Alanya 1-2 Beşiktaş

Uzun bir gece oldu. Maç özelindeki rahatlama duygusu dışında herkeste görünen kafa karışıklığı ve nasıl olacak soruları bütün gece sosyal alemi meşgul etti. Bizde bugün bir değişiklik yapalım, özellikle twitter’da en çok sorulan ve konuşulan konuları yazıp, çizelim. Bakalım işin içinden çıkabilecek miyiz?

-Neden Artık Az Pozisyona Giriyoruz?

1. Talisca ya ne oldu? Çok mu top kaybediyor? Maalesef evet. 3 maçta 21 top kaybı yaptı ve geçen seneden en büyük farkı %6.2’ye düşen hücum yüzdesi. Bizim manav Abdülkerim abinin dili ile; gelen topu kaleye sokamayınca Talisca, sahada gezinen, eksik orta sahayı iyice eksilten, ne yaptığı belirsiz, mevkisiz bir adama dönüşüyor! Rakip orta sahada, bize karşı hep 1 ya da 2 kişi fazla oynuyor!

2. Peki neden Hoca oynatmakta ısrar ediyor? Kimdir Talisca’nın alternatifi? Medel? Tolgay? Ozi? Hayır, üçü de değildir. Takımın göbekten de rakip savunmaya hücum etmesini sağlayacak, forvetler ile duvar olacak özellikte değil bu oyuncular.

Daha evvel orada defalarca denenen Tolgay ve Ozi verim verebildi mi? Bunları bırakın, beraber oynamakta bile sorunlar yaşadılar hatırlayın. Geriden alan açarak oynamayı seven Ozi ve yine geniş alanı seven Tolgay. Beraber oynayınca sürekli üst üste bindiler. Ozi’nin en rahat hissettiği mevki ”sol iç” Tolgay’ın da çapa yanıdır. Bütün bunlar ortada iken, Medel’e bu kadar anlam yüklenmesi, bunun üzerinden Hoca’ya sallamak manasızdır.

3. Medel neden girmedi? Neden oyuna alınmıyor? Medel orta sahaya girecek, bütün dertler bitecek mi? Kesinlikle hayır .Oyuncu özellikleri açısından bile Medel, bize lazım olan orta saha değildir. Stoper olarak alındı ise de, neden Vida konuşuluyor peki?

Burada yapılan kocaman bir transfer hatasıdır. Bize gereken; ne kadar pahalı olursa olsun, genç ve atlet Atibalar, orta sahayı iki yönlü oynayacak Ozi’nin 2.0 versiyonlarıdır. Sanırım bunların ez azından 1 tanesini devrede arayacağız…

4. Orta saha kurgusu değiştiremez mi idi? Dönen topları neden alamıyoruz? Bunu daha önce Fante dile getirmiş idi. Medel-Atiba’lı bir orta saha neden denenmez? Madem uzun vurulacak, neden rakipten dönen boşta kalan toplar toplanmaz diye ancak dün maçtan sonra Hoca’nın ağzından çıkanları duyunca, Medel ile alakalı mental bir sıkıntı da olduğu aşikar. Ayrıca siz Şenol Hoca’dan en son ne zaman bu kadar büyük bir köklü değişiklik gördünüz?

5. Cenk neden yine durdu? Durmadı. Cenk’in kapalı defanslar ile boğuşma özelliği yok. Bazı maçlarda yaptığı, sağından atıp solundan geçme gibi atlet çalımları da yapabilmesi için, alana ihtiyaç duyuyor. Onun hala ve hala en büyük özelliği bitirici vuruşları. Dünkü gibi, stoperler ve çapaların markajında oynamak, hava toplarını indirmek için ekstra güce ve motivasyona ihtiyaç duyuyor. Tabii bir de ona yaklaşabilecek bir orta sahaya.

Alanya dün, normal oyununun dışında, ”kapanan” bir oyun oynadı. Sadece belli bölümlerde, oda bizim zaaflarımız kaynaklı kalemize yüklendiler… Bütün bunlar birleşip ortaya çıkan; daha az pozisyona giren, daha az şut atan bir Beşiktaş oldu. Devam edelim…

-Takım neden temposuz? Enerjimize ne oldu?

1. Neden topu kazanma süremiz 9.8 saniyelere çıktı? Maalesef bu konu geçen sene dahil, büyüyerek karşımıza çıkan bir konu. Bu sadece enerji ile değil seçimler ile de açıklanabilecek bir konu.

Q7’nin üstüne kalmış bir oyun ve onun sürekli çizgiye basması gereken bir alan oyunu düşünün. Dünkü gibi yaklaşık 40’a yakın orta yapılmış bir oyunda, sürekli pres yapmak mümkün müdür?

Pepe’nin bile sağa sola sürekli uzun vurduğu bir oyunun, sürekli doğaçlama olması mümkün müdür? Değildir. Bu bilinçli tercihtir. Hocanın sene başından beri uzun vurulan bu toplara ”vurmayın” dememe ihtimali yoktur. Bu bariz Beşiktaş’ın yeni oyunudur. Beğenin ya da beğenmeyin (beğenmiyorum) eldeki oyuncu havuzunun sonucu, maç içindeki eksik orta sahanın doğal yansımasıdır. Düne kadar 4 maçtır gelemeyen galibiyetin, hiç kalmayan ”puan rahatlığının da” negatif etkisidir. Sabırla pas yapacak telkinleri Hoca mutlaka yapıyordur ancak buna eklenecek özgüven ve ”lazım” oyuncu desteği elzemdir.

