Trabzonspor 3-4 Beşiktaş

Daha önce defalarca bu köşede yazmıştık, bu ligin uluslararası alanda pazar yaratması için referansı ve yurt dışına emsal gösterilebilecek tek oyunu, Beşiktaş maçlarının olduğu bir kasettir. 

Bu ligin kurtuluşu da ileride oynanması gereken oyun da Beşiktaş maçlarında ve Şenol Hocanın beyninin bir köşesindeki fikirlerde saklıdır. Eğer ki lig bazında bir ”kurtuluştan” bahsedilecek ise oyun temposu da hücum setleri de, örnek olarak ne aranıyor ise Beşiktaş oyunlarında gizlidir.

Rakip ne zaman ki yüksek yüzde ile hücum eder, ne zaman Beşiktaş temposuna ayak uydurur, işte o zaman ”izlenilecek” bir seyirlik sizi, beni, herkesi, ekran başına çiviler.

Yapılması gereken tek şey de Beşiktaş takımına çamur atmadan, karalamadan, oyununu oynamasına izin vermek, hakemleri bu oyunun akıcılığına adapte etmek, kafalarındaki bin tilkiden arındırmak, Beşiktaş’ı nasıl durdururuz hezeyanlarından kurtulup, bu oyunun peşine düşmektir.

Eğer 10 yıl sonra bir ”ligimiz” olsun istiyorsak, yapmanız gereken uzatmadan, kıvırmadan budur.

Biz Beşiktaşlıyız, 30 yıl sonra yaşar isek, şu maçı anlatıp, nasıl gurur duyacaksak, edindiğimiz tecrübelerden bu işin evvelinin olmadığını, önümüze hemen bakmamız gerektiğini biliriz. Başkaları gibi palavra manşetlere takılı kalmayız, yapacak işimiz çok çünkü.

Hocamızın dediği gibi; ”Lyon’a bu oyunu oynarsak, başımız çok ağrıyabilir. Hatalarımızdan ders alacağız”

Ben de her ne kadar duygusal bir Beşiktaşlı olsam da övgü ve destan yazılarını diğer kardeşlerimize bırakıp, hocamız ne demeye çalıştı, size yine onu göstermeye çalışacağım;

Duran Topta Adam Paylaşımı ve Rebound Sıkıntımız ; 

Dakika 2.Yukarıda solda, yapılacak ortanın başlangıç resmi. Son maçlarda yapmaya başladığımız Tosiç önderliğinde ”adam paylaşımı” yanlışlarımıza çok güzel bir örnek. Yarı alan, yarı adam adama duran top savunmamız, daha 2. dakikada yerle bir.

Top aynen resimdeki gibi Gökhan’dan sekip en arkadaki adama ulaşıyor. Okay ıskalıyor ve yine yeni hastalığımız ”dönen topları alamama” ortaya çıkıyor. Olcay iyi vuramıyor (yukarıda sağda) Yine hocamızın demeci gibi ; ”Çok gömülüyoruz”… 

Dönen topa müdahale etmesi gereken orta saha oyuncularımız ceza sahası içinde çakılı. Burada verilecek refleks, ya acil ”çıııkkkk” komutu, ya da başta duran top savunmasında ”doğru” adam paylaşımı.

İki maçtır her dönen topu almaya çalışan komutanımız Atiba her yere yetişemiyor. Talisca ve Oğuzhan, hatta Q7 buralarda olmalı.

Perşembe onların bu maçlarda yaptıklarından daha fazla ”savunma” mesaisi vermelerine ihtiyacımız olacak. Toplu oyunda ne veriyorlar ise ”topsuz” oyunda fazlasını vermelerine ihtiyacımız var.

(Trabzon golünde Tosiç başlangıçlı hatalar zincirinde, Okay’a karşılık gelecek iki adamımız da başka yerlerde idi. Onu karşılayacak adam Ozi yada Talisca olmalı idi. Yukarıda Talisca’nın maalesef pozisyona nasıl uyanamadığının resmi. 32’de Fabri’nin Ozi’ye tepkisini hatırlayın!!!)

Hızlı Adam Savunması

Castillo’nun yaptığı 6 driplingde, 4 isabet ve başarılı atak sonlandırması şaşırtıcı değil

Gökhan bakın ne dedi; ” Bazı pozisyonlarda önde kaldım. Daha dikkatli olmamız gerekirdi”. Perşembe atletik özellikleri yüksek olan en az 6 oyunculu bir takıma karşı oynayacağımız aşikar. Gökhan’a oynar ise Q7,oynamaz ise onun önünde oynayacak olan oyuncumuzun ”yardım savunması” getirmesi elzem. Oğuzhan ve Talisca’nın da önde daha geçilmez olmaları, gerekirse ”Yugoslav” faullerini dozunda yapmaları da şart. Gol morali ile yaptığımız 20 dakikalık presi 70 dakikaya yayar isek işler değişir, ancak bu aşamada fizik kalitemiz açısından mümkün gözükmüyor! Top kayıplarını ise en aza indirmemiz şart oğlu şart. Özellikle Talisca’mızın biraz daha orta saha gibi oynaması olmazsa olmazımız! Gollerine ne kadar ihtiyacımız var ise onun top kazanmalarına da ihtiyacımız var. Özellikle yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi ”topsuz” oyununa…

(aşağıda 46’da Castillo yine vuruyor ve Fabri çıkarıyor. Taliscamız yine ve maalesef uykuda. Savunmamız da yine gömülü yakalanmış!!!)

Bitiricilik!

4 gol atıp, bizi havalara uçurmuş takım daha nasıl bitirecek diyenleri duyar gibiyim, ancak dün Babel solda Adriano ile yaptığı mükemmel ortaklığı, doğru şut ya da doğru final pasları ile taçlandırsa idi, maç 20’de 3-0 olmuştu. Böyle efsanevi finalleri her zaman tercih etsek de Lyon maçında ayağımıza gelecek fırsatları daha yüksek yüzde ile değerlendirmez isek başımız ağrıyabilir. Özellikle Cenk hiç olmadığı kadar hareketli olmalı, rakip savunmayı sürekli rahatsız etmeli Perşembe günü. Atletik ama doğru alan paylaşımda sıkıntılı olan Lyon savunmasını açacak yüksek yüzdeli şutları Babel’den bekliyoruz. Dün ne atamadı ise hepsini atmasını da!

Tosiç 

Fizik gücü ve isteği olarak bulunduğu konumu hak etse de Tosic’imiz, dün yaptığı 5 hatalı çıkış ile Lyon maçı için ilk tercih olması gerektiği hakkında kafamızda koca bir soru işareti bıraktı. Her yaptığı pozisyon hatasının, kalemizde gol pozisyonu olması da onun mevkisinin önemini, hocamızın ”net stoper” diye ısrarlarının karşılığı bize tekrar gösterdi. Mitroviç o bölgeyi ne kadar doldurur, hala koca bir soru işareti olsa da, Lyon maçında ya Tosiç’in bu hataları yapmamasını, ya da hocamızın başka tercihlerini görmemiz sürpriz olmaz. Ya da oraya yapılacak yama, 3’lü ya da 4’lü bir orta saha hattı ile (Tolgay-Ozi-Atiba yada Neco-Atiba, önlerinde Ozi-Tolgay gibi) olabilir.

Rüya gibi bir gecenin, rüya gibi bir devamı olması dileği ile.Herkese iyi haftalar.

.

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın