Neden Olmadı? (1. Bölüm)

Hala şampiyonluk yerine geçebilecek ikincilik şansımız devam eder iken, ”Neden Olmadı” diyen bir yazının başına oturmak her ne kadar zor olsa da, ‘‘Hanedanlık” şansını şimdilik kaybetmiş, iki takım düzenini sarsacak üçlü bir başlangıcı böyle kaçırmış isen,negatif bir yazı başlığını da hak etmişsindir sanırım.

Sezon başı ”Hanedanlık” nedir? Kurmak neden bu kadar zordur? diye sıralamış, en azından saha içinde en büyük  rakibimizin kendimiz olduğunu, transfer dönemlerinin kaderimizi belirleyeceğini izah etmeye çalışmış ,gazamız mübarek olsun diyerek de işe girişmiştik, ancak saha dışı etkenlerin bu kadar alçalabileceğini;

Türk spor tarihinin belki de en büyük karşı koalisyonuna, en büyük karşı medya ittifakına karşı mücadele edeceğimizi,@alperbah ın 4-5 kelime ile hesabından özetlediği gibi;

”Beşiktaş Olmasın da Kim Olursa Olsun Sezonuna” başladığımızı kimse bilemez idi sanırım…

7 deplasman maçını kaybetmiş bir rakibe liderlik vermek, ileri uçtaki ve orta sahadaki ayyuka çıkmış sıkıntılarımızı yazmayı diğer bölümlere bırakıp, bu yazıların en başına yapılan bu rezillikleri koymak, belki 5 yıl sonra ”yuh” diyeceğimiz bu konu başlıklarını yazmak, hatırlatmak, buradan başlamak boynumuzun borcu!!!

BEŞİKTAŞ OLMASIN DA KİM OLURSA OLSUN SEZONU….

-6 Ağustos 2017/Süper Kupa :

Rakip yönetimin dağıttığı biletleri bedava kalkan otobüsleri seyir edip, daha stat dışında başlayan, her Beşiktaş bayraklı arabaya yapılan saldırılara gözlerini kapatıp, geliyorum diyen saha içi olaylarına aynı bizim gibi seyirci olunup, işin Q7’ye ”kelebek” atılmasına kadar varmasına göz yumulmuş, cümbür cemaat sahaya dalan Konya seyircisine gözler kapatılıp, Beşiktaş tribünlerine yapılmış her türlü tahrike rağmen, sahaya inmeyen sağduyulu Beşiktaş taraftarına ve takımına, sezona bomboş tribünler önünde başlama cezasını kesmişler, spor medyamız da beklendiği üzere işi sanki ”karşılıklı” atışma olmuş gibi göstermekten hicap duymamıştır. Kısaca;

Sezona Hoş geldiniz!!!!

Temmuz 2017 Sonu itibarı ile Şenol Güneş Milli Takıma Kampanyası :

15 Temmuz 2017’de Terim mekan basıp, nedense şu anki ‘‘Melek” imajının tam aksine başta kendi camiası tarafından linç edilir iken, mevcut medya müdürleri ve yorumcular ellerini ovuşturmaya başlamıştı bile.

Sanki eldeki kontratı hiç var olmamış, 2 senenin şampiyon camiasına sormanın hiç bir değeri yokmuş gibi, her şekilde Beşiktaş zarar görür kokusunu almışlar, ilerleyen zamanlarda TFF ‘nin çok önce Luce ile anlaşmasını bildiklerini (sonra itiraf eden çok oldu) bile saklayıp, işin sanal medyada dünyanın en rezil yakıştırmasına gitmesine bile göz yumup, ”Vatan Haini” çamurunun atılmasını zevkle seyretmişlerdir.

O günlerin köşe yazıları, TV’deki yorumlarda sınırlar aşılmış, ”gideceksinnn karşiiimmm”e kadar varan kepazeliklerin ulusal ekranlara çıkması nedense ”normal” karşılanmıştı..

Hocanın ve Camianın, seni Avrupa da ki en büyük arenada direk temsil edecek takımın sezon başlangıcına bakar mısınız?

-23 Eylül 2017 Fenerbahçe Deplasman Maçı : 

3 iyi oyuncusunu, tarihinin en pahalı kadrosunun, statsız şampiyonluğu kaptırdığı bir ortamda, bu maçın bir intikam maçları serisinin başlangıcı olacağını, maçtan sonra bütün spor müdürlerinin ve yorumcularının üç maymunu oynamayı bırakın, üste çıkmalarından anlamalı idik de, normal düşünen bir insan evladı olarak, tahmin edemedik…

77 cm golün ofsayt diyerek iptal edilmesi, bu maça özel sahaya çıkıp, tekme üstüne tekme atan Ekici’nin göklere çıkarılması, şu anda nerede olduğunu bilmediğim Ozan’ın bile attığı tekmelere gözlerin sımsıkı kapatılması, sezonun işaretleri imiş de, biz maalesef görememişiz…

Esas göremediğimiz, Aykut Kocaman’ın aylar sürecek manupülasyonuna nasıl yol verileceğinin başlangıcı olan maç da bu maçmış, onu da hiç düşünemedik, bize yazıklar olsun…

-Aylar Süren Aykut Kocaman Manipülasyonu

İlk maçta yaptıklarının pekala farkında olup, ”Çatır çatır yendik” diyecek kadar altında ezilmiş, gelen talimat ile 7 ay sürecek ”Bizi yapmazlar, Beşiktaş’ı kolluyorlar” demeçlerine başlamış olan Aykut Hoca, bunca ay her ne derse desin, sadece 1 maç ceza ile ödüllendirilmiş, bir ara kaçıp nerede olduğu bilinmese bile, medya tarafından şakır şakır alkışlanmıştır.

