Zorlu Viraj – 1

Geçen sezon Beşiktaşımızın yirmi günlük periyotlar içerisindeki zorlu fikstürlerini bu başlık altında değerlendirmeye çalışmış ve bu sayede hem takımımızın genel durumunu gözden geçirmeyi hem de karşılaşacağımız rakipler hakkında kısa da olsa bilgi sahibi olmayı amaçlamıştım. Bu sezon da elimden geldiğince aynı çalışmayı devam ettirmek istiyorum.

Yaklaşık bir ay önce başladığımız 2017/2018 sezonunda şuana kadar biri Süper Kupa, diğerleri lig maçı olmak üzere dört resmi karşılaşmayı geride bıraktık. Pepe dışında yeni transferlerimizden pek yararlanmadığımız bu süreçte, hem bireysel anlamda hem de takım bazında hazır olmadığımızı gördük. Buna rağmen iki galibiyet ve bir beraberlikle lige en az hasarla başladık.

Milli aranın ardından ise şimdi çok önemli bir sürece giriyoruz. Cumartesi günü Karabük deplasmanında başayacağımız 21 günlük bu periyotta ikisi şampiyonlar ligi ve ikisi de derbi maçı olmak üzere toplam 6 karşılaşmaya çıkacağız. Hemen arkasından tekrar milli araya gideceğimiz fikstürümüz şu şekilde;


Süper Lig

Lige Karabük deplasmanıyla başlıyoruz. Üç maçta beş puan toplayan rakibimiz; bu süreçte Başakşehir’i evinde 3-1 yenerken, bu maçta Başakşehir’in ciddi bir rotasyon ile sahaya çıktığını unutmamak gerekiyor. Diğer iki maçta ise berabere kalan Karabükspor, bu maçlarda sezona çok kötü başlayan rakipleri Alanyaspor ve Gençlerbirliği’ne üç maçta kazandıkları tek puanları verdi. Zorlu Porto deplasmanı öncesi nispeten kolay bir rakiple karşılaşacağımızı söylemek mümkün.

Ligin 5. haftasında ise rakibimiz sezonun ilk maçında Samsun’da karşılaştığımız Konyaspor. Mustafa Reşit Hoca’nın ekibi ligde tek galibiyetini Gençlerbirliği karşısında elde ederken, Trabzonspor ve Başakşehir deplasmanlarından ise mağlubiyetle ayrıldı. Süper Kupa maçının rövanşı niteliğinde görebileceğimiz karşılaşmadan, Vodafone Park’ın da etkisiyle derbi öncesi puan kaybı yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Ligdeki ilk derbimizi 6. haftada Fenerbahçe deplasmanında oynayacağız. Sezona büyük umutlarla giren rakibimiz hem Avrupa’da hem de ligde istediği sonuçları alamadı. Vardar’a iki maçta da yenilerek Kupa 2’ye veda eden Aykut Kocaman’ın ekibi, ligde tek galibiyetini uzun süre 10 kişi oynayan Gençlerbirliği karşısında elde edebildi. Şimdilik tek kulvarda yoluna devam edecek rakibimiz, bizimle oynamadan önce ise Başakşehir ve Alanyaspor ile karşılaşacak. Bu iki maçta da onlar adına kötü gidişat devam ederse, bizimle oynayacakları maçı sezonun erken finali olarak görmeleri mümkün. Söz konusu bu baskı, bizim açımızdan bir avantaj olacaktır.

Ekim ayının ilk günü bu zorlu virajı evimizde oynayacağımız Trabzonspor karşılaşması ile sonlandıracağız. Lige Konyaspor galibiyetiyle başlayan Ersun Yanal’ın takımı; sonrasında Fenerbahçe deplasmanından beraberlikle ayrılırken, ligin 3. haftasında ise İzmir’deki maçta Göztepe’ye 3-2 mağlup oldu. Bu sezon daha etkili olması beklenen Trabzonspor; Vodafone Park’a gelmeden önce sırasıyla Gençlerbirliği, Başakşehir ve Alanyaspor ile karşılaşacak.

Şampiyonlar Ligi

Sezonun en heyecan verici zamanlarına giriyoruz. Üst üste ikinci kez Şampiyonlar Ligi’nde ülkemizi tek başına temsil edecek takımımız açısından aslında kura çekimi 4. torbaya kadar gayet yolunda gidiyordu. Ancak son torbadan kağıt üzerinde en güçlü rakip gelince işler biraz zorlaştı ve G grubu; dengeli, herkesin birbirinden puan alabileceği, kırıcı bir hal aldı.

Ama bu, umutsuz olmamızı gerektirecek bir durum değil. Geçen sezon özellikle deplasman performansımız gayet yeterliydi. Benzer bir performansı bu sezon da gösterebilmenin önemli olduğunu söylemek gerek. Bu noktada Porto deplasmanına en azından bir beraberlik için gideceğiz.

Rakibimiz geçen sezon Portekiz ligini Benfica’nın ardından ikinci sırada tamamlayarak Şampiyonlar Ligine katılmaya hak kazandı. Bu sezona ise ligde dört dört yaparak başlayan Porto; bu maçlarda dokuz gol bulurken, kalesini ise gole kapamayı başardı. Bu maçlarda 4 gol ile yıldızlaşan Aboubakar’ın cezası nedeniyle oynamayacak olması ise bizim açımızdan büyük şans.

Porto’nun teknik analizi için Cem Göncü’nün yazına göz atmanızı tavsiye ederim. Yazıya ulaşmak için; “Porto Nasıl Oynuyor?”

Ligde zorlu Fenerbahçe Trabzonspor maçları arasında, Şampiyonlar Ligi ikinci maçında RB Leipzig ile evimizde karşılaşacağız. Bir sponsorluk projesi olarak 8 yıl önce kurulan Alman ekibi basamakları tek tek yükselip, geçen sezon ilk kez yer aldığı Bundesliga’da müthiş bir başarıya imza atarak Bayern’in ardından ikinci sırada yer aldı ve Şampiyonlar Ligine direkt katılmaya hak kazandı.

Genç bir kadroya sahip Leipzig; bu sezon lige Schalke deplasmanında mağlubiyetle başlarken, ikinci hafta ise Freiburg’u evinde farklı yenmeyi başardı.

Geçen sezon deplasman performansımız ne kadar yeterliyse de, evimizde galibiyetimizin olmaması gruptan çıkamamamızın öncelikli sebebiydi. Şampiyonlar ligi gruplarının alametifarikası ev sahibi olduğun maçlarda elde edeceğin başarıdır. Bu sezon grubumuzun daha kırıcı olduğunu düşünürsek, muhakkak içerdeki maçlarda daha başarılı bir performans sergilememiz gerekiyor. Bu sebeple ben Leipzig maçını çok önemsiyorum. Şampiyonlar Ligi arenasında ilk kez deplasman maçına çıkacak, genç oyunculardan kurulu Alman ekibi karşısında tecrübeli oyuncularımız ve taraftarımızla iyi bir sonuç alacağımıza inanıyorum.

Takımımız Ne Durumda?

Yazının başında kısa da olsa değindim; şampiyon kadrosunu genel hatlarıyla koruyup, üzerine Avrupa’da da ses getiren önemli isimleri renklerine bağlayan takımımızdan beklenti epeyce yüksekti. Fakat bu beklenti oyun anlamında şuana dek karşılığını bulmadı.

Fakat bizim için sezon gerçek anlamıyla şimdi başlıyor demek yanlış olmaz. Şenol Hoca’nın sezon başından itibaren takımın tam olarak hazır olması için bu dönemi işaret etmişti. Bu noktada Hocamızın beyanına güvenmek gerekiyor. Eminim bu zorlu fikstüre en iyi şekilde başlayıp, en başarılı şekilde çıkacağız.

Ancak bu periyot için bazı sıkıntılarımız da var. Özellikle sağ bek pozisyonlarda Gökhan’ın sakatlığı, Beck ile yolların ayrılması sonrası Şenol Hoca’nın bu bölgede ilk tercihi Adriano’nun sol bekteki verimi verememesi, benim en çok takıldığım husus. Gökhan’ın Fenerbahçe maçına yetişme ihtimali ise taşların en azından son üç zorlu maç için yerine oturmasını umut etmemizi sağlıyor.

Ayrıca yeni transferlerimizden Negredo ve Lens’in hazırlık maçında yeterli görülemeyecek performansı soru işaretinin bir diğeri. Ancak muhakkak as takımla farklı bir performans sergileyeceklerdir. Bunu görmeden erken yorum yapmak uygun olmaz.

Not: Şu sıralar kişisel işlerimden dolayı çok yoğunum. Hem geç oldu hem de fazla detaylı bir yazı olmadı. Kusura bakmayın lütfen.

Saygılarımla…

Ufuk Küçükdağlı

 

Bir Cevap Yazın