Bursaspor 2-2 Beşiktaş

Johan Cruyff ”Benim Oyunum” adlı otobiyografisinde şöyle anlatır;

İyi oyuncu topa sadece bir kere dokunup nereye koşacağını bilen oyuncudur. Her çalıştırıcı hareketlilikten, çok koşmaktan ve vites artırmaktan bahseder. Ben o kadar koşmayın derim. Futbol beyinle oynanan bir oyundur. Doğru yerde ve doğru zamanda, ne erken ne de geç olmanız gerekir

Günümüz futbolunda atletizm artık Cruyff’un dediği kadar önemsiz olmasa da futbol aklı hala ve hala çok çok önemli. Sanırım Beşiktaş’ın şu an en büyük eksiği de bu..

Sahada ayarlanamayan tempo, presin ne zaman yapılıp ne zaman bitirileceğinin zamanlamasını yapamamak, oyunu soğutup, yeri geldi mi frene basamamak Beşiktaş’ın lider bir oyuncusunun olmadığının resmi…

Yoksa büyük takımın maçı 1-0’a bağlaması, ya da tempoyu ayarlayıp 2-3’e gitmesi çokta mucizevi bir iş değil.

Bugün sahada her yapılan pas trafiğinde Bursa’nın nasıl oyundan düştüğünü görecek, sürekli uzun vuran takımı uyandıracak, arkadaşlarını uyarabilecek, oyunu soğutup 70.dakikalara Love’a uygun hale getirecek bir futbol aklı maalesef sahada yoktu, kadro da var mı? İşte bu senenin anahtar sorusu da bu…

ORTA SAHA SIKINTISI…

Ben yazmaktan siz okumaktan bıktınız ama sürekli orta sahada yenilip, Beşiktaş orta sahalarının skor özürlü istatistiklerini gördükçe, yaralar tekrar tekrar deşiliyor.

Beşiktaş orta sahası ”tek bir” 6 numaranın yapması gereken fiziki mücadele ve süpürme işini 3 kişi ile, tek bir 8 numaranın yapması gerekeni 2 kişi ile, tek bir 8.5-10 numaranın yapması gerekeni yine 2 kişi ile yapmaya çalışıyor.

Medel elinden geleni yapıyor ama gününde olmayan bir Talisca ile zaten eksik orta sahamızda üstüne gelen 3 tane atlet orta sahaya karşı durması imkansızlaşıyor. Hava toplarında da her zaman ondan Michael Jordan sıçrayışı beklemek haksızlık. Zaten fiziği de buna müsaade etmiyor…

Ozi’ye uygun oyuncular almadık tamam. Onun rahat edeceği yukarıda bahsettiğim ”lider” 8.5 da aramadık tamam ama maçın sonlarında ayakta duramamak? Fizik mücadelede sürekli yenilmek?

Talisca üzerine kurulmuş, bu sene arayıp karavana attığımız ”leblebici forvet” rolünü geçen seneden kopya ile üzerine yüklediğimiz sistem, 3. maçta iflas etti. Talisca sahada gezindi durdu.

Medel’in yanına geçtiği dakikalar hayretle en iyi dakikaları idi. Denize düşen ”yılana” sarılır misali ileriki maçlarda onu orada görür isek hiç şaşırmam ama sanırım alınmayan lider orta saha için kafamızı duvarlara daha çok vuracağız…

Kısaca, herkesin rüyası Medel-Oğuzhan orta sahası daha ilk maçtan su kaynattı. Talisca desteksiz, Babel’in topa basıp rahatlattığı zamanlardan yoksun, zaten arızalı orta saha modelimiz, ”yaşlandı” dediğimiz Atiba’yı bas bas bağırarak aradı!! Seneye hala ve hala buraya yama yapmayı düşünüp, kısmen ve büyükçe bir yenilenmeye gitmez isek bu günleri de mumla arayacağımız da aşikar…

FORVET HATTI

Negredo golünü atıp rahatlamış gözüktü ancak yetmiyor. Beşiktaş forveti ceza sahası içinde vurması gereken pozisyonlarda bile pas vermeyi düşününce olmuyor. Hareketli oyunda adam eksiltemeyip, kaleye tek bir şut bile atmayınca rakip defans 20. dakikada rahatlayıp, keyfine bakıyor.

Love belli ki topu ileri taşıyacak ancak Alanya’daki ceza sahası içi rahatlığını da bulamayacak. Onun da kendini 2-3 kademe ileri atması şart. Yoksa aynı orta sahadaki gibi 1 kişinin işini 2 kişi ile yapmaya devam edeceğiz…

KANATLAR

Babel’siz olmaz. Bugün bunu apaçık gördük. Lens iyi niyetli ancak bir türlü maç temposunu yakalayamıyor. Sürekli bir panik hali içinde her şeyi yapmaya çalışıp acele kararlar veriyor. Kendini ispat etme psikolojisinden çıkıp takıma ayak uydurması onun için en iyisi olacak ama bu hali ile bu da mümkün gözükmüyor.

Maçı Twitter’da Q7 üzerinden yorumlayanlar kusura bakmasınlar; topu kanatlara taşımaktan aciz iken,”Q7′ Love’a atmalı” idi deyip ,bütün maçı buraya bağlamak büyük haksızlık. Hele ki mevcut pozisyonda, o pası oraya atmak çok çok zor iken.

Geçmiş referansları, bu maç özelinde beni hiç ilgilendirmiyor. Şu maçta onu en çok eleştirebileceğim yönü, yine ”Gol Özürlü” olması. Maçta bir kurtarıcı arar iken, ”Artık yap be olm”’ diye kendimi yırttığım da doğrudur ama olmuyor,olmuyor…

Mustafa‘nın girip takıma ”pas bağlantısı” kazandırması, hareketlilik getirmesini atlarsak ona haksızlık etmiş oluruz sanırım. Bunun yorumunu da size bırakıyorum. İster takımın hali diyin, ister ”çok çalışıyor” diyin…

DEFANS

Gökhan’ın kötü görüntüsü bir yana hepiniz gibi bende gözlerimi Vida‘ya diktim dikmesini de, Pepe‘nin sürekli değişen partneri sebebi ile bocalamasını gözden kaçırmak imkansızdı. Sahi Toşiç nerede???

Vida da bocalıyor ki buda çok normal sanırım. Çizgiyi orta sahaya yakın kuran bir takımda, sürekli pozisyonunu kaybetmesi, bu yüzden tekrardan 2. hamleleri bolca yapması, onun da zamana ihtiyacı olduğunu ancak Beşiktaş’ın bu sene zamanı kaldı mı sorusunu akıllara getiriyor…

Bunca sıkıntı arasında burada felaket tellallığı yapıp, ”bitti bu iş” diyecek kadar iddialı olmamı beklemeyin lütfen. 43 yaşıma kadar bu takıma elimden geldiğince destek vermiş bir adam olarak, görüntü her ne kadar iyi olmasa da takıma yine elimden geldiğince destek vermemek hem ayıpların en ayıbı olur, hem de sevdama uymaz.

Beşiktaş’ı hayatının baş köşesine koymuş insanlara, ”desteğe devam” aklı vermeye de gerek yok. Beşiktaş var oldukça, bizde orada ona omuz veriyor olacağız. Allah utandırmasın…

 

Cem Göncü

 

Bir Cevap Yazın