, zorlayarak kendi çabasıyla edindiği yer), sürekli kadına yönelik cinsiyetçi dil kullanılan bu dünyada, ‘birilerini ite kaka yer bulmaya çalışmak ve biz de buradayız, yok saymayın bizi diye çığlıklarla sesimizi duyurma’ çabamız!

İlkokul, ortaokul hayatım boyunca tüm teneffüslerde, tüm beden eğitimi derslerinde futbol oynadım. Ta ki lise 1. Sınıfın son aylarına kadar. Tek kale maçlar, 9 aylıklar, top sektirme yarışları… Lisenin ilk yılı biterken sevgili erkek arkadaşlarım istemediler beni artık takımlarında. Cinsel kimliklerimizin direkt olarak ortaya çıktığı bu dönemde oynamazmışım artık onlarla. ‘Senle oynarken rahat değiliz, sen artık kızlarla voleybol oyna’ dediler. Futbolu kadın olduğum için hayatımdan çıkarmam gerekiyordu onlara göre. Futbol oynayamazsın çünkü sen kadınsın, çocukluğum bu cümleyi defalarca duyarak geçti ama her halde hayatımda en belirgin olarak burada, bu cümle canımı yaktı. Kızlarla voleybol oynamadım, oturdum erkeklerin futbol maçlarını izledim. Kadın olmakla ya da kadınlarla vakit geçirmek konusunda bir sorunum olduğundan değil, futbola duyduğum aşktandı benimkisi…

Beşiktaş hayatın ta kendisidir deriz… Benim hayatımda bu şekilde geçti. Bazen tek başına maç izlerken, bazen Çarşı ile birlikte sokakta isyan ederken, bazen de sevgiliyle yaptığımız bir sohbetti Beşiktaş…

Bu dünyada Beşiktaşlı olmak zordur derler, siz onu bir de Beşiktaşlı kadınlara sorun. Erkeklerin hem cinslerini bile sürekli ezmeye çalıştığı bir dünyada ‘2. Sınıf vatandaş’ diye tabir edilen kadınsın. Örneğin ofsaytı bilmek zorundasın çünkü hiçbir Allah’ın kulu sana oturup ofsaytı anlatmaz. Hâlbuki çok da basittir, hatta daha önce bir yazımda da belirttiğim gibi üzerindeki formaya göre değişkenlik gösteren bir karardır ofsayt. Bazen 8 cm’den golün iptal edilir ama 22 cm’den yediğin gol geçerli sayılır duruma göre. Bence hemcinslerim bu meseleye buradan baksınlar, futbolun kuralları net ama kafa karışıklığı yaşayan erkekler. Belki de bu erk mücadelesinde kadınları görmek rahatsız ediyordur onları. Stat ceza aldığında ya da küfür engellenmeye çalışıldığında geliyoruzdur akıllarına.

Derken evlilik… Sonrasında annelik… Beşiktaş’a âşık bir evlat… Hafta sonlarımız onun antrenmanlarında geçiyor. Yanı başımızda gidebileceği futbol okulları varken, her Cumartesi Pazar 25 km gidip dönüyoruz. Çünkü kendisinin de belirttiği gibi ‘ben futbola değil, Beşiktaş futbol okuluna gitmek istiyorum’…

Aslında hiç de şikâyetçi değiliz bu durumdan. Beşiktaş’la geçirdiğimiz her saniye bize büyük keyif veriyor. Antrenman öncesi birlikte top oynuyoruz sahada. ‘Baba sen değil, annem şut çeksin bana’ diyor. İnanılmaz mutlu oluyorum bu anlarda. Tüm soruları bana soruyor, futbolcuları abilerini ben anlatıyorum, bir sonraki maçımız kiminle, takımda transfer ne durumda, Gomez dönecek mi sorularını sadece bana soruyor (Gerçi artık yeni gözdesi Fabri)… Oğlumla Beşiktaş’ı paylaşıyorum… Geçenlerde yeni başlayan kadın hocası soruyor; ‘aranızda kadın futbolcu tanıyan var mı’ diye, benim oğlan hemen gururla; ‘ben tanıyorum hocam, annem futbolcu’ diyor… Gözlerim doluyor bunu duyduğumda, futbolcu olamadım ama ‘oğlumun tanıdığı tek kadın futbolcu’ annesi…

Aslında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü özelinde, daha çok kadın taraftar olmak ve yaşadığı sorunlar hakkında bir yazı kurgulamıştım ama yazı bu şekilde gelişti kendiliğinden… Beşiktaşlı kadın taraftarlıktan daha ağır basmış Beşiktaşlı anne taraftarlık… Biraz duygusallaştım affola… Tüm kadın taraftarımızın ve tüm emekçi kadınların 8 Mart’ını kutluyorum… Elimizin hamuruyla erkek işine karıştığımız; duvar köşelerindeki örümcek ağlarını değil, kale köşelerindeki örümcek ağlarını şutlarımızla daha çok temizlediğimiz, güneşli güzel günlere…

.

Deniz Irmak / @deSniz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.