Eksik Tuğla

Dün gece yayıncı kuruluşta Serkan Akcan aynen şöyle dedi;  ”Beşiktaş tuğlaları tamamlamak zorunda, hep eksik tuğla yüzünden artık fırsatların kaçmaması lazım” Peki haklı mı idi? Tek bir eksiğin olduğu koca bir duvarda, sadece tek bir eksik tuğlacık nelere mal olabilir ki? Beşiktaş için, benim de hep kullandığım deyimi ile ”eşik” geçen sene hangi maç idi mesela?

Hangi eksik tuğla bu eşiklerde duvarın sallanmasına neden oldu sizce? Ya da biz,  hangi duvarın üstüne çıkıp oturmak istedik ki?

Çoğumuzun kelimeleri ile ”bu takıma 2-3 takviye ile uçar gideriz”. Peki nereye uçuyoruz ya da uçmak istiyoruz diye sadece Şenol Güneş mi soruyor kendi kendine…

Peki ”Ligi koyalım ligi” diyenlerimiz için, iki şampiyonluğun yeterli olduğunu düşünen var mı? Benim için bile yeterli değil iken hem de.

Peki ”biz zaten gruptan falan çıkamayız, ffp de var,hayal görmeyelim” cilerin fikirleri değişti mi sizce? Hiç sanmıyorum…

Pekiler silsilesinden devam eder isek peki bu kadar rasyonel bir topluluğun sadece ligin yeterli olduğunu düşünmesi ve şampiyonlar liginde ”olduğu kadar” demesi ne kadar ”rasyonel” sizce?

Başkan Çin de yeni pazarlara açılmış ”gelecek burada” demeçleri verir iken rekor ile havamızı attığımız ”Come to Beşiktaş” t-shirt’ünü üstünden çıkarmaz, Costa’ya kulak kabartmış iken yan hava limanında Milan inişinde İtalyanca bağıran Çinlileri seyreder iken hem de, ”geleceği” sadece lokal ligde aramak için ne kadar rasyonel olmak gerekir?

Yapabileceğin en büyük reklamın Şampiyonlar Liginde gruptan çıkmak olduğunu biliyor, Çin’de Türkçe tezahüratları duymanın yolunun buradan geçtiğini biliyor iken, Mangala gelmez ise onun azı başka bir isim başkanı tatmin edecek midir artık? 

”Ah be Marcelo olsa idi bu turu geçmiştik” dememek için geleceği iyi inşa etmeli , ”Ah be Toşiç, o penaltı öyle mi atılırdı” dediğimiz için geçmişi unutmamalıyız.

Beşiktaş’ın eksik tuğlası ”idare ederiz” kafası, eşiği ise kendi kendisidir. Bu sene hepsinden zor olsa da, Şampiyonlar liginin anahtarı, Türkiye ligi hegemonyası ve turlar hayal falan değildir.

Geçilemeyen ”eşiklerimizi” geçmek için, planımızı iyi yapmalı, şartlarımızı zorlamalıyız. Lyon maçındaki eksikleri görmeli, işin Kiev maçlarına kalmamasını sağlayacak hamlelerini yapmalıyız. Eğer yine kura şansımız iyi gider ise bu sefer fırsatı kaçırmamalı, 50 maçlık maratonlara hazırlıklı kulübemizi oluşturmalıyız.

Tolgay’ın defansif eksikliğini unutmamalı, Atiba’nın son maçlardaki iflasını kulağımıza küpe yapmalıyız. Hoca Mayıs ayında kulübeye bakınca oyuna sokup, kader değiştirebilecek ”net” adamları arkasında görebilmeli, ”ahları vahları” artık arkamızda bırakmalıyız. Ancak böylece kendi duvarımızı tamamlar, gerekirse o duvarın da üzerinden atlayabiliriz.

Biliyorum şartlar ağır, niyetler iyi, başkanımız çok çalışkan ama hayat klişe ile ”kaçırılan fırsatlar mezarlığı” işte. Kapanmaz gibi duran borcumuzun en önemli eşiği ”başarabiliriz, yapabiliriz psikolojisini” bırakmamanın tek yolu da ”sürekli başarı” ve ”hanedanlık” kurmak.

Kaybedecek tek günümüz, kaygılara ayıracak senelerimiz yok artık. Futbolda değil, hayatta da artık yeni motto ; ”Dün yok, yarın var, arkana bakma düşersin” işte. Geleceğin hep  bizim olması dileği ile…

 

Cem Göncü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.