Beşiktaş’ın Kazanmasına Türkiye’nin İhtiyacı Var / Deniz Irmak Yazdı

Derbi tartışmaları haftalar önce başladı. Herkesin dilinde; Galatasaray’ın lige tutunabilmesi, yarışın sıcak kalması, ligin asidinin kaçmaması için; Galatasaray’ın kazanması gerektiği vardı.

Galatasaray yönetimi de bunu o kadar ciddiye aldı ki; ligde Beşiktaş’ı yenebilen en son takımın hocasını, sezon ortasında apar topar takımın başına getirdi. (Yenebilen demişken, bir noktaya değinmek istiyorum. Tudor, Beşiktaş’ı yendi, evet, ama Şenol Güneş takımının başında yokken aldı bu galibiyeti.)

Derken hoca meselesi bitti, derbi maçının Pazartesi oynanmasını konuşmaya başladılar. Geçen sene oynadıkları Beşiktaş-Galatasaray derbisinin, Pazartesi günü oynandığı unutulmuştu elbette. Beşiktaş’ın, neredeyse 3 günde bir, zorlu maçlar oynaması falan da önemli değildi. Hafızasızlık bizim topluma özgü bir hastalık ama bu kadarı da biraz fazla.

Ardından hakemlerle ilgili, adalet temennileri adı altında ayrıcalık talepleri başladı. Saha dışında yapabilecekleri, ellerinden gelen, her şeyi yaptılar.

Bu sırada Beşiktaş işine baktı. Avrupa’da tur atladı. Hem kendi kazandı, hem de ülke futboluna puan kazandırdı ve artık derbiye hazırlanmaya başladı. Çıkıp Beşiktaş gibi oynayalım, işimizi yapalım, önümüze bakalım dışında bir ses duymadık Beşiktaş’tan, çünkü ihtiyacı olan tek şey buydu.

Yaptığı işi, her zamanki ciddiyetle yapmak.

Beşiktaş’ın puan farkını açması Türk futbol camiasına marka değeri kavramını hatırlattı. Futbolun yapmış olduğu ülke reklamı, herkesin malumudur. Ekonomik olarak geçmekte olduğumuz dar boğazda, Bein Sport’un yapmış olduğu 500 milyon dolar yatırım ortada. Bu yatırımları yapmalarının nedeni, elbette para kazanmaktır. Bunun yapmanın yolu da sattığın ürünü parlatmaktan geçer. Dünyanın en iyi reklam ekibi, en janjanlı reklam çalışmasını da yapsa, ürünün satması o ürünün alıcısının olmasına bağlı.

Türkiye Ligi’nin en parlak ürünü şu anda Beşiktaş.

İyi bir teknik direktör, inanmış futbolcular, doğru işler yapan bir yönetim ve hep destek veren bir taraftarla yolunda emin adımlarla ilerliyor. İki ayrı kulvarda başarıyla sürdürüyor yarışını. Bu iki kulvardan önceliği kendi ligi. Bu ligde en ufak bir risk durumunda, en ufak bir sendeleme anında tüm dikkati buraya kayacak ve belki de Avrupa yarışından kopacak. Hani Türk futbolunun, Galatasaray ile 17 yıl önce 1 kez ülkemize kupa getirdiği, iki kez de yarı final görme şansına eriştiğimiz Avrupa.

Hani bu büyük endüstrinin kalbinin attığı yer. Hani tüm finans kapitalin döndüğü, futbol pastasında en büyük paya sahip iki kulvardan biri olan, UEFA ligi.

Çok iyi giden bir Beşiktaş’ımız var. Bugün çekilen Avrupa ligi kurasında mevcut 15 takımdan da kötü olmayan bir Beşiktaş. Ne gelenek, ne kulüp marka değeri ne de günümüz futbol kalitesi olarak o 15 takımın gerisinde olmayan bir Beşiktaş.

Ligdeki yarışın asidi kaçmasın, ligin heyecanı sönmesin diye yapacağınız herhangi bir ayak oyunu, belki de Beşiktaş’ı Avrupa’yı boşlayıp, önceliğine odaklanmaya itecek.

Peki, bundan en çok kaybeden Beşiktaş mı olacak sizce?

Belki medya 3 ay daha kendisine konuşacak konu bulacak, belki bir kaç milyon fazladan reklam geliri elde edeceksiniz ama sonunda yine kendi ülke kaderiyle baş başa, kendi lig yarışında ayak oyunlarıyla zirveyi zorlamaya çalışan, vizyonsuz ve düşük kaliteli futbola angaje olmuş takımlara, mahkum kalacağız.

Türk futbolunun adil yönetime belki de en çok bugün ihtiyacı var.

Oynanan oyun samimiyetini kaybetmesin, insanlar izledikleri futboldan hızla uzaklaşmasın. Bırakın, oynadığı oyunun güzelliği ve kalitesi ile birileri bu ülke futbolunu hak ettiği yerlerde temsil edebilsin. Taraflı bakmanıza sebep olan renkli gözlükleri çıkardığınızda, bunun nihai olarak daha faydalı olacağı, ülke prestijinin artacağı, ülke reklamı ile ekonomiye de ciddi katkılar sağlayacağı ortada.

İşin maddi boyutu bir tarafa; ülke olarak çok zor günlerden geçtik/geçiyoruz, çok kötü şeylerle sınandık/sınanıyoruz. Beşiktaş’ın ülke dışında aldığı her başarı hepimizin yüzünü güldürecek ve hayata daha sıkı tutunmamızı sağlayacak. Bir nevi psikolojik tedavi de diyebiliriz.

Ülkenin birlikte sevineceği başarılara ulaşmak, akıl sağlığımızı ve birlikteliğimizi korumamıza da yardımcı olacak.

Türkiye’nin, eğer hak ederse, Beşiktaş’ın bu maçı kazanmasına, çok ihtiyacı var.

 

Deniz Irmak / @deSniz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.