Beşiktaş 4-1 Kasımpaşa

Tekrara gireceğimin farkındayım, ancak 2 maç kala burada teknik-taktik analizi kasmak, dünyanın en zor şeyi. Maçı alalım da, nasıl alırsak alalım haftalarında, benim bile artık maçtan sonra yorgunluktan dağılmış halim ortada iken, zihnimin ve vücudumun toparlanmasının 3 gün sürdüğünü göz önüne alınca, Talisca’nın savunma hamleleri ya da yediğimizi kopya golleri anlatmaya çalışmak, takımın topsuz yapamadıklarını ya da daha iyi yaptıklarını göstermek gerçekten zül.

Geçen hafta çıkmayan yazının da sebebi bu. Soranlara, özür de dileyerek bu haftayı boş geçmemeyi görev edinip, elimden ne çıkarsa, ne gelirse, yazmaya çalışacağım. Buyurun;

Top rakibe mi bırakıldı? 

Top hakimiyetine dayalı oyun malumunuz Beşiktaş’ımızın 2 senedir oyun şekli. Dün Paşa’nın daha çok topla oynaması (%52) çok da bizim başımıza gelen bir şey değil. Tribünde ”yahu bunlara top mu oynatıyorsunuz” diye avaz avaz bağıran abimiz kısmen haklı olsa da rakibi yok saymak bizde genel bir yanılgı.

Paşa’nın son 8 maçının 6’sında topla daha çok oynayan taraf olması, Beşiktaş’ı durdurmanın ilk şartı ”kalabalık orta saha ve merkeze baskıyı”  uygulama adına orta saha merkezinde Batuhan dahil 6 kişilik bir kalabalık ile durması, Tolgay ve Oğuzhan’ın mevcut melekelerinden ilklerinin ”top kazanmak” olmaması, mevcut manzarayı ortaya çıkarıp, ıslık oranını bir hayli arttırdı dün akşam.

Şenol Hoca da maçın son bölümünde öyle fırçalar attı ki, benim bile tribünde üstüme başıma şöyle bir çeki düzen vermeme neden oldu… Peki neden?

Topu geri kazanma,kısaca; Top Kapma!

Topa sahip olmak için ne yapmak gerekir? Kaybeder kaybetmez geri kazanmak tabi ki. Dün topu geri kazanma süremiz ortalama 12.2 saniyelere çıkmış iken, Hocanın felsefesini sahaya yansıtmak hayal idi.

Juve’nin son 2 maçında, orta sahasının ”kazandığı ikili mücadele” sayısı 48 iken dün Beşiktaş orta sahası (Tolgay-Ozi-Talisca) sadece 11 mücadele kazandı. Sadece Gönül tek başına 9 mücadeleden galip ayrılmış iken hem de.

Gönül ve Adriano’nun bekten çok orta sahaya dahil kenar adamları olması yukarıdaki istatistiği çok daha önemli hale getiriyor. Adriano’nun Babel ile oluşturduğu ortaklık ve hücumlarımızın soldan  %52’sinin onunla başladığını da ekleyelim.

Dünü katmadan, Gönül’ün Q7’nin arkasını toplayıp, rakibe preste başı çekip, bunca top kazanmasına koca bir alkış yollayalım! Onsuz orta sahanın zaafları bolca ortaya çıkardı sanırım. Hele ki Atiba’sız bu dönemde.

Tolgay

Atiba’sız Beşiktaş nasıl olur sorunun cevabını 2 maçtır Tolgay elinden geldiğince veriyor sanırım. Kısa bacaklarının verdiği dezavantaj ile bolca Tosiç vari sıkıntılı kaymalar yapsa da defans melekeleri anca buna yetiyor olsa da top kazanma hamleleri ancak buna yetiyor olsa da 70 dakika takımı ileriye taşımayı beceriyor Tolgay. Son 2 maçta da bu gayreti gösterir ise kontratı daha çok tartışılacak sanırım.

Oğuzhan

Bu sezon Ozi’nin şüphelerden arınıp resmi ortaya koyduğu sezon da oldu. Benim de zaman zaman yazıp, ”lider ol,tek başına maçı al götür” tarzı bir adam olamadı,olmayacak Ozi’miz, ancak takımın geçen seneden kalan oyununun yegane temsilcisi ve her zaman hücum lideri olacak!

Onun etrafına doğru insanların dizilmesi ile neler yapabileceğini zaten kanıtladı da dün Aboubakar ile yaptığı paslar ile geçen seneyi hatırlattı bana Ozi. Umarım takımda kalır ve yanına onu anlayacak orta sahalar alınır! Onsuz bir Beşiktaş düşünmek benim için çok zor! Onun oyunu ve oynamak istediği, Beşiktaş’ın geleceği ve olması gereken oyun tarzı çünkü…

Q7

Tek başına koca bir  yazı konusu ama sezon sonunda! Seneler sonra da Q7 eminim anılıp tartışılacak buralarda. Kucağına düşmüş oyun liderliği ve topu alan herkesin onu aradığı bu sezon hep konuşulacak. Takımı önde tutabilen yegane adam olması ve bu yüzden hocanın da vazgeçemediği Q7, dün çok koştu, çok çabaladı. Maçın adamı olmayı da hak etti.

Onun Beşiktaş’ı ve onsuz Beşiktaş kısmı ise dediğim gibi, upuzun bir yazı konusu. Bu kadar yeteneğini çizgide helak etmesi ama takıma alan açması mı dersiniz, Abou’nun kafasına attığı topların, Gomez tarzı bir adam olsa ne olurdu diye hayaller kurmamız mı dersiniz, deliliği ve yapamadıkları, yaptıkları ile de yıllarca konuşulacak Q7. En azından 2 maç daha dünkü mücadelesine ihtiyacımız var.

İki Maç!

İki final maçı. Şu dakikalarda oynanacak Trabzon-Başakşehir maçından bağımsız iki maç! Elden ne gelir ise, kalpten ne kopar ise ortaya koyacakları, koyacağımız iki maç. Ataklarda ”saldırrr” diyeceğimiz, rakip gelir iken ”bağlaaaa” diye bağıracağımız, koca senenin yükünü, emeklerini, emeklerimizin karşılığı olacak iki final maçı.

Ha gayret, ha gayret çocuklar, az kaldı….

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın