Hadi Konuşalım

Hadi taktik konuşalım.

Hakemin vermediği, gözlemcinin yazmadığı pozisyonu bir ceza ile sonuçlanmayacağını bile bile “Quaresma, hakemi bilerek düşürdü” diye sakız edip günlerce konuşmaları; derbiye atanacağını bildikleri Ali Palabıyık’ı programlayıp maça hazırlamak için düşünülmüş rakip derbi taktiğinin, önemli bir parçasıydı.

Maç öncesi “Fenerbahçe masayı devirmeli” şeklinde televizyon ekranlarından yapılan telkinler; yapılacak tüm çirkeflikleri, oyunun ruhuna aykırı yapılan tüm hareketleri; böyle bir seçenek varmış, bu da geçerli bir futbol tarzı olabilirmiş gibi normalleştirme, kamuoyunu derbiye hazırlama taktiği idi.

Hadi futbol konuşalım.

“Rakibin özgüveni yüksekti, bir de bir şeyi daha yüksekti ama şimdi onun ne olduğunu söylemeyeyim” diyerek oynanan maçı ve rakibinin futbolunu yorumlamak; hayata nereden baktığınızı ve futbolla ilgili düşünmek için hangi organınızı kullandığınıza dair önemli bir ipucudur.

Yorumculuk yapıp, dün akşamki rezaleti “hakem Beşiktaş aleyhine daha fazla hata yaptı” diyerek açıklamak; “yılın hafife alması” ödülünde sizi futbol dalında favori yapmaya yetecek bir aymazlıktır.

Hadi basını konuşalım.

Maçın bitmesiyle birlikte; “kazanması gereken kazandı, lige heyecan geldi, hallelujah lige heyecan geldi” diye kutlamalara başlamak basınımızın tarafsızlığını göstermesi açısından çok önemliydi.

Rakibin amigo muhabirlerinin hep bir ağızdan hakem övmeye başlamaları, maçı kazandıran oyuncunun hakkını vermek anlamında basının üstlendiği bir vefa gösterme şekliydi.

Şimdi bunların hepsini boş verip biz bize konuşalım.

Biz her yıl rakiplerinden iyi değil, çok iyi olduğunu kanıtlamak zorunda olan bir camiayız. Buna neden mecbur olduğumuz ile ilgili yeterince konuştuk. Etkisi giderek azalan, ama asıl biz toptan masayı devirmedikçe, yani futbol düzeni yeniden şekillenmedikçe tamamen ortadan kalkmayacak bir durumdan bahsediyoruz.

Böyle çelmeler yesek de, sahada kazandığımız şampiyonlukları masada yedirmeyecek birlikteliğe ve güce sahip olduğumuzu son iki yılda gösterdik. Biz izin vermedikçe, bu yıl da değişen bir şey olmayacak.

Fakat önceliğimiz Salı gecesi.

Hem kulübümüzü taşımak istediğimiz seviyenin yolu prestij ve finans anlamında Avrupa’dan geçtiği, hem de içeride fırsat buldukları anda yaptıkları “Beşiktaş da bizden çok farklı değil yea” gevezelikleri Avrupa başarısıyla susturulduğu için bizim için önemi tartışılmaz.

Üstelik, takımımızı kucaklayıp yaralarını sarmak için kısa zamanda önümüze çıkan bu iç saha maçı fırsatı paha biçilmez.

O gece; takımımıza atlamak istediği eşiği geçmesi için omuz vereceğiz. Beşiktaş’ın sezon hikayesine dahil olmaya, hatta hikayenin sonunu değiştirmeye çalışanlar ne yaparsa yapsın, bizi asıl ilgilendiren seviyelere odaklanalım.

Yerel basitliklerle uğraşacak çok zamanımız olacak.

 

Cem Fante

Bir Cevap Yazın