Beşiktaş 2-3 Schalke 04

Hayırlı ve mutlu günlerimiz olsun dileyerek başlayalım seneye. Her şampiyonun başına geleceği gibi, duble Şampiyon Beşiktaş’ımız, artık daha göz önünde, daha ”hedef takım” olacak. Geçen sene orta sahamıza yapılan baskının daha sertine, bize daha hazırlıklı ve çalışmış takımlara, daha mücadeleci bir seneye hoş geldiniz.

Sonu yine huzur ve mutluluk ile, sevinç gözyaşları ile biter inşallah diyelim ve yazacaklarımızı, bunların ”hazırlık” maçları olduğunu unutmadan, çok da takılmadan ama eksiklerimizi de görerek yazmaya koyulalım.

İlk Yarı

Oyunun Çin’in bunaltıcı ve nemli havasından oynandığını, takımın yeni ”bismillah” dediğini göz önünde bulundurarak, tempomuzun doğal olarak düşük olması kaçınılmazdı bugün. İlk 20 dakika Caner (Sol Açık)-Ozi-Adriano bağlantılı bir iki deneme yaptık ancak ilk 15 dakika Schalke’nin önde yaptığı baskıdan çıkmakta geçen senelerde olduğu gibi yine zorlandık. Toşiç-Mitroviç-Tolga uyumsuzluğu, bu dakikalarda özellikle göze battı Schalke presinde.

Yine Schalke’nin nemden ve sıcaktan yorulduğu dakikalarda presten sonra yapmaya çalıştığı ikincil plan, Di Santo’yu aralara kaçırmak idi ancak, buralarda Mitroviç yerini ve alanını kaybetmedi demek yanlış olmaz ama sonrasında Mitroviç’in yapmadığını 43’de Toşiç yaptı ve Harit’i de arkasına kaçırınca olanlar oldu.

İlk yarıda Tolgay’ın bol bol yaptığı top kayıplarına ve Babel’in sağ kanatta etkisizliğine ayrıca bir parantez açmak şart. Babel sola geçince Cenk ile çok daha rahat oynuyor. Resmi maçlarda sağda Q7’ye bıraktıklarını alanın ve bu planın alışkanlığı olsa gerek! Caner de önde rahat değildi maalesef. Geriden gelerek oynamayı sevdiği zaten malum.

İkinci Yarı

İkinci yarı topa sahip olduk gibi gözüktük ancak hastalığımız yine hortladı. İleride çoğalamamak ve hücuma orta sahadan destek verememek. Şenol Hoca bunu Atiba’yı ileri atarak gidermek istedi ancak olmadı. Adriano çıkar iken topu kaybetti, Atiba’nın yerini almış Tolgay, çoğu zaman yanlış yaptığı (sarısı vardı) defans hamlelerinden birini yaptı ve olan yine oldu.

Orta Saha!

Sonrasında hocamızın değişiklikleri ve devamı.. Maç genelinde göze batan en önemli eksiğimiz yine nedense hiç konuşulmayan orta sahamızın yetersiz defansif hamleleri ve Cenk’e veremediği destek. Talisca yokluğunda Cenk bayağı yalnız kaldı. Hocanın bu sorunu geçen sene Q7 bire birleri ile ve topu önde saklaması ile çözdüğü görebilmek elzem. Yine geçen sene, bu doğal gelişimde, oyunun liderinin Q7 olması da doğal.

Q7 liderliğindeki bu oyunu beğenir yada beğenmezsiniz ancak, bu oyunculardan Sosa dalmaları yada derin box to box hamleleri görmemiz zor. Hızlı tiki-taka pasları görmemiz dahada zor. Bunlara rağmen hala orta saha takviyesi aranmaması, hiç konuşulmaması, bana göre en garibi!

Tek tek ilk 11’den devam edelim;

Tolga: Kaptan’a çok iş düşmedi ancak bu yaştan sonra ”top tekniği” gibi bir yükleme yapılamayacağına göre çok da tartışmaya gerek yok. İlk 15 dakikada yine panikle 2 topa vurmak zorunda kaldı kaptan. Anlaşılmaz şekilde yine tedirgin, yine gergin çoğu zaman.

Beck: Beck hep aynı Beck. Her zaman vasatını bulacak işte ”sarı” mız. Göze batacak bir hatasını da parlamasını da görmedim.

Mitroviç: Sahanın iyilerinden diyebiliriz. Belli ki hazır gelmiş Mitro ancak hala formayı kapar demek için çok çok erken. Bir pozisyonda Tolga ile beraber golü de yediriyorlardı. Zamana, güvene ve oynamaya ihtiyacı var. Peki Beşiktaş’ın zamanı var mı? Esas soru bu!

Toşiç: Hırs küpümüz hala hırs küpü ancak hala o bölge için ilk tercih ”olmaz” diye bas bas bağırıyor. Çıkarken yine bolca top kaybı yaptı ve golde onun arkasına atılan toptan geldi.

Adriano: ”İnşallah satılmaz” diye çokça dua ettim ancak hazır olmadığında sadece akıl da bir yere kadar. Golde faul yoksa ilk hata onun ama yinede onsuz olmaz. Orta sahanın sayıcı az kaldığını gördüğü anlarda yine kendi karar verip orayı 4’ledi. Hala bize çok lazım ve bu kanadın ilk sahibi.

Atiba: ”Baba yorgun” makine hala rayına oturamadı. Tek korkum artık vücudunun eskisi gibi ona yanıt vermemesi. Daha çok erken ancak, siz bu riski alır mıydınız? Ben almazdım.

Tolgay: Geçen sene sonunun iyilerinden Tolgay’ımız ancak hala ve hala sert ve fizikli orta sahalar karşısında top kayıplarını engelleyemiyor. Şampiyonlar liginde karşısında bolca bu orta sahalardan göreceği belli iken, ondan fiziğinin ötesinde bir gelişim beklemeyi ben hala anlamıyorum.

Ozi: Şahsına münhasır Ozi’mizin dilinden anlayacak oyuncular ve ona uygun tempo buldumu tadından yenmiyor herkesin malumu. Ben olsam takımı ona göre dizayn eder, ona uygun oyuncuları transfer ederdim. Bakınız iki sene öncesinin hızlı ve çabuk, bol paslı oyun sistemi.

Caner: Normal olarak daha hazır değil. İleri solda alan bulmakta hem zorlandı, hem de geriden gelerek oynamayı daha çok seviyor Caner. Hocayı zorlayacak kararlardan biri olacak Adriano-Caner tercihi ancak sol bek şimdilik hala Adriano’nun.

Babel: Nedense sağda hiç rahat edemedi Babel. Sola geçince biraz rahatladı ancak zamana ihtiyacı var. En fiziği ile oynayan oyuncularımızdan biri çünkü.

Cenk: Takımın en iyisi ve en hazırı idi Cengo. Tamam temel özellikleri hala eksik olabilir, kulüp hala forvet arıyor olabilir ancak bu fit görüntüsüne ve gollerine ve hırsına ”helal olsun” demekten başka çaremiz yok!

Yol çok uzun, bu daha başlangıç. Nazar boncuğumuzu alıp, aynen önümüze bakarak devam. Tekrar hayırlı olsun!

 

Cem Göncü

 

Bir Cevap Yazın