Bıktık!

Normal bir futbol ülkesinde, normal yorumcular bunları konuşulabilir mi?

‘Beşiktaş’ı ancak sertlikle durdurabilirsin!”

”Seyirci baskısı, ev sahibi avantajı ile sert oyun oynamak zorundalar!”

”Sertlik fb’nin bir numaralı silahı olacak!”

”Normal oyunla Beşiktaş’ı yenemezsin. Sertliğe başvuracaksın!”

Bütün hafta tv’lerde ”Beşiktaş Nasıl Durdurulur?” derslerinin 1 numaralı cümleleri bunlar idi. En akıllısından, en uyanığına hepsi bunlardan bahsetti durdu. Hiç utanmadan, sıkılmadan.

Ne oynayacağı belli bahanesi ile, Beşiktaş’ı nasıl durdurursun diye, bütün hafta böyle böyle kendilerini parçaladılar ekranlardan. Ağzımız açık seyir ettik. Sanki normalmiş gibi sustuk kaldık…

Peki, maça ”atanmış” Ali Palabıyık izole bir kutuda mı yaşıyor sizce?

Hafta başı kendisini elektrik ve su olmayan bir yere, Sahra Çölü’ne falan mı götürüp atıyorlar?

Bir tarafın 3 yıldır Türkiye’de futbol oymaya çalıştığını, diğerinin bu sene ve her sene bağıra bağıra, hatta tribün motto’ları “vura vura, kıra kıra” sadece istediğini almayı şiar edindiğini bilmiyor mu hakem trio’ları?

Bana göre gelmiş geçmiş bir numaralı hakem Collina’nın ”Maçlardan önce takımların maçlarını defalarca izlerdim, kimler sert oynuyor, kimler oynamaya hevesli tespit eder, ona göre maçlara çıkardım” demesi art niyetli olmasından mıdır? Yoksa dünyanın bir numarası olmasından mıydı?

Ali Bey’imiz ve kurullar bunları avucunun içi gibi biliyor. Biliyor ama bilmek istemiyor, görüyor ama vermek istemiyor. Eli gitmiyor, gidemiyor, yüreği zaten elvermiyor. Talimatla ve korku ile ancak bu kadar oluyor.

Senelerdir fb’yi ”yarışta tutacağız” diye yapmadıkları kalmıyor. Benim Şenol Hocam da hala orta sahaya futbol oynayacağım diye Atiba-Ozi koyuyor. Ah Hocam ah…

Hoca, senelerdir futbol oynayalım diye geldiği yerden küfür üstüne küfür yiyor. 3 metreden oraya ”özel olarak” yerleştirilmişlerden yemediği hakaret, tükürük kalmıyor. Planlı şekilde sahte paralar atılıyor, hakaretler, küfürler durmuyor.

Faullere, kırmızılara öylece bakıyor Hoca. Hadi belki bunlar tartışılır diyor içinden ama 1 metre geriden çıkana bayrak kalkıyor. Cenk’e iki kere basılıyor gözünün önünde, verilemiyor, vermiyor.

Bu arada aynı hakem trio’su, bir hafta önce de Lens’e bayrağı çeken, aynı trio! Tesadüf mü?

İnsan olan dayanmaz, Hoca da dayanamıyor….

Oyuncuların hali ise daha vahim. Daha az maaşlara geldiklerini belgelerle ortaya koyulsa da bir türlü bu ”garip” taraftar grubuna anlatamıyorlar. Kendi yöneticileri bizzat ”2.700 verdik, gelmedi.” dese de, anlamıyorlar. Küfür, kafir gırla gidiyor.

Bu grubu 20 senedir yönetenler de “hak ettikleri gibi yönetiliyorlar” sözünü nasıl hak ettiklerini gösteriyor. Nefret ve kaos ile yönetmenin kralları, ”Kazanalım da, nasıl olursa kazanalım!” kelimelerini icat edenler, hiç utanmadan sıkılmadan, insanların özel hayatlarına dil uzatmaya, manşet olmaya devam ediyorlar. Hem de sadece dün değil, 20 senedir….

Aldıkları cezaları ”amannn sol yanıma” diye güle güle karşılıyorlar. Ellerinde olan gazete müdürleri, oluşturdukları sosyal medya hesapları, muhabirler bariz şekilde ortada iken, suçlanmıyorlar. Normal bunlar ülkesinde, oyunun ve hayatın içine sıça sıça devam ediyorlar. Hiçbir şey olmamış gibi. Oyna, devam…

20 senedir yetiştirdikleri nesil meyvelerini veriyor. Seremonide el hareketi yapan çocuğu alıp duvarlarına poster yapabilirler ama nasıl olsa devamı da geliyor. Ayıplayan yok. Omuzlarındaki ”ayıp” apoleti her sene daha çok yıldız kazanıyor. Alkışlarla….

OYUN?

Unutmadan, bir de maç oynandı di mi dün? Medel sağ bekte çok aksadı mesela. Medel’i koy kaleye orada bile oynar diyenler yanıldı.

Ozi yine psikolojik baskıda sindi mesela. Daha sert bir orta saha, maç içinde daha esnek olmalı idik (Atiba-Medel pozisyon değiştirmeli idi). Talisca’nın golü varsa şahane, yoksa “ara ki bulasın” oyunu mesela, transfer döneminde burayı yamamalı idik, artık bir formül bulmalıyız falan filan.

Ne anlatıyorum yahu ben? Bayağı hakemi de yeneceksin romantikliğine bağladım işi…

Böyle işte. Moraller bozuk, canlar sıkkın ama bunun bizi daha çok kenetleyeceğini, daha güçlü kılacağını,düştüğümüz yerden daha kuvvetli kalkacağımıza da cümle alem biliyor. Gevşeyen tellerimizi sıkmanın vakti geldi geçiyor. Bu işin peşini bırakmadan, yel değirmenleri ile savaşmaya devam edeceğiz.

Yine iyiler kazanacak!!!

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın