Beşiktaş 2-0 Antalyaspor

Oyun ile alakalı konuşacak çok şey var aslında;

Orta Saha

Beşiktaş’ın 2 maçtır orta sahadaki yetersizliğini ve formsuzluğu mesela. Konya ile başlayan, dün de devam eden enerjisizlik. Adam markajı gibi, çağ dışı bir oyunun karşılığını, enerjin ve pas opsiyonlarını arttırma ile çözebilecek iken, bütün oyun kurma işini Pepe’ye bırakmak (Pepe: 83 topla buluşma. Atiba-Ozi toplam: 89).

Bunu formsuzluk ve sezon başı ile mi açıklamak lazım? Bağlantıyı kuracak, adam eksiltebilen orta saha artık şart mı?Şampiyonlar liginde sadece Medel ile orta saha toparlanabilir mi? Koca Beşiktaş orta sahasının toplamının karşı kaleye 2 şut atması? Bunların hepsi sorulması gereken sorular mesela…

Caner’li oyun mu? Adriano ile oyun mu?

İkisi bizim, ikisi de değişik şekillerde kullanılabilir ancak, dün görüldü ki, sıkışan oyunda orta sahaya eklenip, seni rahatlatacak, pası iyi bilen Adriano olmayınca iş, Caner’in uzun menzilli ortalarına kalıyor. Senin oyunun hangisi? Pasa dayalı oyun hakimiyeti ile oynanan oyun mu? yoksa sağdan Q7, soldan Caner’in keseceği eski moda oyun mu? Ya da hepsini yapabilecek ”karma” bir sistem mi? Bunlar da güzel sorular.

Hocanın İnandıkları…

Dün orta saha değişikliklerinden sonra hoca inatçı-formsuz yazanlar çok oldu. İkisi de değil. Yenilerin oyuna girmeyeceğine kendini hazırlamış biri olarak, hocanın ”önce liyakat” diyeceğini, ”nereden gelirsen gel, önce ter akıtacaksın” diyeceğini, çözmüş olmanız lazımdı. İşin ”sonuç” kısmını savunanlar kendince haklı olsa da, bence başlangıçta işin psikolojik tarafını, yani ”hocayı” savunanlar biraz daha haklılar. Haklılar çünkü, hoca hep haklı çıktı. Mesela bu da güzel konu..

Tosun Paşa

Her sezon başı nasıl imdada yetişiyor Cengo? Artık her maç ”kendini ispat etmek zorunda olan” kategorisinden, ”her maç tereddütsüz alkış alan” seviyesine yükseltilmeli Tosun Paşa. Öyle ya da böyle, çoktan hak etti bunu. Bu da güzel konu mesela…

Ancak..

Oyun ile alakalı, zihin açacak bu kadar konu var iken biz, seyircisiz maçta, 1-0 önde oynar iken, kaleye sadece ”bir” şut çekebilmiş, 5 kişi ile adam markajı oynatıp, yine faul sayı sınırlarını zorlayan, maça ortak olacak hiç bir emare göstermeyen takımın ”tartışılacak” penaltısını konuşmaya ”mecbur” bırakılıyoruz ya da öyle hissettiriliyoruz..

Yıllarca Beşiktaş’ın puanlarını, şampiyonluklarını, çalmış hakem eskilerini dinlemeye, sesleri daha çok çıkıyor, daha kalabalıklar diye, senelerce Arif’lere, Adnan Polat’lara, Ergün Gürsoy’lara, Yurdeşen Karahasan’ lara kucak açıp, çaldıkları şampiyonluklara alkış tutanlardan, ”tek elden” yönetildikleri bariz belli olan muhabir gruplarından, daha dün tartışması olmayacak ofsayt golüne gözlerini kapayıp, senelerce rüzgar nereden eserse oraya koşanlardan, 2 ay Q7 tekmesi konuşup, dün kırılan ayağa zerre ses etmeyenlerden ”ahlak” yazıları okumaya mecbur bırakılıyoruz.

Tekrar edeyim; sezon başı ”ne kadar yüklenirsek o kadar yıpratırız” diye yüklenenleri, bunları örgütleyenleri, algı işinin kralını bilip, bunu yine Beşiktaş üzerinden denemeye kalkacak olanları, medyanın renkli genel yayın yönetmenlerini, renkli tv’lerini biz iyi tanıyor, iyi biliyoruz.

Çaldıklarınızı yerine koyamayacağız biliyoruz. Pişkinliğinizi, arsızlığınızı, doymak bilmeyen ”hep bana” arzunuzu da tedavi edemeyeceğimizi de.. Ancak, bir daha Beşiktaş’tan toz zerresi bile çalmanıza izin vermeyeceğiz.

Sizi ve bu yıllara kadar getirip büyüttüğünüz şişkin egonuzu, lobinizi, ayak oyunlarınızı, yancılarınızı gömeceğiz!!

Büyük Başkan Seba’nın elinden aldıklarınızı, Rasim Kara’dan çaldıklarınızı, Arif ile Emre ile sırıtarak aldıklarınızı, bir daha almanıza müsaade etmeyeceğiz.

Kandırabildiğiniz ”balık hafızalı” kitlenize yutturduklarınızı, Beşiktaş’ın gençlerine empoze etmenize de müsaade etmeyeceğiz. Bunları tekrar tekrar anlatıp,tekrar tekrar yazacağız. Ellerimiz kopana kadar.

 

Cem Göncü

 

Bir Cevap Yazın