Zorlu Viraj – 4: Hayal Edin!

 

“Bugünlerde eşinizle, çocuklarınızla, sevgilinizle bol bol vakit geçirin; sonra da hepsiyle vedalaşın. Çünkü bir ay boyunca hepiniz önce Allah’a sonra da bana emanetsiniz. Bu dönemde Beşiktaş’a ve Türkiye’ye aitsiniz. Bu bir aylık süreç içinde kahraman olup, adınızı tarihe geçirme şansına sahipsiniz. Hepinizde bunu yapacak yetenek de var, yürek de var. Sadece hayal edin. Bayern’i elemiş, Fenerbahçe karşısında tur atlamış, Başakşehir’i de yenmişsiniz!”

 

Yakın zamanda gazetelere ve haber sitelerine yansıyan haberlere göre sezonun en zorlu ve en uzun virajı Şenol Hoca tarafından futbolcularımıza bu şekilde aktarılmış.

Hoca’nın bu konuşmasındaki “Adınızı tarihe geçirme şansına sahipsiniz!”, “Hayal edin!” ifadeleri ise özellikle dikkat çekici ve altı defalarca çizilmesi gerekiyor. Zira önümüzdeki bu bir aylık süreçte sadece futbolcuların değil; yönetimi, teknik ekibi ve taraftarı ile tüm Beşiktaş camiasının öncelikle hayal etmesi ve sonrasında ise bu hayalin gerçekleşmesi için kenetlenip, Beşiktaş adını Türk futbol tarihine geçirmek için elinden geleni yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden de ben, bu ifadelerden en azından birini üst başlığa taşıma ihtiyacı hissettim. Çünkü her üç kulvarda da başarının anahtarı olacak bu bir aylık süreç, bize birçok şeyi hayal ettirmeye muktedir.

16 Şubat Cuma günü ligde Konya deplasmanı ile başlayacak ve 18 Mart Pazar günü yine ligde Başakşehir deplasmanı ile bitecek ve Şubat ayının 28 gün sürmesiyle de tam bir ay sürecek bu zorlu virajda; Bayern  Münih ile iki Şampiyonlar Ligi maçı, Fenerbahçe ile hem ligde hem Türkiye Kupasında olmak üzere üst üste iki kez ve arada ligde karşılaşacağımız Trabzonspor, Gençlerbirliği maçları da dahil olmak üzere toplam 8 karşılaşma yapacağız. Tam program şu şekilde;

Sezon başında olduğu gibi ligin ikinci yarısına da üç galibiyet ve bir beraberlik ile başladık. Lige ilaveten ayrıca Türkiye kupası çeyrek finalinde Gençlerbirliğini evimizde aldığımız galibiyet ile saf dışı bıraktık.  Toplanan puanlar ve atlanan tur tatmin edici gibi gözükse de, aslında oynanan futbol ve özellikle hücum hattının formu son maça kadar yeterli gözükmedi. Karabük maçında elde edilen farklı galibiyet ise takımın gerçek potansiyelini ve dolayısyla önümüzdeki süreçte hayal edebilme sınırımızı daha yukarıya taşımaya yardımcı oldu.

Aynı dönemde takımın parlayan yıldızı kesinlikle Talisca idi. Sezonun ilk yarısında ligde sadece üç gol bulabilen Talisca (ayrıca şampiyonlar ligi gruplarında 4 gol), geride kalan dönemde biri Türkiye kupasında olmak üzere toplam yedi gole imza attı ve özellikle ligdeki performansı geçen seneyi hatırlattı. Bu durum da birçoklarına, şampiyonluğa giden yolda Talisca’nın kilit isim olacağına inandırdı. Cenk’in takımdan ayrılışı ve Negredo’nun bir türlü istenilen düzeye ulaşamaması ile Talisca ve yeni transferimiz Love’un gol yollarındaki performansı en azından bu bir aylık dönemde muhakkak belirleyici olacak.

