Beşiktaş 2-0 Konyaspor

Maçka yokuşundan aşağıya iner iken ”ulan” dedim “Eylül değil, Ağustos mübarek, gözlerimden bile ter çıkıyor”.

Dün İstanbul’un hali inanın böyle idi. T-Shirt kan-ter, okullar açılmış, Pazartesi trafiğinde saat 8’deki maça nasıl yetişeceğiz telaşı, ”TFF sen manav bile yönetemezsin kardeşimmmm” nidaları ve sonunda dolu ve coşkulu tribünleri  görünce duyulan gurur ve sevinç. Bir de takımı beyazlar içinde görünce, serinleyen hava, unutulan dertler, Eylül değil bildiğin bahar işte be, mis…

MEDEL

Nihayet dilekler gerçekleşti ve Medel Pepe’nin yanında yerini aldı. Kendi stiline has, topu kancalayarak yaptığı ilk müdahale de tribünden öyle bir ”ooooooo” sesi çıktı ki, ”ulan riskli hareket bu be” diye saliselik düşüncelere dalan ben bile koroya katılım göstermeden edemedim.

Sonraki hava topunda zaten iyice coşuldu coşulmasına da, Medel bildiğin yerden havalanıp asılı kaldı. O fizikten bu hamleleri TV’den görmek ayrı iş, canlı canlı seyretmek bambaşka bir iş. Yükselen şaşırma nidaları normal yani…

Fabri ile olmayan uyumu hariç, topu oyuna sokmada başarılı, sarı yediği pozisyon dışında hamle zamanlamaları doğru, Pepe ile birlikte uyumlu bir şekilde hiç sırıtmadan maçı bitirdi Medel.

64 pasın sadece 3’ü yanlış yerlere gitse de hocanın ”ne yapar” diye görmek istediği oyunu bence gayet olumlu idi ama ben kendi adıma ona orta sahanın daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum o ayrı mesele…

CANER

Porto maçındaki acele etmeyen oyununun üstüne ilk golü Cenk’in kafasına da kondurunca, ”Adriano sağ bekte iyi be kardeşim” diye arkadaşımı dürterken buldum kendimi. Yoksa 2 hafta önce ”orayı kimse Adriano’dan alamaz” yazan da benim ama, aması var; otokontrolü kesinlikle elden bırakmaması lazım fişeğin. Maç sonlarına doğru geriye dönmeyip yaptığı el kol hareketleri hiç ama hiç olmadı. Hem yerden oyun tarzı için hem de sakin kalmak için kendini sürekli kontrol ve telkin etmesi şart. Sürekli gülen adamı seviyoruz biz. Atarlı halini de seviyoruz ama ”oyun” içinde kalmak şartı ile…

TOLGAY

Beni okuyanlar Tolgay hakkındaki fikirlerimi bilir.Defansif hamleleri zayıf,fiziği de buna uygun değil diye defalarca yazdım ama, dün maç sonunda ayakta duracak hali kalmayan, sürekli kendini zorlayan bu çalışkan adama kocaman bir bravo dememek eşeklik olur.

Kendi yarattığı pozisyonunda Negredo’ya verse idi diyenler haklı idi belki ama Tolgay o şutun gol olmasını fazlası ile hak etmişti…

ATİBA

Babayı çok özlemişiz. %100 pas isabetini geçtim, Atiba’nın topa ve ribaund hamleleri bizim için olmazsa olmaz. Presi başlatan ilk adam da genelde Atiba olduğundan, onun enerjisi demek takımın enerjisi demek. Hoş geldin Atiba Reis….

Q7

Maçın yıldızı demek yanlış olmaz. Hele ki KONYASPORLULARIN İÇİNDEN GEÇİP GOLÜNÜ ATMASI! Çocuk iken kullandığımız, futbolun şahane vecizelerinden birini bize tekrar hatırlattı Q7…

İçeri kat ettiği, skor bulduğu her maçta maçın yıldızı Q7’dir. Tabelaya sene sonu 12 gol 16 asist yazar ise istediğimiz, çizgiye bağımlı olmayan, ”genellikle” doğru kararı veren adam olup, heykelini diktirir..

LENS

Böyle güzel akşamlardan sonra can sıkan şeyler yazmak zor ama hayatın gerçekleri bunlar. Tribünden gördüğüm Lens bayağı kötü durumda maalesef. Formundan ziyade vücut dilinden bahsediyorum. Tribüne çağıralım diye cılız sesimle bir iki atıldım ama nafile. Hocam halleder o ayrı mesele ama bu adamı kazanmalıyız der keserim.

NEGREDO

Hayatı boyunca ”tek pas” İngiltere de ise ”tempo” oynamış bu adama nasıl ayak uyduracağız? Sanırım o bize bizde ona yavaş yavaş alışacağız. Dün pillerin bittiği, ayakların gitmediği ,bas bas kontra atak oyununa yatkın Ozi nerdesin diye bağırır iken enerji patlaması ile Negredo oyuna girdi ama nafile. 5 patlayıcı depar-çok şahane bir pastan sonra o da oyunu bıraktı. Hatta birazcık da küstü. Maç sonu tribün halini hissedip, çağırıp üçlü çektirdi de birazcık yüzü güldü İspanyol’un. Biraz daha sabır Negredo. Elbet o gol gelecek…

Bazı yazılar böyle karşımızda rakip yokmuş da sadece oyuncularımızın hataları ve doğruları varmış gibi oluyor ama affola. Yoksa Konya’nın stoperlere yapmadığı baskı ve bize çok alan bırakma hatasına düştüğünü zaten gördük. Marsilya’nın etkileri bariz idi, onu da gördük ama Beşiktaş takımının hiçbir salisede oyunun kontrolünü kaybetmediği, kaybedecek gibi durmadığı bir maçı da ancak böyle anlatabilirdim. Görüşmek üzere mutlu Beşiktaşlılar…

 

Cem Göncü

Bir Cevap Yazın