Şenol Hocanın bu demeçleri verdiğini, her maçtan sonra hakemleri yerden yere vurup işi, ”tacımızı çaldılar” diyecek kadar ileri götürdüğünü düşünsenize!!!

Muhtemelen en başta ahlak bekçisi kesilecek spor müdürleri ve yorumcuları tarafından tekrardan Kore’ye yollanmıştı bile… 2004 sezonunu ve Luce’nin nasıl kovulduğunu unutmayın.

Devam…

-Caner ve Milat…

Detayları ile tekrardan anlatmaya gerek yok. Sadece gözlerinizin önüne getirin lütfen!!!!

Olmayan madde ile ceza kuruluna sevk edilmiş, hepimizin adı gibi bildiği üzere, sonradan TV kameralarının tespit ettiği hiç bir oyuncuya ceza verilmeyecek şekilde milat ilan edilmiş, bütün spor medyası ve yorumcuları ahlak bekçisi kesilmiş, o zaman Beşiktaş’ın en formda oyuncusuna Kadıköy’de dizlerinin üzerinde verdiği selamın cezası kesilmiştir.

Oyna Devam…

-İç Sahada Deplasman Oynar Gibi…

Senelerce hakemlerin ”Bakın ben cesurum, büyükleri kollamıyorum” mesajını verdikleri İnönü kapanmış olsa da yeni stadımızda, rakiplerimiz göz önüne alındığında çok da değişen bir şey olmadı. İlk Galatasaray maçında Ozi’ye yapılan penaltı es geçildi, Gomis’in kontrolsüz hareketlerine göz yumuldu. Fenerbahçe kupa ilk maçındaki yediğimiz dayak, sonra ki kader maçımızda TT Arena’da Toşiç’e oynatılan avantaj ve verilen kırmızıyı, Vodafone’da görmek hala hayal….

Toplam üç Fb maçında maruz kaldığımız 65 faul, TT Arena’da kimsenin üzerinde durmadığı 23 faul! Ligin en az faul  yapan takımlarından olup da toplam 7 kırmızı kartı nasıl gördüğümüzü, içeride hala ev sahibi avantajını kullanamayan tek büyük takım olduğumuzu açıklamak mümkün mü?

Kafasında sadece oynamak olan, ağzından sadece ”Güzel Oyun” çıkan bir hocaya ve takıma yapılan muamele, sahada rakibe dokunmaya korkar hale gelmiş oyuncularımızı görmek, gerçekten üzücü idi…

Fernandao  ve Volkan gibi ahlak dışı hareketleri alışkanlık haline getirmiş profesyoneller hep ödüllendirilir iken, geçen haftaya kadar sükunetini korumayı başarmış Beşiktaş taraftarına ceza yağdırıldı…

Vodafone Park’ın Merdivenleri bile manşete çekildi, sonradan montaj olduğu, maçın başında insanların hala yerlerine oturmaya çalıştıkları bizzat tarafımızdan ispat edildi ama nafile..

-Fb ve Kupa Maçları…

Şampiyonlar liginde tarih yazmış takımın kupa maçlarının neden 55 gün ara ile oynandığını sorup,cevap bile alamaz iken,”yakamızdan düşsünler” dediğimiz takımla yine eşleşmek,işin tuzu biberi oldu.

Ligde güle oynaya 3 attığımız rakip, kupa ilk ayağında yine faul rekorları kırıp, başta Soldado’nun büyük tiyatrosu, sonrasında Souza ve Ekici’nin tekmeleri ile sonunda da verilmeyen Babel penaltısı ile Vodafone’dan güle oynaya çıkarıldı.

Q7’ye vurup,onu itenler görmezden gelinip, yine deplasmanda oynar gibi kartlar Beşiktaşlı oyunculara hiç tereddütsüz çıkarıldı… 70 metrer depar ile Beşiktaş taraftarına hareket çeken Volkan ikinci sarıdan ”lütfen” atıldı…

Manşetler adaleti değil, verilmesi gereken cezaları işaret etti hep. Ne yazacaklarını da kim işaret etti ise artık…

İkinci maça Babel golü ile başlayıp, yine gol iptalinden sonra bizzat yayıncı tarafından ofsayt çizgisi çekilmemiş iken olanlar oldu…

-Şenol Güneş’e LİNÇ Kampanyası..

Kan çıkmadı ahlaksızlığından tut, ”bize de yapıldı ne var ki” kepazeliğine kadar her şeyin denendiği, sonunda işin içine siyaseti sokup, işi oradan çözmeye kadar giden rezillikler zinciri.

65 yaşında adamın bütün kariyerini hiçe sayıp, onu yenememenin verdiği kin ile ”tiyatro” sığlığına başvuran yorumcular, spor müdürleri, doktorlar, histeri içinde koca bir camia!

Avrupa olsa ne olurdu? sorusuna rahatlıkla ”1 sezon ceza” cevabını verenlerin, iş buraya gelince, ”kan yok” deliliğine başvurmalarını sanırım 10 sene sonra kimse izah edemeyecek!!

Buna çanak tutmuş spor medyası mensuplarını da tarih kara harfler ile yazacak… Hem çanak tutanları hem de bu deliliği durdurun diye çığlık atamayanları…

-TeriMania

Beşiktaş’ın kafası bunlar ile meşgul, hocası adaletsizlik denizinde yüzer iken, Terim hamlesi ile kendini öne atmış Galatasaray camiası olanları uzaktan sevinçle izliyordu.

2 ay evvelki milli takım enkazının mimarı, 1905 TL maaş ile ödüllendirilmiş, foya ortaya çıkınca apar topar kamuoyu platformundan düzeltme gelip, gerçek maaş orta koyulmuş, yine 2 ay evvel aynı spor medyası tarafından yerden yere vurulan Terim, bir anda melek ilan edilip, bütün tartışmalardan aklanmıştı.

Hatta ve hatta iş, ”tazminat hakkıdır” demeye kadar getirilmiş, yapılan ve verilen bütün ”Vatan, Millet, Sakarya” demeçleri unutulmuştur.

Konya maçında 70 cm ofsayt’a yan hakem devam demiş,Beşiktaş maçının başında Medel’e atılan dirsek ”normal” görülmüş,son olarak Alanya maçında Muslera hadisesi ile de işlem tamamlanmıştır.

Şenol Hoca linç edilir iken, Hasan Şaş’ın tribüne küfür videoları hiç görülmemiş, daha bu hafta Terim’in kendi seyircisini tribünden attırıp, ettiği küfürler yok sayılmıştır..

Kısaca  her şey yolundadır…

-Ez Cümle…

Düşünün 1072 kelime yazdım ama hala Beşiktaş’ın bu sezon başına gelenleri bitiremedim. Bozulan sinirlerimiz, uykusuz geçen gecelerimiz, ”bu haksızlıklara nasıl göz yumar” dediğimiz kurullar ve elden gelen koca bir sıfır…

Kupa Sizin Olsun” kararı da olmasa içimiz soğumayacak, vicdanlarımız yatışmayacaktı sanırım. Adaletin terazisi şaşmış olsa da kötülüklerinin sınırsızlığını bir kez daha gördük. Şaşırmayız artık dedikçe daha çok şaşırır olduk…

Her ne yaşar isek yaşayalım, insanoğlu unutkan olsa da, bir kez daha savaşmaya, iki takım düzenini yıkmaya hazır ve kararlıyız. Bu yapılanları ölene kadar gözlerinize ve kulaklarınıza sokup, çocuklarınızın ‘‘Siz neler yaptınız?Ayıp değil mi idi? Değer miydi?” demelerini sağlayacağız..

Kalan çok az kombineyi de 5 dakika içinde bitirerek, Adidas’ın Türkiye sınırları içinde sattığı en çok forma satışına (501.866 adet) ulaşarak da, seyirci değil taraftar olduğumuzu herkese haykırdık!!

Unutmayın yine geleceğiz…Hemde daha kuvvetli…

 

Cem Göncü

 

Neden Olmadı? (1. Bölüm)” için 2 yorum var

  1. Burkan Yıldıran on

    çok rica ediyorum, şu rezil heriflere, Türk sporunun terörist ve hırsız camiasına “koca camia” falan demeyin..

    yöneticisinden sporcusuna, tetikçi yazar-muhabir takımından çirkeflik konusunda arşa çıkmış taraftarına, topluca şerefsizliğin – midesizliğin – ahlaksızlığın kitabını yazmış bu pislikleri hala adamdan sayıp da “büyük camia, koca camia” falan yazmayın rica ediyorum..

    İlker abi de Fante de Göncü de yazılarında “koca fb nasıl böyle alçalır” tadında cümleler kuruyor; 35 yıldır Kadıköy’de ikamet eden bir Beşiktaşlı olarak deliye dönüyorum..
    bunlar (hadi evvelini bizzat yaşamadığım için yüzyıldır demeyeyim de) on yıllardır bu derece kepaze bir pislik yığını, sadece bu sene kendi acizliklerinde zirve yaptılar o kadar..

    sezon özelinde kendi hatalarımızın yanında (%10), şampiyon olamayışımızın asıl sebebinin, tüm sezon boyunca üzerimize yapılan büyük operasyon olduğu (%90) gerçeği ile sezon değerlendirmesi yapmak, en hakkaniyetli şekilde davranmak olacaktır.. Eline sağlık Göncü..

    Cevapla

Bir Cevap Yazın