Fırsat

İnsanlara inanmak istediklerini söylemenin gücünü asla küçümsemeyin. Dün akşamki maçı seyredip, “Beşiktaş yönetimindeki federasyon bize komplo kuruyor” sonucunu çıkaran büyük kalabalıkları gördükten sonra, bunu daha iyi anladım.

Takımlarının futbola benzer herhangi bir şey oynamaması, aleyhte verilen kararların hepsinin doğru olması ve bizi suçladıkları her şeyin psikolojide “yansıtma” denen kavramın tanımını yaparcasına; kendilerinin taşıdığı ve kabullenmek istemediği negatif özellikler olduğu gibi “ufak” meseleleri geçiyorum. Çünkü bunlar birlikte değerlendirilip bir anlam çıkarılması gereken tek tek doğrular.

“Beşiktaş bu kadar güçlüyse, ligi dizayn etmek elindeyse ve istediği hakemi talimatlandırıp atayabiliyorsa; neden bu haklarını daha geçen hafta bizle oynarken kullanmadılar?” sorusunu kendisine soramayan insanlarla ortak bir zemin bulup, herhangi bir konuyu tartışmaya çalışmak enerji kaybından öteye geçmez.

Bugün; genç bir kardeşimizin, tribünün eskilerinden Tolgay Abi’ye “zamanında kafalarına çok vurmuşsunuz, şimdi biz uğraşıyoruz” diye şakayla karışık ettiği sitem, ilk anda çok makul gözükse de; bu kitlesel durumu açıklamaya yetmiyor. Mesele herhalde biraz; bu kadar değer verip, anlam yükledikleri takımlarının düştüğü durumu kabullenmektense, ortaya atılan fikir ne olursa olsun; can simidi niyetine ona sarılıp kendini inandırma isteği ile alakalı.

İnsan beyni gerçekten de böyle işler. Karşılaştığınız tablo, yüzleşemeyeceğiniz kadar acıysa, zihin o veriyi hiç işlemez; yok farz eder ve varsa hatıralarını da siler. Ben fenerbahçelilerde derbiden sonra genel olarak gözüken: “ne hakemi ya?” halini buna bağlıyorum. Ve sıfır aşağılama veya böbürlenme gayesiyle söylemek zorundayım ki; bunlarla uğraşacak zamanımız yok.

Belki de kulübümüz için hedeflediğimiz yerlerle, takımımızın kapasitesinin birbirine bu kadar yakın olduğu ilk sezonu yaşıyoruz. Üstelik bu sezon aynı zamanda; yarısı çalışanların gayreti, yarısı Allah’ın yardımı şeklinde gelişen bir uluslararası bilinirlik patlamasının ortasına denk geldi. Hem yönetimin, hem takımın, hem de taraftar olarak bizlerin bu fırsatı iyi değerlendirip, bu sezonu unutulmaz yapma şansımız var.

Bunun için yönetimin takımın kimyasının bozulmaması için finansal sorunlar yaşanmamasını sağlamaya, tanıtım meselelerinde kazandığımız momentumu kaybetmemek için yeni projeler geliştirmeye ve taraftara destek vereceği yeni hedefler göstermeye odaklanması gerekiyor. Bize düşen ise takımı her zamanki gibi sahiplenmek ve özellikle uluslararası ayağı olan fırsatlarda sosyal medyada iyi organize olmak.

Asıl iş takımda. Bu Trabzon maçı, belki de planlanan form zirvesine ulaşmadan önce atlanacak son eşik. Ben onların gereken gayreti göstereceğinden, bizlerin de “maç seçen adamlar” durumuna düşmeden Leipzig gecesinden farksız bir atmosfer yaratacağımızdan eminim.

Sizlere, sadece bu maç için değil genel olarak bu sezonla ilgili elinizden geldiğince anı biriktirmenizi tavsiye ederim. Emin olun, ileride ufaklıklara anlatırken lazım olacak.

 

Cem Fante

Bir Cevap Yazın