Şampiyonluk Sayıları Üzerine

Bilindiği gibi kulüplerin şampiyonluk sayıları Beşiktaş’ın 1956-1957 sezonunda kazandığı Federasyon Kupası’ndan başlanarak hesap ediliyor.

Özellikle Beşiktaş iki sezon üst üste şampiyon olarak formasına üçüncü yıldızı taktıktan sonra bu hesaplamaya itirazlar yükselmeye başladı.

Bir kesim, şampiyonlukların 1923 yılından itibaren, bazı sezonlarda oynanmış olan Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme Şampiyonluklarının da şampiyonluk olarak kabul edilerek yıldız hesabına eklenmesini istiyor. Diğer bir kesim ise Beşiktaş’ın 1956-1957 ve 1957-1958 Federasyon Kupası şampiyonluklarının şampiyonluk olarak sayılmaması gerektiğini savunuyor.

Her iki durumda da Beşiktaş’ın zararlı çıkacağını, özellikle birinci grubun isteğinin tamamen Fenerbahçe’nin çıkarına olacağını bir tarafa koyarak, 1923’ten bu yana Türkiye’de oynanan futbol ligleri için; duyduklarımı, bildiklerimi ve ulaşabildiğim kaynaklardan edindiğim bilgileri paylaşmak ve objektif olarak değerlendirme yapmak istedim.

 

İSTANBUL LİGİ (MAHALLİ LİGLER)

1923 öncesi İstanbul’da tek bir futbol ligi olmayıp Pazar Ligi, Cuma Ligi, Türk İdman Birliği Ligi gibi farklı organizasyonlar yapılmıştır. Türkiye Futbol Federasyonu’nun, Futbol Heyet-i Müttehidesi adı ile kurulup 21 Mayıs 1923 tarihinde FIFA’ya üye olmasının (Kaynak: TFF resmi sitesi) ardından farklı organizasyonlar kaldırılarak tek bir İstanbul Ligi düzenlenmiş ve ilki 1924 yılında oynanmıştır.

İlk İstanbul Ligi Şampiyonu Beşiktaş

Gazete haberinin latin harflere çevirisi : Beşiktaş İstanbul Şampiyonu oldu. Dün akşam üzeri Taksim Stadyumunda  yapılan müsabakada Galatasaraylılar sıfıra karşı iki sayı ile Beşiktaş takımına mağlub oldular. İstanbul futbol birinciliğini kazanan Beşiktaş takımının dün maçında aldırdığımız resmi. (çeviriyi yapan: Direttore)

İstanbul Ligi 1959-1960 sezonunda Milli Lig adıyla Türkiye Ligi düzenlenene kadar devam etmiş ve bu süre boyunca (son üç sezon tahtı biraz sallansa da) Türkiye’nin tartışmasız en önemli futbol organizasyonu olmuştur.

İstanbul Ligi dışında da başta Ankara ve İzmir olmak üzere mahalli ligler düzenlenmiştir. İstanbul dışındaki mahalli liglerin nasıl ve hangi yıllarda oynandığı ayrı bir araştırma konusu. Ancak İstanbul sanat, kültür, spor vb. her konuda diğer şehirlerden çok farklı bir yerde olduğundan futbolda da İstanbul Ligi’nin diğerlerinden çok yukarıda olması gayet doğal.

En büyük rekabetin üç büyükler arasında olması ve bu rekabetin tüm canlılığıyla İstanbul Ligi’nde yaşanması da başka bir rekabete ihtiyaç duyulmamasında etkili olmuştur.

Diğer taraftan, coğrafi ve ekonomik şartlar sebebiyle takımların şehir dışı deplasmanlara gitmesinin günler alması ve masraflı olması ülkeyi kapsayacak bir lig düzenlenmesini imkansız hale getirmiştir.

Şahsi olarak ben de üç büyüklerin İstanbul Ligi dışındaki organizasyonlara bir angarya gözüyle baktığını, “şampiyon” dendiğinde akıllara İstanbul Ligi şampiyonunun geldiğini büyüklerimden duymuşumdur.

Bugün bile Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın taraftar sayılarının toplamının % 90’lar seviyesinde olması ve Türkiye’nin Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasına, 1956 yılında gönderdiği ilk takım olan Galatasaray’ın, sadece İstanbul Ligi Şampiyonu unvanıyla buna layık görülmesi, İstanbul Ligi’nin Türkiye’nin en önemli futbol organizasyonu olduğu iddiasını destekleyen verilerdir.

​Aşağıda, Beşiktaş’ın Ankara’da Ankaragücü ile oynadığı ve 8-0 kazandığı hazırlık maçına ilişkin,16 Haziran 1935 tarihli yerel bir gazetenin kupürü yer alıyor. Haberin içeriğinde de takımlar arasındaki seviye farkından söz ediyor ve yukarıda anlatılanları doğruluyor.

Görüşlerine değer verdiğim bir yazar olan Mehmet Demirkol’un da dahil olduğu bir çok kişi; 1957 öncesi oynayan ünlü futbolcuların, zamanlarında Türkiye Ligi olmaması sebebiyle oynadıkları maçların, attıkları gollerin vs. yok sayıldığını ve onlara haksızlık yapıldığını, o yüzden Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Küme şampiyonluluklarının da bu hesaba dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Bu iddia bende; Fenerbahçe’nin çıkarına olan bir değişikliğin kabul ettirilmesi için Baba Hakkı, Süleyman Seba gibi efsaneler üzerinden Beşiktaşlıların yanlarına çekilmeye çalışıldığı izlenimi uyandırmakla beraber, efsanelerimizin yok sayılması gibi bir durum söz konusu değildir. Onların oynadığı dönemde en değerli lig İstanbul Ligi’dir ve İstanbul Ligi’nde oynadıkları tüm maçlar, attıkları tüm goller vs. hem hafızalardadır hem de kayıt altındadır.

Amsterdam Olimpiyatlarına hazırlıklar sebebiyle 1927-1928 sezonunda iptal edilen İstanbul Ligi, bu sezon hariç her sezon aralıksız olmak üzere 1924-1951 yılları arasında amatör, 1951-1959 yılları arasında ise profesyonel olarak düzenlenmiştir.

Toplam 35 kez düzenlenen İstanbul Liginde; Beşiktaş 13, Fenerbahçe 11, Galatasaray 9, İstanbulspor ve Güneş 1’er kez şampiyon olmuştur.

 

TÜRKİYE FUTBOL BİRİNCİLİĞİ (ŞAMPİYONASI)

Hakkında çok az bilgi ve belge olan bir organizasyon Türkiye Futbol Birinciliği. Şampiyonun belli olduğu maçlar bile hafızalarda pek yok, ancak eski gazetelerin kıyısında köşesinde bulunabiliyor ve sık sık format değiştirildiği de anlaşılıyor.

Örneğin 1939-40 sezonunda İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki şehirlerin takımları arasında bir “Gruplar Birincisi” belirlenmiş ve bu takım, iki maçlık finalde Milli Küme şampiyonu ile karşılaşmış. Dolayısıyla bu formatta Türkiye Futbol şampiyonu, Milli Küme şampiyonundan üst seviyede tutulmuş. Final ilk maçına ilişkin 22 Eylül 1940 tarihli Akşam gazetesi kupürü aşağıdadır.

İkinci örnek 1950-51 sezonundan. 10 Mayıs 1951 tarihli Milliyet gazetesinin haberinde, okunması biraz zor ama özetle şu anlatılıyor;

26 bölgenin lig şampiyonları; Aydın, Edirne, İçel, Kütahya, Malatya ve Zonguldak şeklinde ayrılan 6 grupta aralarında maçlar oynayacak.

Bu gruplarda ilk sırayı alacak 6 takım, Bursa’da toplanarak aralarında maçlar oynayacak ve gruplar birincisi belli olacak.

Üç büyük şehrin şampiyonları olan Beşiktaş, Gençlerbirliği ve Altay’a (üç büyük şehrin şampiyonlarına ayrıcalık tanınmış) katılacak olan gruplar birincisi ile beraber toplam 4 takım Balıkesir’de final maçları oynayacak.

Şampiyonaya verilen önem için bir fikir vermesi açısından, 23 Eylül 1940 tarihli Akşam gazetesinden iki kupürü paylaşıyorum. Gazetenin ilk sayfasında;

  • Lig maçlarının başladığı (İstanbul Ligi) ve Beşiktaş’ın Fenerbahçe’yi 2-1 mağlup ettiği,
  • Eskişehir Demirspor’un Türkiye Şampiyonu olduğu

haberleri yer alıyor.

Gazete, İstanbul Ligi maçı haberini hem üstten vermiş hem de daha büyük punto kullanmış. Asıl önemli olan, ikinci haberin iç sayfadaki ayrıntısında Fenerbahçe’nin Eskişehir Demirspor maçına “B” kadrosuyla çıktığı belirtilmiş.

Gazetedeki bu haberlerden çıkarılabilecek sonuçlar;

  • Her iki maçın aynı gün oynanması belli ki bir sorun yaratmamış.
  • Gazetenin İstanbul Ligi’ni daha fazla önemsediği, haberlerin veriliş şeklinden açıkça anlaşılıyor.
  • Fenerbahçe İstanbul Ligi’nin açılış maçına as kadrosuyla, Türkiye Futbol Şampiyonası finaline “B” kadrosuyla çıkmış.

Bir örnek de Beşiktaş’tan verelim. 1949-50 Türkiye Futbol Birincisi, 12 Haziran 1950 tarihindeki son maçında Kağıtspor’u yenen Göztepe olmuş.

Ancak Beşiktaş bu turnuvayı pek önemsememiş olacak ki 14 Mayıs 1950 tarihinde Amerika seyahatine çıkmış ve 19 Haziran 1950 tarihinde geri dönmüş. Türkiye Futbol Birinciliği’ne de Amerika seyahatine götürmediği yedek futbolcularını göndermiş.

Türkiye Futbol Birinciliği 1924 ve 1951 yılları arasındaki 28 sezonda toplam 19 kez oynanmış, üç kez Fenerbahçe, iki kez Beşiktaş şampiyon olmuş, Galatasaray’ın şampiyonluğu yok. 1951’de futbolda profesyonelliğe geçilmesinin ardından amatör takımlar arasında devam etmiş.

 

MİLLİ KÜME – MAARİF MÜKAFATI – MİLLİ EĞİTİM KUPASI

Üçü de aynı kupa; 5 kez Milli Küme, 2 kez Maarif Mükafatı, 4 kez ise Milli Eğitim Kupası adlarıyla olmak üzere, toplam 11 kez düzenlenmiş. İlki 1937, sonuncusu 1950 yıllarında, arada üç sezon boş geçilmiş. Maçlar deplasmanlı lig usulüne göre oynanmış.

11 kupanın 10’una sadece İstanbul, Ankara ve İzmir takımları katılmış. Bir istisna olarak 1941’de oynanan kupada, bir önceki sezonun Türkiye Futbol Birincisi Eskişehir Demirspor var.

1941’de düzenlenen kupaya 10, 1946’da düzenlenen kupaya 6, diğerlerine 8 takım katılmış.

8 takımlı sezonlarda: İstanbul Liginden 4, Ankara ve İzmir Liginden 2’şer takım alınmış. Bu sayılar; 1941’de 4-3-2, 1946’da ise 2-2-2 şeklinde.

1944 ve 1946 yıllarında gerekli dereceyi alamayan Galatasaray katılamamış.

Bu kupayı 6 kez Fenerbahçe, 3 kez Beşiktaş, 1 kez Galatasaray ve 1 kez de Güneş (Galatasaray’dan ayrılanların kurduğu ve ömrü çok kısa olan bir kulüp) olmak üzere sadece İstanbul takımları kazanabilmiş. İstanbul futbolunun diğer şehirlerden üstün olduğunu gösteren bir veri daha…

Aşağıda Türkiye Futbol Birinciliği ile Milli Küme’nin düzenlendiği sezonlar ve kazananlar verilmiştir.

Tabloda görüldüğü gibi, 9 sezonda her iki organizasyon birden yapılmıştır. Bu kupaların tamamı şampiyonluk olarak sayıldığı takdirde, 9 sezonun iki şampiyonu olacaktır. Hiç şampiyonu olmayan 7 sezon ortada dururken, bir sezona iki şampiyonluk verilmesi mantıklı mıdır? 

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, başkan seçildikten sonra bu iki turnuvanın şampiyonlarının da yıldız hesabına katılması gerektiği iddiasında bulunmuş ve örnek olarak 2018-2019 sezonuna adı verilen Lefter Küçükandonyadis’in şampiyonluklarının sayılmamasını göstermiştir. Ne yazık ki bu iddiada da bir bilgi eksikliği söz konusudur. Fenerbahçe, Lefter Küçükandonyadis’in oynadığı dönemde 1959, 1960-1961 ve 1963-1964 sezonlarında şampiyon olmuştur ve bu üç şampiyonluk da yıldız hesabına dahildir. Sadece 1949-1950 sezonunda kazandıkları Milli Eğitim Kupası yıldız hesabında yoktur ki, o da tarihten silinmiş değildir. 1947-1964 yılları arasında, yurt dışında oynadığı 2 sezon hariç toplam 15 sezon Fenerbahçe forması giyen Lefter Küçükandonyadis de ağırlıklı olarak İstanbul Ligi’nde yaptıklarıyla efsane olmuştur.

Bir Fenerbahçe efsanesinden söz etmişken Galatasaray efsanesi Metin Oktay’ı da atlamayalım. Metin Oktay, Palermo’da oynadığı 1961-1962 sezonu hariç, 1955-1969 yılları arasında toplam 13 sezon Galatasaray forması giymiştir. Galatasaray, Metin Oktay’ın oynadığı dönemde 1962-1963 ve 1968-1969 sezonlarında Türkiye şampiyonu olmuştur ve bu iki şampiyonluk da yıldız hesabında vardır. Yine Metin Oktay’ın Galatasaray’da oynadığı dönemde Milli Küme ve Türkiye Futbol Birinciliği hiç oynanmamıştır. Bu durumda, konuyla ilgili çalışmalar yapan gazeteci Altan Tanrıkulu’nun verdiği Metin Oktay örneğinin de bir geçerliliği yoktur.

Milliyet gazetesinde 3 Mayıs 1950 tarihinde “Milli Eğitim Mükafatı Maçlarındaki Durum” başlıklı bir yazı yayınlanmış. Yazıda; Milli Eğitim Kupasını kazanacak takımdan “Turnuvanın Şampiyonu”, İstanbul Ligi Şampiyonu Beşiktaş’tan ise “1949-1950 mevsimi lig şampiyonu” diye söz edilmiş. Bu iki ifade bile İstanbul Ligi’nin, Milli Eğitim Kupası’ndan daha prestijli olduğunu gösteriyor.

Yine Milliyet gazetesinde, 20 Ağustos 1950’de Halit Kıvanç bir yazı kaleme almış. Aslında, o günlerde düzenleneceği söylenen (ancak sonra düzenlenmeyen) Türkiye Kupası için yazılmış bir yazı. Fakat Türkiye Futbol Birinciliği ve Milli Eğitim Kupası’na, o günlerde yetkin birinin ne gözle baktığını göstermesi açısından önemli.

Günümüzde, sadece internette bulabildiği kupa listelerine bakarak “Eskiden bizde de Türkiye şampiyonlukları varmış.” diyen, ardından “Bunlar niye sayılmıyor, sayılmalı.” hükmüne varan önemli bir kitle var. O zamanın ruhunu hiç anlamayan, yaşamadığı ve yaşayanlardan dinlemediği için anlaması da mümkün olmayan, hele listedeki sayılar tuttuğu takımın lehine olunca ağzının suyu akan bir kitle. Bu yüzden çok önemli Halit Kıvanç’ın o gün yazdıkları.

Gazete kupürü yine pek okunmuyor, o yüzden yazıdan ilgili bölümü alıntılıyorum.

“… Mahalli ligler bittikten ve esasen futbolda ileri üç şehir için bir çeşni olmaktan başka işe yaramayan Milli Eğitim oyunları da sona erdikten sonra yangından mal kaçırırcasına bir sürat ve şaşkınlık içinde Türkiye birinciliği yapılıveriyor. Neticede ortada kalan takımın Türkiye’nin hakiki birincisi olup olmadığını sporla uzak veya yakından ilgili her şahıs layikiyle takdir eder. Şu halde gaye kendimizi avutmak olmadığına göre bu şampiyonayı daha makul ve daha mantıki esaslara istinad ettirmek icabeder.”

Halit Kıvanç; Milli Kümeyi (Milli Eğitim oyunları) kazanan takımı Türkiye birincisi yerine koyma konusunda fikir yürütmeye bile gerek görmediği gibi, Türkiye Futbol Birincisinin hakiki birinci sayılamayacağını da açıkça ifade etmiş. Ustanın sözlerinden de faydalanarak yazının buraya kadar olan bölümüne ilişkin görüşlerimi aşağıdaki gibi özetleyebilirim;

  • 1923-1956 yılları arasında Türkiye’nin en önemli futbol organizasyonu İstanbul Ligi’dir. O dönemde oynayan yıldız futbolcuların şampiyonlukları sayılmıyor diye haksızlığa uğramış olmaları boş bir iddiadır. Tüm yaptıkları kayıtlarda ve hafızalarda mevcuttur. Zaten onlar, ağırlıklı olarak İstanbul Ligi’nde yaptıklarıyla efsanelerimiz olmuşlardır.
  • Eğer mutlaka 1957 öncesi şampiyonlar yaratılmak isteniyorsa, buna en yakın organizasyon İstanbul Ligi olabilir ki, ülkenin kalanı dışarıda olduğu için doğal olarak kabul edilemez.
  • Milli Küme; İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki kulüplerin tamamen dışarıda bırakıldığı bir organizasyondur ve Halit Kıvanç’ın dediği gibi üç büyük şehrin takımları için bir “çeşni”dir. Hem prestiji İstanbul Ligi’nden daha düşüktür hem de ülkenin önemli bir bölümünü baştan yok saymaktadır. Böyle bir organizasyonun birincisinin Türkiye şampiyonu olarak kabul edilmesi mantık dışıdır. 
  • 1956 yılında oynanmaya başlanan Türkiye Ligi’ne de birçok sezonda sadece İstanbul, Ankara ve İzmir kulüpleri katılmıştır. Ancak bu profesyonel bir ligdir ve sadece profesyonel takımların katılabilmesi böyle bir sonuç doğurmuştur. Oysa Milli Küme oynanırken tüm ülkede futbol amatördür ve diğer kulüpler böyle bir engel olmamasına rağmen dışarıda bırakılmıştır.
  • Türkiye Futbol Birinciliği “yangından mal kaçırırcasına” az sayıda takımı final grubunda karşılaştırıp sonuçlandırılan bir organizasyondur. İstanbul kulüpleri pek önemsemediği için de kazananlar çoğunlukla İstanbul dışındandır ve bu kulüplerin tarihlerinin hiçbir döneminde üç büyüklerle rekabet edecek güçte olmadıkları açıktır.
  • Hem Türkiye Futbol Birinciliği hem de Milli Küme, muhtemelen futbol rekabetini ülke çapına yayma yolunda bir başlangıç olması amacıyla düzenlenmiş, ancak her ikisinde de bir istikrar sağlanamamıştır. Dolayısıyla amacına ulaşamamış organizasyonlardır.
  • 9 kez aynı sezonda düzenlenen iki organizasyonun şampiyonlarının her ikisinin birden Türkiye şampiyonu olarak kabul edilmesi, üzerine konuşulacak bir konu dahi değildir.

