Ne Yaptık, Ne Yapamadık?

Oyun ile alakalı konuşacak çok şey var aslında…

Cem Abi’nin çok ilgi gören “Antalyaspor Maç Yazısı” bu cümle ile başlamış, ardından oyuna ilişkin güzel birkaç tespitte bulunmuş ve fakat yazı olması gerektiği gibi saha dışına kaymıştı.

Ben ise söz konusu yazı içindeki tespitleri, bazı istatistikler ve grafiklerle destekleyerek; Antalyaspor karşısında ne yapıp, ne yapamadığımızı ortaya koymak istedim.

Not: Cem Abi’nin yazısını hala okumayanlarınız varsa buradan ulaşabilir.

Orta Saha

Antalyaspor’un adam adama ve temaslı/sert oyun karşısında orta sahamız yetersiz kaldı ve pas yapmakta çok zorlandık. Bunu, rakibin oyunu dışında başka sebeplerle de açıklayabiliriz. Yazının devamında da zaten bunlara değineceğiz.

Ama öncelikle bu konuda istatistikler bize ne diyor, ona bakalım;

Geçen sezon genelinde takımımız sezonda 453 başarılı pas ortalaması yakalamış. Pazar günü ise bu sayı ancak 289’da kaldı.

Yine geçen sezon en çok başarılı pas yapan oyuncularımız arasında yer alan ve bu konuda sezon ortalamaları 66 (Atiba), 55 (Oğuzhan) olan iki orta saha oyuncumuz ne yazık ki pazar gecesi bu sayıların çok altında kaldılar; Atiba, 36 başarılı pas isabetiyle oynarken; bu sayı Oğuzhan için sadece 32. Her iki oyuncunun ise toplam topla buluşma sayıları 89, ki sadece Pepe 83 kez topla buluşmuş.

Bu noktada küçük bir parantez de Talisca için açalım. Geçen seneden de bildiğimiz gibi, Talisca’nın oyun içindeki pas organizasyonuna pek dahil olmak gibi durumu yok. Bu sebeple eğer top üçüncü bölgeye gelmezse Talisca’nın varlığı hissedilmiyor. Pazar günü en az topla buluşan oyuncumuz (90 dakika sahada kalmasına rağmen) olması da bu yüzden. Tehlikeli bölgede topla buluşamaması, asıl özelliği olan “skora etki” yapmasını da -bir pozisyon dışında- etkileyince, sahada silik bir Talisca izlemiş olduk.

Eksik Olan Neydi?

Caner ve Beck beğendiğim iki oyuncu. Türkiye standartlarında böyle iki alternatif oyuncuya sahip olmak kesinlikle büyük lüks. Özellikle Caner pazar gecesi takımın en hırslısı ve en isteklisi olarak gözüktü.

Ancak bizim as beklerimiz kesinlikle Adriano ve Gökhan Gönül. Geçen sezon oyunumuzu bir üst seviyeye taşıyan bu iki tecrübeli isim oldu.

Zira; özellikle Adriano’nun orta alana yaklaşarak pas alışverişine dahil olması pas opsiyonu sayısını artıyor ve rakibin oyun anlayışına (Antalyaspor gibi) karşı iyi bir çözüm oluşturuyor. Ayrıca Babel ile kurduğu ilişki çok daha iyi. Bu sayede de Babel’in oyuna katkısı hem daha iyi oluyor ve hem de performansı yükseliyor.

Aşağıda öncelikle oyuncularımızın Antalyaspor karşısındaki ortalama pozisyonlarını ve daha sonra ise benzer bir kadro ile çıktığımız geçen sezonun ikinci yarısındaki Kasımpaşa ortalama pozisyonları göreceksiniz;

Oğuzhan grafikte yok. Sebebi Atiba ile neredeyse üst üste gelmeleri. Kafanızda tam orta noktaya yerleştirebilirsiniz.

 

İlk gözünüze çarpan oyun şablonumuzun nasıl bozulduğu olacaktır. Ama ben sizden Adriano’nun sahada olduğunda nasıl ortaya yanaştığını bakmanızı ve Caner ile karşılaştırmanızı istiyorum.

Ne Yapmak Zorunda Kaldık?

Pas organizasyonu işlemeyince oyunumuz Pepe ya da Fabri’nin ayağından uzun kullanılan toplara kaldı. Bu da maçın en ilginç istatistiğini ortaya çıkardı. Antalyaspor karşısında en fazla hatalı pas yapan iki oyuncumuz Fabri (16) ve Pepe (13) oldular. Aşağıda bu iki oyuncumuzun pas grafiklerini göreceğiz;

 

 

Kırmızı çizgilerin büyük bölümü uzun paslar. Orta saha oyuncularımız markaj altında olunca ve alternatif pas ağı da oluşturamayınca, oyun kurma işi özellikle Pepe’nin ayağına kaldı ya da Fabri oyunu pasla başlatamadı. Dolayısıyla yukarıdaki tablo ve sonuç kaçınılmaz oldu. Geçen sezon ben öncelikle Marcelo özelinde olmak üzere böyle bir istatistik ile karşılaştığımı hatırlamıyorum.

Cenk Tosun

Her sezon başı nasıl imdada yetişiyor Cengo? Artık her maç ”kendini ispat etmek zorunda olan” kategorisinden, ”her maç tereddütsüz alkış alan” seviyesine yükseltilmeli Tosun Paşa. Öyle ya da böyle, çoktan hak etti bunu.

Cem Abi’ye katılmamak elde değil. Benim gözümde de maçın en iyisi Cenk idi. Son dört sezondur olduğu gibi sezon açılışında gol atmak dışında, işlemeyen orta sahamız karşısında çokça kendini geri atarak, top dağıtımına yardımcı oldu. Öyle ki dakika 70’i gösterdiğinde topla en çok buluşan üçüncü oyuncumuzdu. Bu istatistik maç sonunda da kısmen devam etti ve Cenk toplam 50 kez topla buluşarak bu alanda 4. en iyi oyuncumuz olmayı başardı. Bu çok nadir rastlayabileceğimiz bir istatistik.

Aşağıda Cenk’in pas trafiğini görüyoruz;

 

Bu grafik genel anlamıyla Cenk’in sahanın her yerine ayak bastığını ve oyuna nasıl katkı sağlamak istediğini anlatıyor.

Ayrıca ilk yarıda Beck ile girdiğimiz gol girişiminde Cenk, çok doğru bir pozisyon alarak Beck’den gelecek pası bekledi. Fakat Beck’in kısa zamanlı tereddütü ve sonuçta yanlış tercihi belki de maçı erken kopartmamıza engel oldu.

Sonuç olarak Cenk’imiz hazır. Fizik olarak da en formda oyuncumuz. Negredo’nun formaya beklenenden geç kavuşması şaşırtıcı olmayabilir.

Genel Değerlendirme

Sezonun ilk maçında üç puanla başmak önemli idi ve bunu başardık. Şenol Hoca’nın da defaatle belirttiği gibi milli araya kadar olan bölümde (2 maç kaldı – Kasımpaşa(D) ve Bursaspor) maçları ne kadar hasarsız atlatırsak o kadar iyi. Sonrasında hem oyun tempomuz istenilen seviyeye çıkacak hem de yeni transferin takıma katılma süreci tamamlanmış olacak. Zaten hemen ardından Şampiyonlar Liginin başlamasıyla yoğun bir fikstüre gireceğiz.

Şuanki süreçte ise, özellikle iyi futbol beklentisi bakımından sabır çok önemli.

Son olarak Şenol Hoca’nın maç sonu açıklamasında belirttiği bir konuya değinmek istiyorum. Ben Medel’den stoper bölgesinde faydalanacağımızı düşünüyordum. Bunda en büyük etken Medel’in geçen sezon Serie A’da çıktığı 26 maçın büyük çoğunluğunda stoper bölgesinde (16) oynamasıydı.

Fakat Hoca’mız asıl pozisyonunun orta saha olduğunu ve öncelikle orada düşündüğünü belirtti. Mevcut orta sahamızda ne şekilde rotasyona dahil olur ayrı bir soruyken, bu durumda stoper bölgesindeki sayısal eksiklik (ben yazıyı yazarken Vida haberleri çoğalmıştı) de devam etmiş olacak.

Hali hazırda 17 sözleşmeli yabancı futbolcumuz olduğunu düşünürsek, stoper hattına yapılacak bir transfer ile en az 4 yabancı oyuncu ile yollar ayrılmalı. Daha öncede yazdığım gibi bu isimlerin; Aras, Milosevic, Pedro ve Boyko olması büyük ihtimal.

Sonrasında transfer olur mu bilmiyorum. Ama Hocamızın Türk futbolcu eksikliğinden bahsetmesi, belki bu alanda çalışma yapılabileceğini gösteriyor. Benim kişisel fikrim böyle bir çalışma yapılırsa, özellikle Türkiye altyapısından yetişmiş oyuncu tercih edilmesi yönünde.

Yeni sezon tekrar hayırlı olsun…

 

Ufuk Küçükdağlı

 

Bir Cevap Yazın