İnanın Az Kaldı

Trabzonspor, kalan fikstürde kağıt üzerindeki en zorlu rakibimiz durumundaydı. Şampiyonluk yolunda ilerleyen takımımız için kolay bir maç olmayacaktı ama futbol oynamaya çalışan iki formda takımın zevkli mücadelesi, seyir zevki bakımından çok şey vaat ediyordu. Öyle de oldu!

Bu sezonun en keyifli maçını izledik. Buna, “atanan hakem” bile engel olamadı. Bu yüzden, öncelikle Beşiktaş’ımıza ve daha sonra rakibimize teşekkür ederek başlamak istiyorum. Ligimizin isminde yer alan “süper” kelimesine uzun zaman sonra -iki takım bazında- anlam kazandırdıkları için…

Hücum Gücümüz

Bu sezon bizi diğerlerinden ayıran en önemli özelliğimiz hücum çeşitliliğimiz ve gole yakın, her an her şeyi yapabilecek usta ayaklarımız. Bu sezon dört farklı kulvarda çıktığımız toplam 44 maçın sadece dört tanesinde gol bulamazken, geriye kalan 40 maçta 84 gol atmışız. Ancak sona doğru yaklaşırken bu özelliğimiz daha da belirgin bir şekilde öne çıkmaya başladı. Ligde son iki haftada bulduğumuz toplam yedi gol ilk planda normal bir istatistik gibi dursa da bunu özel kılan bir kaç unsur var.

Gençlerbirliği bizim maça kadar kalesinde sadece 23 gol -bu alanda ligde 3. idi- görmüşken, defansif yönü güçlü bir ekip olarak karşımıza çıkmıştı. Trabzonspor ise oynadığı son on maçta kalesinde sadece 3 gol görmüş ve yeni stadında oynadığı dört karşılaşmada ise kalesini gole kapatmıştı. Bu takımlara karşı bulduğumuz yedi gol bu açıdan önem arz ederken, bu gollerin 6 farklı isimden gelmesi ve 8 ismin doğrudan katkısı olması, takımın her bir parçasının ne kadar hücumu düşündüğünü ispatlıyor. Ayrıca yine bu iki maçta bireysel yetenekle, duran topla, sağdan/soldan yapılan ortalarla ve ceza sahası dışından şutla goller bulduk ki, bu da gol opsiyonu yaratmak bakımından sıkıntı yaşamadığımız ispatlıyor. Kilidi açacak silahımız, hatayı değerlendirecek usta ayağımız hep oldu.

Ayrıca kısa bir süre öncesine kadar bahsettiğimiz final paslarındaki başarısızlığımızı da minimuma indirdiğimizi belirtmek gerekiyor. Evet goller kaçırıyor, son pas tercihlerinde hata yapıyoruz ama en azından ataklarımız olgunlaşıyor ve sonuçlandırabiliyoruz.

İnanç/İstek

Bazı detaylar vardır ki size asıl hakkında çok önemli ipuçları verir. Dün 90+1’de bulduğumuz gol belki de bu sezon şampiyonluğu getiren gol olarak anılacak. Ancak bu golün içinde barındırdığı bir detay ise bence şimdiden şampiyonluğun hikayesini anlatmak için yeterli.

Bu sezon Gs, Benfica, Kayseri maçlarında geri dönüşe imza atan takımımız, yakın zamanda ise büyük bölümlerini eksik oynadığı Olympiakos ve Antalya maçlarını bırakmamayı ve hatta koparmayı bilmişti.

Son ana kadar kazanma/kaybetmeme isteğini ve inancını içinde barındıran güçlü bir takımımız var. Trabzon deplasmanında da bunu ispatlayan anlara şahit olduk. Mesela; Talisca’nın frikiği sonrası sevinmek yerine topu bir an önce santraya götürmek için Cenk ve Adriano’nun çabası gibi…

Ama ille de böylesine eforlu bir maçın 90+1. dakikasında Gökhan’ın ve Atiba’nın bulundukları yer ve gelen gol…

Bu takım son noktaya kadar çabalıyor ve de kazanmayı istiyor… Herkes maç berabere bitti gözüyle bakarken ve belki de beraberliği iyi bir skor olarak görürken, tam 7 oyuncumuz hala rakip sahada gol arıyor ve buluyor da… Golden sonra kariyeri en önemli kupalarla dolu adam, ilk kez maç kazanmış gibi sevinebiliyor…

Bu istek ve inanç devam ettiği sürece bu takım bize daha fazlasını hayal ettirecek…

Galibiyetin Önemi

Bir süredir ulaşmak istediğimiz şampiyonluğu; “Çok değil inanın az kaldı az” söylemi ile anlatmaya çalışıyorum.

Trabzon karşısında elde ettiğimiz galibiyet ve üç puan, bu zamanı çok daha kısalttı. Artık şampiyonluk çok daha yakın. Ama bu galibiyetin önemi bununla da sınırlı kalmıyor.

Şimdi gözümüz arkada kalmadan, kimin ne yaptığını önemsemeden, üzerimizde lig baskısı olmadan ve en önemlisi kazandığımız moral ile Lyon maçlarına odaklanabiliriz.

Rakibimiz güçlü ama kura çekiminin öncesinde yakaladıkları form düzeyinde değiller. Turun anahtarı büyük ihtimalle oradaki maçta saklı olacak. Bulacağımız her gol bizi tura yaklaştıracak. Yapabilir miyiz? Ben şahsen çok umutluyum.

Zira dediğim gibi, bu takım bize daha fazlasını hayal ettiriyor. Hayalimiz ise düşler sahnesi…

Ve Şenol Hoca önderliğinde düşlerimiz de dehşetli güzel olacak…

.

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın