Kaos Yetmezliği / Polat Akman yazdı

Kasımpaşa mağlubiyetinin hemen ardından Cem Fante ile durum değerlendirmesi yaparken “oğlum ben bu kadar kaosla baş edemem. Yerin altına çekiliyorum. Sular durulunca beni çağırırsınız” demişti. Ben de “Cem abi yerin altı da, üstü de bir Beşiktaşlılar için. Bunu en iyi sen bilirsin. Nereye gidersen git o kaos senin peşinden gelecek, en müsait zamanda yakalayacak ve sende buna ister istemez dahil olacaksın” demiştim.

Her ne kadar tıp ihtisasımız olmasa da pek çoğumuz kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği gibi hastalıkları duymuşuzdur. Belki bu hastalıklara yakınen tanıklık edenleriniz bile olmuştur. Nasıl ki bu hastalıklar insan vücudunun tüm dengesini alt üst edip rahatsızlıklara yol açıyorsa, insanları dert sahibi yapıp derman aramaya itiyorsa biz kıymetli Beşiktaşlıları da derman aramaya iten, dert sahibi yapan nur gibi bir hastalığımız var artık ; KAOS YETMEZLİĞİ.

Peki bu hastalığa yakalanan bir Beşiktaş taraftarını nasıl tanıyabiliriz? Bu hastalığın belirtileri nelerdir? 3 başlık halinde topladım. Sizler eklemeler yapabilirsiniz. 

1- Fikirlere asla saygı göstermez ama kendi fikrine şiddetle saygı duyulmasını bekler.

2- Pervasızlığı ve bozgunculuğu “eleştiri” sıfatının içine saklar, kendisine bu açık sözlülüğünden dolayı mutlak itaat bekler.

3- Ortada bir kaos yok ise hastalığın en son evresi devreye girer. Kaos yetmezliğinin krize dönüştüğü  bu dönemde ise bir ampermetreye dönüşerek taraftarlık, aidiyet, bağlılık, arma ve ahlaki değerler üzerinden ölçümler yapmaya başlar.

İşin en kötü tarafı ise hem toplumsal bazda hemde Beşiktaşlılık bazında kabul görmüş tüm bu değer yargılarını kendisine kalkan yapıyor bu hasta arkadaşlar. Bunu yaparken de kendisinden daha saygın insanları bir organ mafyası edası ve usülleri ile itibarsızlaştırmaktan zerre imtina etmiyorlar.

Tıp ilerledikçe her hastalığa çare bulunurken bizim hastalığımızın hızla bulaşan cinste olması ve çarenin henüz bulunamamış olması içimizi acıtıyor gerçekten. Sosyal medya özellikle bu Twitter denen nane sağ olsun hastalığın yayılma hızını öyle bir seviyeye çıkartıyor ki  ve bunun için öyle güzel zemin hazırlıyor ki şaşırmamak elde değil. Arada bu hastalığa bulaşmamış olanların hastalığa karşı koymuş oldukları direnç ve çırpınışları ise geçekten takdire şayan.
“Yapmayın babalar. Beşiktaş’ın yeterince düşmanı var. Bir de  sizlerle uğraşmayalım, enerjimizi dışarıya harcayalım.” gibi beylik laflarla sürekli kafa ütülediysek de milim yol alabilmiş değiliz. Polyanna olduk, birilerinin adamı olduk, armayı sevemedik, çıkarcı olduk falan filan işte. Bilirsiniz o kitleyi sizde bizler kadar. Bizim gibi polyanna’ların değilde adı basın olan paçavraların kayığına binmeyi kendisine uygun görenlerin tedavisi maalesef bizde değil. Bu iş artık tamamen Beşiktaş yönetimine aittir. Bu hastalığa yakalanan art niyetsiz, saf Beşiktaş taraftarını tedavi edecek olan kişiler kulübümüzü yönetenlerdir. Taraftarımızın büyük bölümü şu an bu hastalığın pençesinde ve ilaç bekliyor.

Kendi taraftarından uzak, en önemli olaylarda yaptıkları açıklamaların ucu açık, çelişkili hamlelere sahip, siyah-beyaz değil gri bir yönetim anlayışı ile bu hastalığın yayılmasına ön ayak olmaktan başka bir işe yaramıyor şu an ki stratejimizin. İletişimin bu kadar önemli olduğu bir zaman diliminde kulüp ile ilişkilerin takım-taraftar boyutunda olması oldukça düşündürücü. Doğal olarak bu anlayış taraftarda bir “sahipsizlik” havası yaratıyor. 

Dağdaki koyunu kurt yediği zaman çoban “bana bir şey olmadı” diye seviniyorsa o kurt o çobanı da bir gün mutlaka yer. Sürüyü çobandan kurtaran kurt sürünün sahibinin bu rahatlığının farkına varınca onu da asla affetmeyecektir. Hatırlatayım istedim.

Polat Akman

Kaos Yetmezliği / Polat Akman yazdı” hakkında 1 yorum var

bahri için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.