 

FEDERASYON KUPASI

İtiraz edilen ikinci konu, Beşiktaş’ın 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarında kazandığı Federasyon Kupalarının Türkiye şampiyonluğu olarak kabul edilmesi.

Federasyon Kupası’nın düzenlenmesi, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ile bağlantılı. Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ilk kez 1955-1956 sezonunda düzenlenmiş, ancak Türkiye takım göndermemiştir.

1956-1957 sezonundaki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’na Türkiye bir takım göndermeye karar vermiş ama ortada bir Türkiye Ligi olmadığından gönderilecek takım olarak, 1955-1956 İstanbul Ligi şampiyonu Galatasaray seçilmiş ve Galatasaray, Türkiye’yi temsil etmiştir.

1957-1958 sezonunda Türkiye’yi Avrupa’da temsil edecek takımı belirlemek için 1956-1957 sezonunda, mahalli liglerin tamamlanmasından sonra, Federasyon Kupası adı altında bir organizasyon düzenlenmiş ve üç büyük şehrin kulüpleri ile Adana Milli Mensucat dahil edilmiştir. Takımlar önce üçer eleme turu oynamış, turları geçen 6 takım final grubunda çift devreli lig usulüne göre karşılaşmış ve Beşiktaş şampiyon olmuştur. Ancak ne yazık ki Federasyon, UEFA’ya geç bildirim yaptığından Beşiktaş, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’na katılamamıştır.

Sonraki sezon yine aynı amaçla, sadece üç büyük şehrin kulüplerinin dahil edildiği ve yine mahalli liglerden sonra bir Federasyon Kupası düzenlenmiştir. Bu kupada 3 eleme turu oynanmış, turları geçen 8 takım, 4’lü iki gruba ayrılmış, bu grupların birincileri olan Beşiktaş ve Galatasaray finalde karşılaşmışlardır. Her iki maçı da 1-0 kazanan Beşiktaş 1957-1958 Federasyon Kupası Şampiyonu olmuş ve Türkiye’yi Avrupa’da temsil etmiştir.

Mahalli ligler 1958-1959 sezonunda yine oynanmış ve ardından Federasyon Kupası ile aynı amaçla bu kez Milli Lig adıyla (Milli Küme değil) bir organizasyon düzenlenmiştir. Katılanlar yine üç büyük şehrin takımlarıdır. Bu kez format, 2 adet 8 takımlı grup oluşturulması ve grup birincilerinin finalde karşılaşması şeklindedir. Finalde Galatasaray’ı geçen Fenerbahçe 1959 Milli Lig şampiyonu olmuştur. Sezonun tek yılla belirtilmesinin sebebi, maçların 1959 yılı içerisinde başlaması ve bitmesidir, 4 aydan kısa sürmüştür. Federasyon Kupalarında olduğu gibi küme düşme yoktur.

1959-1960 sezonunda mahalli ligler kaldırılmış ve yine Milli Lig adı altında, 20 takımlı bir Türkiye Ligi kurulmuştur. Bu lig, klasik deplasmanlı lig usulüne göre oynanan, küme düşmesi olan bir ligdir ve Beşiktaş şampiyon olmuştur.

Beşiktaş’ın kazandığı Federasyon Kupası şampiyonlukları ile Fenerbahçe’nin kazandığı Milli Lig şampiyonluğu; amaçları, dahil edilen takımlar, küme düşmenin olmaması ve aynı sezonlarda mahalli liglerin de oynanmış olması yönleriyle aynıdır. Sadece formatlarında ve isimlerinde farklılık bulunmaktadır.

Buna rağmen; Fenerbahçe’nin 1959 sezonu şampiyonluğu, şampiyonluk sayılarına ilk zamanlardan itibaren dahil edilmiş, Beşiktaş’ın Federasyon Kupaları ise gözardı edilmiştir. Bu eşitsizlik yıllar boyu Beşiktaşlıların tepkisini çekmiştir.

Kulüplerin formalarına her 5 şampiyonluk için 1 yıldız takılması uygulamasının başlatılmasının ardından, Beşiktaş 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarında Türkiye şampiyonu olarak bildirilmiş olduğuna ilişkin UEFA’dan belge alarak şampiyonluklarının kabulü için Federasyon’a başvuruda bulunmuştur. Bu başvurunun reddedilmesi üzerine bu kez Tahkim’e gidilmiştir.

TFF Tahkim Kurulu 09.05.2002 tarihli kararı ile yukarıda sözü edilen üç sezonun maçlarının da benzer tarzda oynandığına işaret ederek Beşiktaş’ın 1956-1957 ve 1957-1958 sezonu şampiyonluklarını tescil etmiştir.

TFF Tahkim Kurulu’nun kararı için önceleri önemli bir tepki olmamakla beraber, Beşiktaş şampiyonluklar kazanıp toplam sayıda iki rakibine yaklaştıkça ve özellikle 2016-2017 şampiyonu olup üçüncü yıldızı takınca, aralarında ünlü gazetecilerin de bulunduğu önemli bir kesim yeniden Federasyon Kupası şampiyonluklarını tartışmaya açmaya çalışmıştır. Üstelik bu kişilerin yıllar önce kabul edilmiş olan Fenerbahçe’nin 1959 şampiyonluğu için tek kelime dahi etmemiş olmaları da düşündürücüdür.

Aşağıda, en üst düzeyde dahi konuya ne kadar bilgisizce yaklaşıldığını göstermesi açısından, TSYD Başkanı Oğuz Tongsir’in ilgili mesajını paylaşıyorum.

Tongsir, grup birinciliğinin anlamını dahi bilmiyor sanırım. Bir organizasyonda “grup birincisi” varsa bir de “şampiyon” olması gerekmez mi? Beşiktaş grup birincisi ise “asıl” şampiyon hangi takımdır? Beşiktaş “uydurulmuş” bir şampiyonlukla mı Türkiye’yi Avrupa’da temsil etmiştir?

Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanı bir görüş beyan etmiş ama görüşünü neye dayandırdığını dahi anlayamıyoruz maalesef. Makamına ve tecrübesine saygıyla, keşke mesajını “nokta” diye bitirmeseymiş diyorum. Çünkü o makam ve o tecrübedeki birisinin konuya gerçekten nokta koyması gerekirdi.

Türkiye Ligi kuruluşundan bu yana 4 ayrı isimle oynanmıştır; Federasyon Kupası, Milli Lig, Birinci Lig ve Süper Lig. Türkiye Kupası 1981-1992 yılları arasında Federasyon Kupası adı altında oynanmış olup iki kupa birbirinden tamamen farklıdır ve karıştırılmaması gerekir.

Aşağıda Türkiye şampiyonları ve her sezon için ligin hangi isimle oynandığı tablo halinde verilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu, Beşiktaş’ın tescilli şampiyon olduğu 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarını toplam sezon sayısına dahil etmemekte, dolayısıyla toplam şampiyonluk sayılarının toplam sezon sayısından iki adet fazla olması gibi garip bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu garip durum Beşiktaş’ın kusurundan değil, kazanılmış hakkının inatla yok sayılmaya çalışılmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye Ligi’nin başlangıç sezonunun 1956-1957 olarak değiştirilmesiyle aksaklık kolayca düzeltilebilir.

Sonuç olarak, Beşiktaş’ın 1956-1957 ve 1957-1958 sezonlarının Lig Şampiyonu olduğu hukuk yoluyla elde edilmiş bir haktır ve armasına taktığı üçüncü yıldızın tartışılacak bir yönü yoktur.

 

İlker Pırlant

İlk yazılış: 09.07.2017 –  Son güncelleme: 24.10.2018

 

Geçmişten Bugüne Beşiktaş Kadroları

 

1966-67 Ajax Maçları Fotoğraf Galerisi

1966-1967 sezonunda Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ilk turunda Ajax ile eşleşen Beşiktaş, 28.09.1966 tarihinde Amsterdam’da oynadığı ilk maçı 2-0, 05.10.1966 tarihinde İstanbul Ali Sami Yen Stadında oynadığı 2. maçı ise 2-1 kaybederek kupaya veda etmiştir. Bu eşleşmeye ait fotoğrafları sizinle paylaşıyoruz.

70 Unutulmaz Maçımız (1923-2013)

1924 sezonu İstanbul Ligi şampiyonluk maçı

1924

Hem Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın beraber katıldığı hem de Cumhuriyet tarihinin ilk organizasyonu olan İstanbul Ligini, 22.08.1924 tarihindeki final maçında Galatasaray’ı 2-0 yenen Beşiktaş kazanmıştır. Fotoğraf, bu maçla ilgili gazete kupürü.

1932-33 sezonu, tarihimizdeki en farklı iki G.saray galibiyetinden birincisinin alındığı maç

17.03.1933 tarihinde Taksim Stadında oynanan İstanbul Ligi maçında Beşiktaş Galatasaray’ı 5-0 yenmiştir. (Goller: Şeref 2, Nazım 2, Hayati)

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Sadri, Adnan, Hüsnü, Feyzi, Ali, Nuri, Nazım, Hakkı, Eşref, Hayati, Şeref

1932-33 sezonu, Şeref Bey’in vefatından sonra çıkılan ilk maç

Miço (Antrenör), Ali, Nazım, Hakkı, İ. Hayati, Eşref, Şeref, Muzaffer, Hüsnü, M. Ali, Fevzi, T. Nuri
Miço (Antrenör), Ali, Nazım, Hakkı, İ. Hayati, Eşref, Şeref, Muzaffer, Hüsnü, M. Ali, Fevzi, T. Nuri

Şeref Bey’in vefatından sonra, 16.06.1933 tarihinde Fenerbahçe ile oynanan İstanbul Ligi şampiyonluk maçına Beşiktaş simsiyah formayla çıkmıştır. Beşiktaş’ın çok üstün oynadığı söylenen maç 0-0 bitmiş ve şampiyonluk kaybedilmiştir. Giyilen siyah forma efsane olmakla beraber, “Kara Kartal” sembolünün bu maçta alındığı bilgisi yanlıştır.

1940-41 sezonu, tarihimizdeki en farklı iki G.saray galibiyetinden ikincisinin alındığı maç

29.12.1940 tarihinde Fenerbahçe Stadında oynanan İstanbul Ligi maçında, Beşiktaş G.saray’ı 5-0 yenmiştir. (Goller: Şeref, Şakir 2, Hakkı, Yavuz)

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Mehmet Ali, Yavuz, Rıfat, Halil, İbrahim, Hüseyin, Sabri, Hakkı, Şakir, Şeref, Şükrü

1940-41 sezonu, “Kara Kartal” sembolünün doğduğu maç

1941mehmet galin
Mehmet Galin

İstanbul Liginde, 19.01.1941 tarihinde Şeref Stadında oynanan maçta Beşiktaş Süleymaniye’yi 6-0 yenmiştir (Goller: Şeref 4, Şakir, Şükrü). Beşiktaş resmi sitesine göre; maç sırasında tribünden Mehmet Galin isimli bir balıkçı sürekli olarak “Haydi kara kartallar” diye bağırmış ve böylece “Kara Kartal” Beşiktaş’ın sembolü olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Faruk, Yavuz, İbrahim, Halil, Rıfat, Eşref, Şeref, Hüseyin, Hakkı, Şükrü, Şakir

1940-41 sezonu, tarihin en farklı kazanılan Fenerbahçe maçı

1941.jpeg

23.03.1941 tarihindeki Dörtler Turnuvası maçında, Beşiktaş Fenerbahçe’yi 7-1 yenmiştir (Goller: Sabri 3, Hakkı 3, Şeref). Bu, tarihimizdeki en farklı Fenerbahçe galibiyetidir. Fotoğraf o sezona ait, ancak hangi maç olduğu bilinmiyor.

1943-44 sezonu 3-0 yenilgiden gelerek 6-3 kazanılan Maarif Mükafatı Kupası maçı

22.04.1944 tarihinde, Ankara 19 Mayıs Stadında oynanan Harp Okulu-Beşiktaş Maarif Mükafatı maçının ilk devresi 3-0 Harp Okulu’nun galibiyetiyle sonuçlanınca, Baba Hakkı’nın soyunma odasında “Bu maçı alamazsınız tren biletlerinizi yırtarım, İstanbul’a yürüyerek dönersiniz” dediği anlatılır. İkinci devre 6 gol atan Beşiktaş maçı 6-3 kazanmıştır. (Goller: Hakkı – 2, Vecdi – 2, Eşref, Kemal)

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Faruk, Yani, Ömer, Ali, Rıfat, Hüseyin, Cahit, Vecdi, Hakkı, Kemal, Eşref

1943-44 sezonu Başbakanlık Kupası maçı

1944basbakanlikkaptanlar

Bugünkü Süper Kupanın muadili olarak, 03.06.1944 tarihinde, Maarif Mükafaatını kazanan Beşiktaş ile Türkiye Futbol Birinciliğini kazanan Fenerbahçe arasında ilk kez oynanan Başbakanlık Kupasını, Fenerbahçe’yi 4-1 yenen Beşiktaş (Goller: Kemal, Hüseyin, Vecdi, Şükrü) almıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: M. Ali, Yavuz, Saim, Ömer, Rıfat, Hakkı, Şükrü, Şeref, Hüseyin, Kemal, Vecdi

1947-48 sezonu, İnönü Stadının açılış maçı

1947acilismacikarisik

İnönü Stadının açılış maçında, 23.11.1947 tarihinde, İsveç’in AİK Solna takımı ile karşılaşan Beşiktaş, maçı 3-2 kaybetmiştir. Bu maçta, dolayısıyla İnönü Stadında atılan ilk gol Süleyman Seba’ya aittir. Diğer golümüzü Şevket atmıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Fevzi, Yavuz, Vedii, Saim, Çaçi, Süleyman, Şevket, Hikmet, Faruk, Hakkı, Şükrü

1947yağlıboya

1949-50 sezonu İstanbul Ligi şampiyonluk maçı

1950camur

Beşiktaş 05.03.1950 tarihindeki şampiyonluk maçında, Fenerbahçe’yi Çengel Hüseyin’in golüyle 1-0 yenerek mutlu sona ulaşmıştır. Çamurlu sahada oynanan maçtan sonra futbolcularımızın çektirdiği bu fotoğraf efsane olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Mehmet, Yavuz, Vedii, Todoris, Nusret, Süleyman, Kemal, Hüseyin, Faruk, Bülent, Şükrü

1955-56 sezonu, en gollü Galatasaray galibiyetinin alındığı maç

1955

Profesyonel İstanbul Liginde, 06.11.1955 tarihinde Beşiktaş Galatasaray’ı 5-4 yenmiştir (Goller: Recep 2, Nazmi, Bülent, Ercan).

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Bülent, Kamil, Özcan, Eşref, Nusret, Coşkun, Ercan, Bülent, Ahmet, Nazmi, Recep

1958-59 sezonu, Avrupa kupalarında ilk golümüzü attığımız maç

1959realIST

 

Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında, Beşiktaş’ın Real Madrid’le, 27.11.1958 tarihinde, Mithatpaşa (İnönü) Stadında oynadığı rövanş maçı 1-1 berabere bitmiştir. Bu maçta Kaya Köstepen’in attığı gol, Beşiktaş’ın Avrupa kupalarındaki ilk golü olmuştur.

1959kadro

1965-66 sezonu şampiyonluğunun ilan edildiği maç

1966gazete

Bitime üç maç kala, 24.04.1966 tarihinde, İzmir Alsancak Stadında, İzmirspor’u Sanlı’nın golleriyle 2-0 yenen Beşiktaş, şampiyonluğunu ilan etmiş ve şampiyonluk turu atmıştır. Ardından, İstanbul’da oynanan Fenerbahçe ve son hafta Ankara’da oynanan Gençlerbirliği maçlarında da şampiyonluk turu atılmıştır. Böylece sezon, üç büyük şehirde üç şampiyonluk turu atılan sezon olarak kayıtlara geçmiştir. Sezonun bir diğer özelliği ise sadece üç büyük şehrin takımlarının katıldığı son sezon olmasıdır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Necmi, Yavuz, Fehmi, Süreyya, Suat, Kaya, Faruk, Fethi, Güven, K. Ahmet, Sanlı

Mithatpaşa (İnönü) Stadında, Fenerbahçe maçından önce atılan şampiyonluk turu.
Mithatpaşa (İnönü) Stadında, Fenerbahçe maçından önce atılan şampiyonluk turu.

mackolik.com sitesine göre; Türkiye’de halka açık ilk maç yayını,01.06.1966 tarihinde oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe maçında, İTÜ televizyonu tarafından yapılmış ve maçı Halit Kıvanç anlatmıştır.

Ayaktakiler: Ahmet Şahin, Yusuf, Cevdet, Fehmi, Kaya, Coşkun, Necmi; Oturanlar: Fethi, K. Ahmet, Yavuz, Süreyya
Ayaktakiler: Ahmet Şahin, Yusuf, Cevdet, Fehmi, Kaya, Coşkun, Necmi; Oturanlar: Fethi, K. Ahmet, Yavuz, Süreyya

1966-67 sezonu şampiyonluk turunun atıldığı maç

1967gazete

Bir sezon önce İzmir Alsancak Stadında şampiyonluğunu ilan eden Beşiktaş, 04.06.1967 tarihinde, Göztepe’yi, Coşkun ve Fethi’nin golleriyle 2-0 yenerek bu sezon da şampiyonluk turunu aynı statta atmıştır. Ancak şampiyonluk matematiksel olarak ilan edilmemiştir. Takipçisi Fenerbahçe’nin 2 puan ve gol averajı ile önünde olan Beşiktaş’ın şampiyonluğu kaybetmesi için, Fenerbahçe ile oynayacağı ligin son maçında 6-0 yenilmesi gerekmekteydi. Bu mümkün görülmediğinden, şampiyonluk turu bir önceki maçta atılmıştır. Ali Sami Yen Stadında  Fenerbahçe ile oynanan ligin son maçı ise 0-0 berabere bitmiştir. 

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Necmi, Erkan, Fehmi, Süreyya, Cevdet, Kaya, Yusuf, Faruk, Fethi, K. Ahmet, Coşkun

Ayaktakiler: Yusuf, Güven, Sanlı, K. Ahmet, Fehmi, Kaya; Oturanlar: Kuzman, Faruk, Süreyya, Erkan, NecmiAyaktakiler: Yusuf, Güven, Sanlı, K. Ahmet, Fehmi, Kaya; Oturanlar: Kuzman, Faruk, Süreyya, Erkan, Necmi

1973-74 sezonu, TRT televizyonlarından canlı yayınlanan ilk Beşiktaş maçı

1974TRT

Beşiktaş’ın TRT televizyonlarından canlı yayınlanan ilk maçı, 31.03.1974 tarihinde Galatasaray ile oynadığı ve Vedat Okyar’ın penaltı golüyle 1-0 kazandığı Türkiye ligi maçıdır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Sabri, Ahmet I, Lütfü, Niko, Zekeriya, Kahraman, Vedat, Ahmet II, Sanlı, Milic, Tuğrul (Necmi)

1973-74 sezonu Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı

1974cbsk

Lig ve kupa şampiyonu Fenerbahçe ile 08.06.1974 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kupasında,  Başbakanlık Kupası galibi olarak karşılaşan Beşiktaş, eksik kadrosuna rağmen maçı 3-0 (Goller: Ahmet II, Lütfü, Mesut) kazanmıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Sabri, Ahmet I, Lütfü, Vedat, Zekeriya, Kahraman, Sanlı, Ahmet II, Mesut, Milic, Tuğrul

Ayaktakiler: Milic, Zekeriya, Vedat, Ahmet II, Necmi, Sanlı, Sabri Oturanlar: Ahmet I, Kahraman, Niko, MesutAyaktakiler: Milic, Zekeriya, Vedat, Ahmet II, Necmi, Sanlı, Sabri Oturanlar: Ahmet I, Kahraman, Niko, Mesut

1974-75 sezonu TSYD Kupası final maçı

Sezon başlamadan oynanan TSYD Kupası, birkaç istisna sezon dışında, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın katıldığı 3 maçlık bir turnuvaydı ve lig maçları kadar ilgi görürdü. Bu maçın biletli seyirci sayısının 41.564 olması herşeyi anlatıyor zaten. İlk maçlarda Beşiktaş Galatasaray’ı 1-0, Fenerbahçe ise 2-1 yenince, Beşiktaş’ın kupayı alması için Fenerbahçe maçını kazanması gerekiyordu. 11 Ağustos 1974 tarihinde oynanan maçta, Beşiktaş Fenerbahçe’yi 5-4 yenerek (Goller: Tuğrul, Sinan 3, Tezcan) kupayı almıştır. Maçın bol gollü olmasının yanında diğer ilginç yanı, ne yazık ki artık hayatta olmayan Sinan’ın, gollerini 48., 49. ve 52. dakikalarda, yani 4 dakika içerisinde atması olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Mete, Ahmet I, Zekeriya, Niko, Kahraman, Vedat, Sanlı (Lütfü), Milic (Ünal), Sinan, Tezcan, Tuğrul (Mesut)

1974-75 sezonu, Beşiktaş’ın Türkiye Kupasını ilk kez kazandığı maç

1975trkupaseromoni

Türkiye Kupasını o tarihe kadar hiç kazanamamış olan Beşiktaş, finalde Trabzonspor ile karşılaşmıştır. Trabzon’daki ilk maçı 1-0 kaybettikten sonra, 21.05.1975 tarihinde İnönü Stadında yapılan rövanş maçını 2-0 (Goller: Niko, Lütfü) kazanarak, ilk kez bu kupayı müzesine götürmüştür.

Maçın ilginç olayı; oyun 1-0 devam ederken Beşiktaş’ın kazandığı penaltıyı kullanan Vedat’ın, atacağı köşeyi eliyle Trabzonspor kalecisi Şenol Güneş’e göstermesi ve gösterdiği köşeye gönderdiği topu Şenol Güneş’in kurtarması olmuştur. Maçın devamında bu üzüntüyle oynayan Vedat’ın, ikinci golün ardından sevinçten kendinden geçtiği ve “Beni kurtardın.” diyerek, golü atan Lütfü’nün boğazını, nefessiz bırakacak kadar sıktığı söylenir.

1975KUPAGAZETE

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Mete, Ahmet I, Lütfü, Niko, Zekeriya, Kahraman (Ünal), Vedat, Ahmet II, Sanlı, Sinan, Tuğrul

Ayaktakiler: Sanlı, Sinan, Ahmet II, Zekeriya, Lütfü, Sabri; Oturanlar: Milic, Ahmet I, Vedat, Ünal, Tezcan

1978-79 sezonu, Fenerbahçelilerin Beşiktaşlılar tarafından kapalı tribüne alınmadığı maç

1978KAPALI NOSTALJI

Bu maçın unutulmazlığı, skor veya oyunla ilgili değil, aksine çok kötü ve golsüz bir maç. Maçı unutulmaz yapan Beşiktaşlı taraftarlar.

01.10.1978 tarihinde oynanan bu Türkiye Ligi maçında; o dönem taraftar sayısında kesin olarak % 50’nin üzerinde ve her alanda büyük ağırlığı olan Fenerbahçeliler, takımları yıllardır şampiyonluğa hasret kalan ve bazı çevrelerce “Artık büyük değil” denen Beşiktaşlı taraftarlar tarafından, o zamana kadar hep yarı yarıya olan kapalı tribüne alınmamıştır.

Bu durum, Galatasaray maçları da dahil olmak üzere, 1980-81 sezonu sonuna kadar devam etmiştir. Aşağıdaki gazete kupüründe, Milliyet Spor Servisi de olaya inanamamış ki, bu uygulamayı Bölge Müdürlüğü’nün yaptığını yazmış.

1978-79 sezonu, öz kaynak düzeninin ilk mahsullerinin sahaya çıktığı maç

1979adsGAZETE

70’li yılların ortalarında, Serpil Hamdi Tüzün önderliğinde öz kaynak düzeni hamlesini başlatan Beşiktaş, 04.02.1979 tarihinde Adana Demirspor ile oynadığı Türkiye Kupası rövanş maçına, öz kaynağından yetiştirdiği ve daha önce A takımda hiç oynamamış futbolcular olan; Süleyman Oktay, Fuat Yaman ve Ziya Doğan’ı doğrudan onbire alarak çıkmıştır. İlk maçı 3-1 kaybetmiş olan Beşiktaş, bu maçı Paunovic’in golleriyle 2-0 kazanarak tur atlamıştır. Yetiştirdiğimiz futbolcularla kazanacağımız şampiyonluklara giden yol bu maçla başlamıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Rasim, Süleyman, Kasım (Kemal Dikmen), Nezihi, Samet, Mustafa, Yaşar, Fuat (Ahmet), Ziya, Şaban, Paunovic

1979-80 sezonu, Galatasaraylı Güngör’e tarihi aldatmanın yapıldığı maç

1980GS

1979-80 sezonuna yıldız transferleriyle giren Beşiktaş’ın 4. haftadaki rakibi Galatasaraydı. 16.09.1979 tarihinde oynanan maçtan önce tarihe geçecek bir olay yaşanmıştır. Galatasaray sahaya çıktıktan sonra, aslında tamamı Beşiktaşlı olan kapalı tribünün yarıya yakın bölümü, maçtan önce rakipten toplanan bayrak ve atkılarla sarı-kırmızıya dönmüş, Galatasaray’ın en hırçın ve Beşiktaşlılarca hiç sevilmeyen futbolcusu Güngör tribüne çağrılmıştır. Kendi taraftarına gittiğini sanan Güngör, kapalının önüne geldiğinde tribün tekrar siyah-beyaza dönerek karşılamıştır kendisini. Bu şokun etkisi oldu mu bilinmez ama önceki 4 sezon boyunca Galatasaray’ı yenememiş olan Beşiktaş, maçı Ali Çoban ve Necdet’in golleriyle 2-0 kazanmıştır. 

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Rasim, Kemal Batmaz, Süleyman, Ömer, Mehmet Ekşi, Akif (Ali Çoban), Fuat, Kemal Kılıç, Necdet, Bora, Fikret (Şaban)

Üst Sıra: Necdet, Ziya, Fikret, Şaban, Ercan, Akif, K. Haluk, Fuat; Orta Sıra: Genel Kaptan Süleyman Seba, Teknik Direktör Serpil Hamdi Tüzün, Ulvi, Bora, Ömer, Mehmet Ekşi, Tuğrul, Samet, Masör Necati Yücel, Antrenör Erkan Yanardağ; Alt Sıra: Kemal Kılıç, Mustafa, Kemal Batmaz, Mustafa (Kaleci), Rasim, İsmet, Süleyman, Ali Çoban, Kasım
Üst Sıra: Necdet, Ziya, Fikret, Şaban, Ercan, Akif, K. Haluk, Fuat; Orta Sıra: Genel Kaptan Süleyman Seba, Teknik Direktör Serpil Hamdi Tüzün, Ulvi, Bora, Ömer, Mehmet Ekşi, Tuğrul, Samet, Masör Necati Yücel, Antrenör Erkan Yanardağ; Alt Sıra: Kemal Kılıç, Mustafa, Kemal Batmaz, Mustafa (Kaleci), Rasim, İsmet, Süleyman, Ali Çoban, Kasım

1981-82 sezonu, Türkiye’nin nefesini tuttuğu Trabzonspor maçı

Sezonun son iki maçına lider giren Beşiktaş’ın rakibi, kendisini 1 puan geriden takip eden, son üç sezonun şampiyonu Trabzonspordu. Beşiktaş maçı kazanması halinde 15 yıl aradan sonra şampiyonluğa ulaşacaktı.

1982BJKTRABGazete

O dönem gece sokağa çıkma yasağı uygulanıyordu ve yasak sabah 5.00’da bitiyordu. Maça erkenden girmek isteyenler ya kapıcılara kira parası ödeyerek stada yakın binaların boşluklarında ya da jandarmadan gizlenerek  parklarda ağaç tepelerinde geçirdiler geceyi. Saat 5.00 olup da sokağa çıkma yasağı bitince, herkes bulunduğu yerden, kuyruğa girmek için stada doğru koşmaya başlamış, saat 16.00’da başlayacak maç için saat 10.00’da stat dolarak kapıları kapanmıştır.

1982KAPALI

06.06.1982 tarihinde hıncahınç dolu tribünler önünde oynanan maç, büyük bir heyecan içinde geçmiş, sadece bir iki gol pozisyonu yaşanmış ve 0-0 bitince şampiyonun belirlenmesi son haftaya kalmıştır.

MAÇ KADROSU – Ayaktakiler: B. Haluk, Ulvi, Samet, Kadir, Mehmet Ekşi, Adem; Oturanlar: Ali Kemal, Necdet, Ziya, Rıza, Kenan

1981-82 sezonu, 15 yıl sonra gelen şampiyonluğun ilan edildiği maç

Sezonun son haftasına çok ilginç koşullarda girildi. Lider Beşiktaş son hafta Eskişehirspor ile deplasmanda oynayacaktı. Eskişehirspor’un kümede kalmak için Beşiktaş’ı yenmekten başka şansı yoktu. Beşiktaş kazanırsa şampiyon olacak, beraberlikte ise kendi sahasında Adanaspor’la oynayacak Trabzonspor’un maçı 4’ten az farkla kazanmasını bekleyecekti.

İstanbul’daki stresli ortamdan uzak kalmak isteyen Teknik Direktörümüz Milic, futbolcuları  hafta başında Kütahya’da kampa almış ve takım maç gününü beklemeye başlamıştır.

13.06.1982 tarihinde oynanan tarihi maçta, Beşiktaş ilk yarıyı 32. dakikada Ziya’nın attığı golle 1-0 önde kapamıştır. