Transfer

Oyunun kendisinden sonra, hatta bazı durumlarda oyunun kendisinden daha fazla taraftarı heyecanlandıran, olmazsa olmaz olgusu.

İçinde birçok tarafı, birçok unsuru barındırmakla beraber aslında transfer taraftar açısından çoğu zaman her koşulda istenilen, hep en iyisi olması arzu edilen beklentidir. Yöneticilerin, yorumcuları sıkça sarf ettiği “Taraftar transfer bekler.” söylemi de tam olarak bunu ifade eder.

Zira her transfer sonraki sezon/yarı için bir umuttur taraftar için; sevdiği, gönül verdiği renklerin formasını taşıyacak, takıma güç katacak, o formanın başarılı olmasına katkı sağlayacak yeni bir başlangıç.

Taraftarı heyecanını uyaran şey de işte tam olarak bu umut, bu yeni başlangıçtır. Tıpkı yaşama duyulan heyecanın kaynağının da umut olması gibi.

O yüzden bizler için transfer beklemek bambaşka bir olaydır. Gerçekleşmesini hayal etmek, sabahlara kadar forumlarda, sosyal medyada haber kovalamak, uğruna uçaklar takip etmek, gerçekleşirse şayet gecenin bir yarısı havalimanına karşılamaya gitmek, atkıyı o transferin eline tutuşturmak, imza töreninde stadyuma koşmak, sıcak dinlemeden on binler olmak.

Toplamda hepsi yorucu olsa da keyifli anlar. Kendimden biliyorum. Quaresma’nın, Guti’nin ilk geldiği sene sabahlara kadar forumlarda takılıp, umudu dibine kadar kovalamamdan, hepimizin ihtiyacı olduğu zamanlardan.

Ancak şimdi her transfere o kadar da heyecan duymuyorum, olgunlaştım galiba. Ya da oyunun ta kendisi, yapılan transferlerin başarı için çok da elzem olmadığını getirdiği hayal kırıklıklarıyla beraber öğretti bana.

Ya da tam aksine; son yıllardaki başarıların yapılan yıldız transferler değil de, oyun için yapılan doğruların bir araya gelmesi ile elde edildiğini anladığım zaman öğrendim her şeyin transferle çözülemeyeceğini.

İşte tam bu noktada söylemek istediğim birkaç şey var;

Biliyorsunuz şu sıralar rakip takım uçaklarının biri inmeden, diğeri kalkıyor. Transfere yeni bir soluk getirerek, bonservise ek imza paraları, başarı bonusları oyunculara/kulüplere bir arada veriliyor. Kulübün kapısından giremezler, sokağın başında çiçeklerle karşılanıyor. Ve tüm bunlar medya güzellemeleriyle beraber açıklanıyor, anlatılıyor, yazılıyor.

Çünkü ihtiyaçları var. Umut ibresi son yıllarda onlar adına iyiden iyiye düştü. Son bir çaba ile doldurmaya, taraftarlarına yetişmeye çalışıyorlar. Ancak dedim ya, doğrular bir araya gelmeden başarı elde etmek mümkün değil. Benzini doldurmak işin kolay kısmı. Arabanın yağını, tekerini ihmal edip, onları kontrol etmeden çıkılan bu yolun sonuna ulaşmak ise çok zor.

Bizde ise durumlar farklı. Her şeyden önce zaten ibremiz neredeyse dolu. Şampiyon kadroyu korumak, bu yüzden çok önemli. Bunun haricinde yapmamız gereken doğruları yapmış olmanın verdiği güven de var. Yönetimin geçmiş dönemde yaptığı hamleler, Şenol Hoca ile devam edilmesi bunun en önemli göstergesi.

Elbette yol uzun, hala eksiklerimiz var. Ve bu yüzden de transfer şart, o eksikliklerin tamamlanması gerekiyor. Ama rakiplere bakıp, enseyi karartmaya da gerek yok. Geç olsun, doğru olsun. Bekleyelim…

Yolun sonu yine güzel olacaksa, beklemeye değer!

 

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın