Beşiktaş 3-2 Adanaspor

Beşiktaş’ın oyun merkezi ve omurgası Atiba ve Marcelo’ya doğru ve düzgün bir pres yapıldığı her maçta zorlanması tesadüf değildir. Özellikle Atiba’nın takımdan koparıldığı ya da fizik gücünün eksik kaldığı her maçta bocalayacak olmamız, rakip hocaların artık tahtalarına yazdığı ilk taktik. Üç puanı alamadığımız Konya, Başakşehir, Antalya maçlarındaki senaryo, hep Atiba’ya adam markajı ile başlar, ikili ve üçlü sıkıştırma ile biter (dün, aşağıda Atiba’ya ikili sıkıştırmaya örnekler, markaja en yakın oyuncu hep Tevfik, bir gözü sürekli üzerinde.)

70 metreyi tek başına doldurmak, 17 maç sarı kartsız oynamak, Trabzon maçında galibiyet golünü atıp, 26 yaş ortalamalı Lyon karşısında üçlü dörtlü prese maruz kalmış olup, ayakta kalmak. Bir takımın en önemli komuta merkezi, orta sahasını özellikle bu sene tek başına savunmak..

Atiba yorulmakta haklı. Haklı olmayan, devrede orta saha ihtiyacının göremeyip, ”takımda orta saha dolu” diyenler. Seneye buraya direk katkı yapacak iki lider adamı, umarım yönetimimiz şimdiden arıyordur! Çünkü aşılamayan iki eşik onlara, bu kadar hücumcu ile oynanıp, takımı buralara getirmenin ödülü Şenol Hocamıza aittir. Savunmayı hücum ederek yapan bu takım, Şenol Hocanın alameti farikasıdır.

Mental yorgunluğu da eklediğinde, böyle günlerde derinde savunma yapma özelliği olmayan, bizim gibi takımlar ne yapmalı? Bunun anahtarı ilk golde aldığı sorumluluk ile Tolgay’ın asistinde saklı. Öne doğru yaptığı çalım ve dikine savunma arasına pas. Tolgay’dan uzun süredir beklediğimiz ilk ivmelenme ve sadece bir anlık parlama sonucunda gelen gol.

Kısaca, derinde savunmayı beceremeyen takımı hep önde tutacak, en az sayıda top kaybı ile oynaması gereken orta saha işini yapmak. Sürekli oyunda kalarak, oyundan bir dakika bile kopmadan yapılması gereken liderlik!

Aynı sihri, attığı şahane gol dışında oyunu 2 farka getirecek anda, vuramadığı bomboş kafada da Aboubakar’dan bekledik ama maalesef Abou’nun ortası yok. Ya şahane bitiriyor ya da şahane kaçırıyor. Peki size bir soru; Şenol Hoca hangisini tercih eder? Sürekli belli bir standartta, sürekli vasatını yakalayan Tolgay ve Abou’yu mu? Yoksa inişli çıkışlı Abou ve Tolgayı mı? Yanıtı yine size bırakıyorum..

(aşağıda dakika 38. Şenol hoca formasyonu yine mecburen değiştirmiş,Babel-Abou çift forvetinin olmadığını anladığı dakikalar. Talisca sağa gelmiş, Ozi forvet arkasına, Babel sola, ancak savunma zaafı aynen devam ediyor.)

Dikkat edin, yapamadığımız derinde savunma değil, Beşiktaş’ın en büyük silahı ”önde savunma” aynı zamanda. Atiba duracağı yeri kaybetmiş, Ozi en önde sağda dönememiş, Tolgay’ın çevre kontrolü yine eksik. İki aktif Adana oyuncusunu savunanlar sadece savunmacılar. Yine tek pasla geçilen Beşiktaş orta sahası ve yardıma gelmeyen hücum hattı.

Savunma sadece savunmacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” demişti zamanında birisi. Artık bire birde geçilmeyecek savunma oyuncusu yok çünkü!!

(aşağıda yine Adana’nın ikinci golünden evvel pozisyon alışımız.orta sahamız yine yerini kaybetmiş.devamı gol olacak.golden sonraki bir pozisyonda Ozi eli ile öndeki oyunculara neden gelmiyorsunuz diye defalarca uyarı yaptı!!)

Devamı Adriano’nun oyuna girişi, yine oyuna aklını ve tecrübesini koyması, orta sahaya kendini ekleyip orayı üçlemesi, omurganın tamamlanması ve Tosiç’in günü kurtaran golü. Yine Necip ile merkezin tamamının ele geçirilmesi ve mutlu son.

”Rahatla be Cem Abi” diyenlere ; Kenarda Şenol Hocanın derin nefes almayı bile kendine zül görmesi, daha bitmedi bakışları, bana hep popüler olmuş, filmleri çekilmiş, bazılarının hor gördüğü, benim ise çok sevdiğim ”Alaycı Kuş” kitaplarının final sözlerini aklıma getirdi. Bazen bana kendimi de anlattığı için sanırım ; 

‘Onlara, çocuklarıma, kötü sabahlarda, elimden alınmalarından korktuğum için, güzel olan hiçbir şeyden zevk almadığımı anlatacağım. İnsanların iyi davranışlarını o zaman listelemeye başlamıştım. Tıpkı bir oyun gibi, tekrar tekrar.”

Bu sözler Beşiktaş kadar güzel şeylerin, çok sevdiklerimizin ve küçücük de olsa mutluluklarımızın hep daim olması, hiçbir zaman elimizden alınacaklar endişesini duymadığımız günlere, güzel sabahlara gelsin..

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın