Bir Leipzig Taraftarının Gözünden Beşiktaş Deplasmanı (Çeviri)

Beşiktaş’ta İnanılmaz Atmosfer – İstanbul’dan Taraftar Raporu

Kulak Çınlaması

RB Leipzig’in Şampiyonlar Ligindeki ilk deplasman mücadelesi sona erdi. Leipzig’in taraftar grubu “L.E. Bulls” üyesi Martin Singer bizim için; maç önü, maç esnası ve sonrasındaki deneyimlerini rapor etti.

Birinci Gün – Yolculuk

Saat 15:00’da Leipzig havalimanında buluştuk. Check-in, güvenlik kontrolü ve patlayıcı testinden sonra boarding için saat 17:00’a kadar bekledik ve saat 17:40’da İstanbul için havalandık. İstanbul havalimanındaki trafik nedeniyle planlanandan biraz geç bir şekilde indik. Park pozisyonumuzu aldıktan sonra havalimanı binasına transferimiz gerçekleşti. Formaliteleri hızlı bir şekilde hallettikten sonra havalimanın önündeydik ve oradan otelimizin yer aldığı Taksim Meydanı’na –stada 500m uzaklıkta yer alan- hızlı bir şekilde otobüs bulduk. Check-in’den sonra gece yarısı atıştırmalık bir şeyler yemek ve yakın çevreyi keşfetmeye karar verdik. Stadı çok hızlı bulduk fakat fotoğraf çekmek için çok karanlıktı. Yemek aramaya başladık. Tabii ki her yerde dürüm vardı (et, Almanya’ya göre çok daha iyiydi – çevirmen notu: Ne sandınız:) ). Yolda karşılaştığımız insanlar yol göstermek bakımından çok nazik ve yardımseverlerdi. Elbette futbol gündemin ilk sırasındaydı. Bu esnada Galatasaray ve Fenerbahçe sempatizanlarına da denk geldik ve bizim galibiyetimizi dilediler. Otelin barında bir tane (daha doğrusu birden fazla) uyku birasından sonra saat 02:30’da tarihi ilk uluslararası deplasman maçımızın heyecanı ile yatağa gittik.

İkinci Gün (Maç Günü) , 1. Kısım – Keşif

Tıka basa kahvaltı yaptıktan sonra saat 08:00’de şehri keşfetmek için yola koyulduk. İlk olarak Cihangir camisini geçerek maçın oynanacağı stada ulaştık. Orada taraftarların dileyebileceği her şeyin sunulduğu iki katlı taraftar mağazasını ziyaret ettik. Bundan sonra Taksim Park’a ulaştık ve İstiklal Caddesi boyunca yan sokaklar ile pasajları gezdik. Burada Galatasaray taraftar mağazasını da ziyaret ettik (4 katlı ve fakat çok daha az alana sahip). Galata Kulesini geçip, Galata Köprüsü’ne kadar devam ettik. Oradan Tersane Caddesinden girip (bir el işi ve sağlık dükkanı dışında iki blok sadece avize/ışık dükkanları kümelenmiş), Şişhane’ye kadar gittik. Bulunduğumuz yerden İstiklal Caddesine dönmek çok uzak değildi ve böylece otelimize, sakin bir şekilde maça hazırlanmak için tekrar ulaştık.

Leipzigli olarak tanınmış olmamıza rağmen bize karşı en ufak bir düşmanlık sezinlemedik. Hemen hemen her köşede kendimizi samimi muhabbetlerin içinde bulduk; bir kısmı bizim tarafımızı ve elbette diğer bir çoğunluk kısmı ise Beşiktaş’ın kazanacağını umuyordu. Aynı zamanda Beşiktaş formalı insanlardan çok içten geri dönüş/selamlar aldık. Hiçbir zaman kendimizi tehdit altında hissetmedik. Her köşede çeşit çeşit kediler ve onlar için dükkanların, bankların ve evlerin önünde beslenme kabı görmeniz mümkün (çevirmen notu: Almanya’da kedi ve köpeklerin başı boş sokakta görünmesi mümkün olmadığı için bu durumun yabancı gelmesi ve dolayısıyla bu konuya özellikle değinmesi normal). Polislerin varlığından dolayı insan kendini güvende hissediyor. Eğer insan dikkatlice bakarsa birçok köşede küçük bir polis noktası, sivil polis ve diğer güvenlik sorumlularını bulabilir. Bira, tütün ve diğer alkol ürünlerini sadece gizlenmiş, ara sokaklarda az sayıdaki küçük dükkanlarda görebilirsiniz.

İkinci Gün (Maç Günü), 2. Kısım – Maç

Bence herkes oyunu, sonucu gördü ve yeterince üzerinde tartıştı. Bu yüzden ben bu konulara girmeyeceğim, onun yerine daha çok maçın çevresinde olanlarla ilgileneceğim. Hala coşkulu, heyecan doluyum ve hafif kulağım çınlıyor. Ve hala stadın atmosferinden etkilenmiş durumdayım. Bu noktada unutulmayacak ve tüyleri diken diken eden çok önemli bir an yaşadım.

Kararlaştırdığımız gibi ilk olarak saat 19:00’da (yerel saat) taraftarların buluşma noktası olan Taksim Park’ta stada hep birlikte yürümek için (polis eşliğinde) buluştuk. Saat 19:45’de hareket ettik ve stadın çok yakın (1km’den az) olmasından dolayı çok çabuk misafir girişine vardık. O noktada öncelikle yasaklar hakkında bilgilendirildik (fırlatmaya müsait olan herşey; örneğin, bozuk para(!!), çakmak, taşınabilir şarj aleti… Sigara ve alkol ise keza tüm statta yasaktı. 3 kez arandık ve bulunduranlara elkonuldu (geri verilmemek üzere). Bu kontroller bizim stattakilere göre “gevşek” değildi. Bu şekilde bir aramaya ihtiyaç olmaması bizim için büyük şans (lütfen böyle kalmaya devam etsin!) (çevirmen notu: Leipizgli taraftarı en çok bu yormuş!).

Hızlı bir şekilde giriş tamamlandıktan sonra (sadece yaklaşık 250 kişiydik) kontrol 10 dakika sürmedi ve biz saat 20:10’da yerimiz aldık(başlama vuruşu saat 21:45). Yemek ve içecek büfesi vardı. (çevirmen notu: Burada bir ödeme siteminden bahsetmiş. Başka yerlerde karta para yüklenmesi (örn. 20 euro) gerektiğini, ama bu sefer de o değeri tutturabilmenin küsüratlı fiyatlarla çok zor olduğunu, burada şansa böyle bir  kartlı sistemin olmadığını ve hatta ürünlerin küsüratsız olduğunu, ama buna rağmen bozuk para yasak olduğu için para üstünün suyla tamamlanarak alındığını falan anlatmak istemiş ama ben pek çözemedim, kusura bakmayın..)

Biz misafir taraftarlar ve oyuncular nasıl bir ses bombardımanıyla karşı karşıya kalacağımızı, henüz maç başlamadan önce, ısınma esnasında sezinledik. Bunu zaten takımımızın ilk yarıdaki tanınmaz form durumu da anlatıyor. Şahit olmayan birine bu gürültüyü nasıl anlatmalıyım? Zor. Hemen dibinizde buharlı lokomotif düdüğünün çaldığını düşünün. Yanınızdaki kişi ile anlaşabilmeniz mümkün değildi.

Söylediğim gibi, bu gürültüyü canlı ve çok yakınınızda (teninizde) hissetmek tüm yolculuğa tek başına değerdi. Sadece bir sektör değil, tüm bloklar –sadece şarkıyı söylemeye devam eden blok hariç, ki sonradan diğerleri de bunlara katılıyordu- bu gürültüyü çıkartıyordu (çevirmen notu: Burada gürültü dediği top rakipteyken çıkarttığımız ıslık sesi; bu arada tezahürata devam eden taraftarı da farketmiş.). Elektrikler kesildiğinde Beşiktaş taraftarı yaratıcı tarafını da gösterdi ve telefonlarının fenerini açtılar. Bu esnada karşılıklı tezahüratlar oldu. Maçtan sonra stat rejisi (bizde olduğu gibi) direkt müzik çalmak istedi ve kapatıp, taraftar takımıyla kutlama yapana kadar ıslık ile tepki aldı. Bir süre sonra stat rejisinin bir sonraki denemesi de engellendi. Bu Leipzig’de mümkün olabilir mi?

Takımın uzun süren kutlamasından ve sahadan ayrılmasından sonra müzik çalınabildi ve Beşiktaş taraftarı ile biz birbirimizi saygı çerçevesinde karşıllıklı alkışladık. Polislerin yardımı ile atkılarımızı değiş tokuş ettik. Son düdükten yaklaşık yarım saat sonra stattan ayrılmamıza izin çıktı, yine polis eşliğinde Taksim Park’a geri döndük ve otelimizde hep birlikte bugün yaşadıklarımızı idrak etmeye çalıştık. Televizyon üzerinden özeti izleyip, analiz ettik ve Alman-Beşiktaş taraftarları ile konuştuk. Bir sonraki sefer için Taksim civarından ziyade Beşiktaş’ta (normal giyinerek) zaman geçirmemiz gerektiği konusunda tavsiye aldık. Ertesi gün için çok daha iyi, ucuz yemek ve bir barda takılıp bira içmek için çok daha fazla alternatif olduğunu söylediler. Eğer Beşiktaş ile bir daha eşleşirsek, bir sonraki sefer için bunları not aldık (çünkü Çarşamba uçağımız geri dönüyor).

Sonuç: Şampiyonlar ligindeki ilk deplasman maçımız unutulmaz bir an olarak kalacak. İstanbul misafirperver, müthiş bir şehir. Bir sürü yeni heyecan verici izlenimler biriktirdik ve bir sonraki deplasman için tecrübelendik. Şimdiden Ekim ayının sonunda Porto’ya gerçekleşecek bir sonraki deplasman turumuzu dört gözle bekliyoruz.

 

Orjinal metin için bknz; http://www.rb-fans.de/artikel/20170927-special-fanbericht-besiktas.html

Çeviri: Ufuk Küçükdağlı

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.