Şimdi önümüzde sezonun, hatta son yılların en zorlu ve uzun periyodu var. Oynayacağımız maçlar o derece önemli ki, özellikle ligde bu süreci en az kayıpla atlatmamız halinde üst üste üçüncü şampiyonluğa ulaşmak için yolun büyük kısmını tamamlamış olacağız. Zira Trabzon, Başakşehir gibi zorlu deplasmanlar ile Fenerbahçe derbisi geride kalmış olacak ve ligde kalan son sekiz maçın beşini evimizde oynamak kaydı ile sadece Galatasaray deplasmanını bu süreçte zorlu olarak niteleyebileceğiz. Bu da demek oluyor ki; rakiplerimize oranla son sekiz maçta ciddi bir fikstür avantajı yakalamış olacağız.

Ancak lig dışında önümüzde diğer iki kulvarda da kaderimizi belirleyecek üç önemli maça daha çıkacağız.

Ben, bu sezon Türkiye kupasının daha bir önemli olduğunu çok kez dile getirdim. Bunun alt yapısında, lig şampiyonluğunun geçen sezonlara oranla daha zor olması varken, beni bu düşünceye iten sebep ise daha fazla rakiple yarışmak dışında “dış unsurların” bize şampiyonluğu vermemek adına daha etken olacaklarına inanmam ve dolayısyla en az bir kupa ile sezonu tamamlamayı garantilemek isteğiydi. Ancak şu mevcut durum- yine bana göre- Türkiye Kupasının değerini daha da artırdı. Zira önce Fenerbahçe ve eğer geçersek çok büyük ihtimalde finalde rakibimiz olacak Galatasaray’ı saf dışı bırakıp, iki ezeli rakibi geride bırakmak kupanın değerini daha da artıracağı kanısındayım. Bu yüzden de evimizde karşılacağmız yarı final ilk maçının en az üç gün öncesinde yine aynı rakiple karşılacağımız lig maçı kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

Şampiyonlar ligi Son 16’da ise Bayern ile iki tarihi maçta karşılaşacağız. Beşiktaş’ımız elbette  bu zamana kadar Avrupa’da birçok tarihi maçı yaşadı. Ama takdir edersiniz ki bu maçlar tarihi nitelendirmesine daha çok elde edilen sonuçlarla kavuştu. Şuan ise durum biraz farklı; son yıllarda elde ettiğimiz başarılar dışında –özellikle grup aşmasında bu takımın yaptıkları-,  gerçekleştirdiğimiz projeler/organizasyonlar ile Avrupa’da ciddi anlamda prestij kazandık. Başkanımızın çokça dile getirdiği “dünya takımı” olma ve kazandığımız değerleri bir üst aşamaya taşıma yolunda  Bayern maçları bu noktada tam anlamıyla “prestij maçları” olacak. Ve bu skordan ya da sonuçtan bağımsız gerçekleşecek.

Rakibimizin kim olduğu üzerine uzun uzun konuşmaya gerek yok. Bu da bizi, elenmenin çok büyük bir hayal kırıklığına uğratmayacağı anlamına getiriyor. Burada beni daha çok ilgilendiren kısım, her iki maçta da göstereceğimiz performans ve Avrupa’ya “Beşiktaş diye bir gerçek var!” dedirtmek. Bu yüzden deplasmanda karşılaşacağımız ilk maç çok önemli. Orada göstereceğimiz duruş, buradaki maça ilginin ve hayallerimizin gerçekleşmesi umudunun artmasına neden olacak. Hele ki “Vodafone Park’ın ambiyansı’nı” düşününce, o zaman ciddi manada “neden olmasın” diyeceğiz.

Evet, genel olarak durum bu şekilde. Önümüzdeki sekiz maçın bize kazandıracakları çok fazla ve her maç birbirinden değerli ve birbirine bağlı. O yüzden Konyaspor maçı da Gençlerbirliği maçı da en az diğerleri kadar önemli . Bu süreçte her şeyi olabildiğince bir kenera bırakıp, camia olarak kenetlenmemiz gerekiyor.

Ancak son sözü elbette yine teknik ekip ve futbolcular söyleyecek. Futbol şansı yanlarında olsun…

 

Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın