Bu Çocuklar Bir Harika / Deniz Irmak Yazdı

Olay bir ameliyathanede geçmektedir. Doktor, sedyede oturan Filiz Akın’ın gözlerindeki bantları çıkartır. Önce flue bir görüntü yaklaşıp uzaklaşır, ardından Filiz Akın sevinçle haykırır; ‘’görüyorum, görüyorum…’’.

Dün akşam maçın hakemi Bülent Yıldırım son düdüğü çaldığı an, içinde benim de olduğum milyonlarca Beşiktaşlı bu şekilde haykırdı, duydum. 3 haftadır gözümüze inmiş sis perdesi dağılıverdi. Yüzümüzde ise o şaşkın gülümseme, ağızın kapanamama, kulaklara doğru uzama hali. Herkes ne kadar güzel, kuşlar ağaçlar, börtü böcek… Sen iyiysen bak biz ne kadar iyiyiz Beşiktaş.

Birazcık bu anın tadını çıkarmıştık ki, patır patır önümüze hakem eskilerinin, futbol kompedanlarının yorumları düşmeye başladı. Hepsi tek bir kalemden çıkmış metinleri okuyorlardı yorumculuk yapmış oldukları renkli kanallarda. Konumuz Quaresma. Hepsinin karın ağrısını, neye hizmet ettiklerini çok iyi biliyoruz üstelik. İşte yine de sinirleniyoruz, en çok da buna üzülüyor insan.

Koca koca insanlar çıkıyor, hiç utanmadan sıkılmadan Quaresma faulü bulmuş ve ilk kez rakip üzerinde uygulamış ve yine hakem ilk kez bu olaya toleranslı davranmış gibi anlatıyorlar. Oysa ki aynı maçta, aynı dakikalarda Quaresma’ya ve diğer oyuncularımıza yapılan 317 faulden, kafalarına yağan ses bombalarından, su şişelerinden ve bilumum yabancı cisimlerden bahsetmiyorlar. İhtiyaç duymuyorlar, hayır ne gereği var değil mi? Neden Beşiktaş’ın da daha kötü muamele gördüğünü, hakemin taraf tutamadığını, hele Beşiktaş’ı tutmanın yanından geçmeyeceğini, her iki taraf için de çok kötü kararlar verdiğini ve maçı yönetemediğini anlatsınlar şimdi. İşlerine gelmez ki böylesi. Yayıncı kuruluşun özetine baktığımız zaman da niyet apaçık ortada zaten. Zavallı Bursaspor oyuncuları, Beşiktaşlı oyuncuların taşkın, pervasız, hoyrat faullerine maruz kalmışlar.

Beşiktaş düşmanlığı yapıyorlar. Beşiktaş o sahada futbol oynadı, mücadele etti ve kazandı diyemiyorlar. Haftalardır hakkı yenen Beşiktaş’tan değil de Quaresma’nın yaptıklarından, Talisca’nın orta parmağından bahsetmek işlerine geliyor. Buradan da ‘hakemler Beşiktaş’ı kolluyor’ algısı pompalanıyor. Hadi oradan!

Bizi, onay vermeyeceğimiz pozisyonları savundurmak zorunda bırakıyorsunuz. Daha en baştan bizim karşı çıkacağımız hareketleri öyle bir sunuyorsunuz ki, Talisca’nın orta parmağını alıp, hepinizin karşısındaki duvara çerçeveletmek istiyoruz.

Beşiktaş Türkiye liginin açık ara en iyi futbol oynayan takımıdır. Ondandır ki rakiplerimiz ellerinden gelen en iyi oyunlarını hep bize karşı oynamıştır. Tek atımlık kurşunlarının hedefi biz olmuşuzdur sezon boyunca. Futbol oynamayı beceremedikleri zaman da ortamı terörize ederler. Dün akşam Bursaspor oyuncularının, geçen hafta da Fener oyuncalarının; ‘futbolda alt edemedim, bari bir ikisini sakat bırakayım’ düşüncesiyle yapmış olduğu hareketler gibi.

Tüm yıl statlarında görmedikleri taraftarlarını, bizim konuk olarak gittiğimiz maçlarında gördüler. Yıl ortalarımın en az iki katı taraftar geldi Beşiktaş’a karşı oynadıkları maçlarda statlarına.

Üç örnekle konuyu pekiştirelim;
Antalyaspor yıllık seyirci ortalaması : 12.869
Beşiktaş maçında seyirci sayısı : 27.302
Bursaspor yıllık seyirci ortalaması : 16.586
Beşiktaş maçında seyirci sayısı : 26.245
Gençlerbirliği yıllık seyirci ortalaması : 2.566
Beşiktaş maçında seyirci sayısı : 9.703

Aslında bütün bunlar bizim açımızdan çok da olumsuz veriler değil. Oynadıkları, oynamaya çalıştıkları, en iyi oyunla bizim karşımıza çıkıyorlar ve haliyle bizim oyunumuz gelişiyor. Sürekli diri, formda kalmamız sağlanıyor. Bizi baskı altına almak için bedavadan biraz pahalı bilet satarak doldurdukları statlar da ise deplasmanda kalabalık taraftar karşısında sakinliğimizi korumayı, krizi yönetmeyi öğrendik/öğreniyoruz. Ayrıca evinde her hafta 30 bin taraftara oynamaya alışmış takımımız, ruhsuz statlara oynamamış oluyor.

Yaptığınız her şey çeliğe su vermeye devam ediyor. Ne demir sertliğinde büktüğün zaman elinde kalacak, ne beton gibi ilk sallantıda dökülecek, ne de silikon gibi ısıttığında her kabın şeklinde girecek. Çelik gibi sert, çelik gibi esnek. Dim dik duran ve insan olduğunu unutmayan, vicdanıyla, merhametiyle, aklıyla çabalayan… Aynı bir çelik gibi, bulunduğu temeli yükselten, yanındakileri de taşıyıp binayı oluşturan…

Geliyoruz, öğrenerek, büyüyerek, güçlenerek geliyoruz… Geliyoruz, hakkımızla şerefimizle, bizim olanı almaya geliyoruz… Ne kadar çabalarsanız çabalayın, yolun yarısını aştık geliyoruz…

Taraftara Not: Upuzun günleri, sancılı uykusuz geceleri geride bırakıyoruz. Bunların bitmesine çok az kaldı. Şampiyonluk elbette bize yapılanları unutturmaz, hafızalarımız her daim diri, ancak bu şer ittifakının da mutluluğumuza gölge düşürmesini izin vermeyiz. Aksine daha da güçlü kahkahalar atacağız karşılarında. 3 hafta daha koşulsuz şartsız oyuncularımıza sahip çıkalım. 3 hafta daha hiçbir oyuncumuzu, biz onların önüne atmayalım. Bu çocuklar desteğin, sevginin en güzelini hak ediyor.

 

Deniz Irmak / @deSniz

Bir Cevap Yazın