2. İçeri kat eden Oyuncu Eksikliği: Geçen seneyi hatırlayın. Babel gelmeden önce isteğimiz; direklere koşu yapabilecek, skoru olan bir kanat idi. Peki geçen sene bu gollerden 2-3 tane atan Babel, neden bu sene çizgide top alan, sürekli orta sahaya eklenen bir  adama dönüştü?

Sorunu cevabı yukarıda. Topu tutamayan forvet, duvar olamayan eksik orta saha ve sonuç bu görevleri üstlenen Babel. Artık Adriano ile birlikte en önemli oyuncumuz olmasının sebebi de bu. Topu ileride tutan ve taşıyan bir Babel. Halbuki ileriye taşınmış topa vurması gereken, arka direğe koşması gereken de Babel.

Olcay ve Sosa’nın ”dikine ve içeri” kat eden, hareketli oyuncu görevini yapabilecek oyuncu artık elimizde yok. Hal böyle olunca da savunulması kolay bir takıma dönüşmek kaçınılmaz!

Başakşehir’in en büyük özelliğine dikkat! Mossoro ve Visca’yı gerektiğinde iki 10 numara, gerektiğinde iki kanat gibi kullanabilme çeşitliliği.

3. Lens neden girmedi? Kimi çıkarırdınız? Babel’i mi? Q7’yi mi? En büyük sıkıntısı ”kapanan ve göbeği kapatan” takımları açamamamak olan Beşiktaş’ın ilk sorunu Lens değildir. Alana ihtiyacı olan, dar alanda adam eksiltmede eksikleri olan Lens hiç değildir. Lütfen oynamayan oyuncular üzerinden Hoca’ya vurmaya bırakın. Geçen seneler dahil hep haksız çıkmadık mı?

4. Takımın pili Atiba: Maalesef. Hala ve hala Atiba. Atiba’ya hala duacıyız. Yukarıdaki tempo sorusunun en büyük cevabı da Atiba. Talisca ve Ozi’nin olmayan fizik gücünün kapatmaya çalışan, tek başına didinen hala ve hala Atiba. Bu sorunu neden çözemiyoruz, bunun karşılığı Medel’mi idi sorularının muhatabı da yönetimimiz. Hoca’ya yönelik ”Ozi çıkar mı Hocaaaa” nidalarının karşılığı da bu.

Fizik gücü bu halde olan Ozi yerine, daha enerjik Tolgay tercihin ana nedeni de bu! Tek oyuncu ile çözülecek sıkıntıyı, 3 oyuncu ile çözmeye uğraşmak!!!

-Oyunumuzun Boyu Neden Uzadı?

Yukarıda yazan sıkıntılarımızın hepsinin sonuçlarından biri de bu. Basacak gücün kalmamış, orta sahan kolay geçiliyor, Talisca savunulacak bir hedef olmaktan çıkmış ise, alan açmak için geriye kaçan, buradan da sürekli uzun vurmak zorunda kalan defansın göze batıyor. Adriano ve Gökhan oyuna giremiyor. Oyunun merkezi orta sahayı yamamaya çalışmaktan anahtar 3 oyuncun helak oluyor!

– Şenol Hocam neden görmüyor? Tekrar ediyorum. Bütün bunlar eldeki oyuncu havuzunun etkisidir. 14 kişi ile oynama tercihi başka mesele, kenara bakınca oyuna direkt etki edecek adam görememek başka meseledir. Bunlar oyuna müdahale ile değil, devrede olacak takviyeler ile giderilebilir. B planı ya da C planı kurmak, köklü değişiklikler gerektirir. Bunlar kimin üstünden yapılacaktır?

– 4-2-3-1 den başka sistemlere dönmek  çözüm müdür? Hafta içi kazanılan Şampiyonlar Ligi’nden sonra ”Sorun sistemde değil!” demek ne kadar kolay ise, sezon başı ”Geçen seneki oyuncuları koruyalım, ben razıyım!” demek de bu kadar kolaydır. Sorunları en baştan görmemek, bütün sıkıntıları ffp’ye bağlamak da öyle.

Tekrar ediyorum; Şenol Hoca oyuncularına inanan ve inanmak isteyen, onlara duygu ile de bağlı, genelde 14 kişi ile oynamayı seven bir ekoldür. Bu saatten sonra “sistem ile oyna Hoca”, “Baklava yap Hoca” demek, çokta inandırıcı değildir. Benim de istediğim; “esnek planlar, B-C planları kur Hocam” demek kolaydır ama ”devamlılığa” 65 senedir inanan, çoğunda da haklı çıkmış bir adama bunu söylemek? Bakalım ne olacak…

– Çözüm?

Devre arasına kadar, her maç kendi limitlerinin üzerine çıkacak, her maçı Şampiyonlar Ligi maçı gibi görecek zihinlere ihtiyacımız var. Hocamızın görünen sıkıntılarını paylaşacak, ona omuz verecek yönetim içi güçlü diyaloglara da ihtiyacımız var. Savaşmaya, görünen savaş ortamında ayakta kalmaya, takımın ruhunu rahatlatacak her hamleye ihtiyacımız var.

Biz hepsine; Güveniyoruz, İnanıyoruz, Başaracağız

Not : Hakem ve oluşmuş bütün rezilliklere ayrı bir yazı yazacağım. Bunları kısaca yazıp geçecek halimiz kalmadı maalesef. Unutmuş ya da unutacak, unutturacak durumda değiliz. Taktik yazar iken bile elimiz titriyor, Beşiktaş’a haksızlık mı yapıyoruz diye bin kere düşünüyoruz. Yapıcı eleştiri bile artık bizi geriyor. Bizi bu hale getirenlere, bu oyunun ve Beşiktaş’ın düşmanlarına yazıklar olsun!!

Cem Göncü

 

Bir Cevap Yazın