Beşiktaş-Kayserispor / Kübra Yazdı

Beklediğimiz gibi maç tempolu başladı. Kayserispor oyuna ofansif başladı bu yüzden Beşiktaş oyunu tutmakta bir hayli zorlandı. İsabetsiz paslarımız, ortada Quaresma’nın yokluğu derken hücum hattını fazla etkili kullanamadık.

Öncelikle sağ bek ile başlamak istiyorum. Andreas Beck önceki performanslarına göre bir nebze iyiydi ama genel manada kötü performans sergileyen bir futbolcu. Şampiyonluğa oynayan takımın, sürekli geri pas yapan, el freni görevi gören bir futbolcuya ihtiyacı yoktur diye düşünüyorum. Aynı şekilde stoperde Tosic’in oynadığı maçlar da yenilen gollerde muhakkak hata payına sahip oluyor. Tosic ve Beck’in şampiyonluğa oynayan takımda hata istikrarları sebebiyle defansif anlamda başarılı olması ve takımı başarıya ulaştırması pek mümkün görünmüyor. Marcelo ile ilgili çok yorum yapmayacağım elinden gelenin fazlasını ortaya koyan genel manada hatasız oynayan bir oyuncu umarım sakatlığı da ciddi değildir. Sol beke baktığımızda Adriano’yu normalde çok beğenmeme rağmen bugün kötüydü zaten istatistiklere bakıldığında kazandığı ikili mücadele ile kaybettiği ikili mücadele neredeyse aynı.

Orta sahayı gözlemlemeye başladığımız da maçta en çok dikkat çeken Oğuzhan Özyakup’un yokluğuydu. Evet yokluğu. Olympiakos maçında devre arası maça girip takımın oyun tutuşunu sağlayan Oğuzhan bugün sahada yok gibiydi. Genel olarak derbi maçlarında da aynı şekilde yokluğuyla dikkat çeken Oğuzhan’ın artık ya yeteneklerinin kısıtlı olduğunu ya da maç seçtiğini düşünüyorum. Aynı şekilde Tolgay’da kimi maçlarda göz dolduruyorken kimi maçlarda hata üstüne hatalarıyla saç baş yolduruyor. Tolgay’ın bugün bariz hataları yoktu lakin çok etkili bir performans da sergileyemedi. Hem Oğuzhan’ın hem Tolgay’ın kötü performans sergilemesi ne yazık ki hücum hattımızı zayıflatmış oldu. Bu nokta da Quaresma’nın yokluğu fazlasıyla hissediliyordu. Quaresma dostu ya da Quaresma düşmanı değilim. Maçı izleyen herkes hücum hattında ve top çalmada zayıf kaldığımızı gözlemlemiştir zaten. Quaresma yüzünden tartışmaya giren taraftarımıza da bir nebze cevap niteliğinde bir maçtı. Teşbih yapmak gerekirse; Picasso ölmeden önce tablolarını yakarak ısınmıştı. Ölünce tablolarının kıymeti ortaya çıktı. Q7 bu takımın Picasso’sudur. Kıymetini bilelim. Zira, en fazla 2 yıl daha yeşil tuale tablolar çizip bizi mest eder. Sonrası hasret! Ayrıca Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek lazım diye düşünüyorum. Hak demişken yahu biz Atiba’nın hakkını nasıl ödeyeceğiz? Ana baba hakkının yanına Atiba hakkı eklesek yeridir. Kalecinin hatasını bile telafi ediyor. Doğru zamanda doğru yerde oluşları ve zekasıyla kaptanlık bandını fazlasıyla hak ediyor.

Gözlerimizi kanatlara çevirdiğimiz de Babel ile ilgili sadece canı oynamak istemiyor diyebiliyorum. Sadece düz koşularla yetinmesi, pozisyonlara girememesi bunu gösteriyor çünkü. Kanadın diğer tarafına baktığımız da ise motivasyonu tam, şampiyonluğa odaklanmış bir Aboubakar görüyorum. Afrika kupasından moralli dönüşü performansını arttırdı. Ve şampiyon olana kadar da düşeceğini pek sanmıyorum. Kendisine ‘’çöp’’ diyenleri de susturmuş oldu böylece.

Gelelim Cenk ve Talisca’ya. Cenk’te cismen sahada olmayanlar arasındaydı. İkili mücadeleleri kaybetmesi, atağa çıkamaması, pas trafiğinde etkin olamaması sebebiyle maçı forvetsiz tamamladık. Talisca’nın ise forvet arkasında direk gibi sabit durması, top eğer önüne düşerse şut çekmesi gerekiyor. Bunun dışında çok bir pozisyona giremedi. Cenk ve Talisca’da kötüydü.

Maça genel manada baktığımızda tempolu başladık ama oyun tutuşunda, paslaşmada istikrar sağlayamadık, orta sahanın yetersiz performansı hücumu kilitledi diyebilirim. Aynı şekilde savunmanın etkisizliği rakibin işini kolaylaştırdı. Kayseri gibi ofansif yönü baskın takıma karşı savunma hattımızın çok dikkatli davranması gerekiyordu, olmadı. Her ne kadar istatistiklerde baskın taraf olsak da Andreas Beck’in bir hatasıyla eşitlikten kaçamadık. İstatistiksel üstünlüğümüzün skora yansımaması tamamen UEFA’da mücadele etmemizle alakalı diye düşünüyorum. Saha da kötü bir Beşiktaş’tan ziyade, yorgun bir Beşiktaş vardı.

Şampiyonluğa emin adımlarla yürüdüğümüz bu zorlu yolda puan kayıpları olacağını biliyorduk. Ne olursa olsun futbol fiziksel mücadele gerektiren bir spor olduğu için performanslarda artış olduğu gibi düşüşlerde olacak mühim olan bu düşüşleri hızlıca atlatmak ve önümüzdeki maça odaklanmak. Unutmayalım; bu akşam aldığımız 1 puan bizi şampiyon yapacak.

Taraftara gelirsek, Beşiktaş tarihinin en kötü taraftar kitlesi bugün tribündeydi. Eleştiri bile yapılamayacak kadar kötüydü. Bu sebeple de yazımı şu şekilde noktalamak istiyorum;

“Beşiktaş bugün 1 puan kazandı, Beşiktaş taraftarı 2 puan kaybetti.”

.

Kübra / @kuralsizkadin

Bir Cevap Yazın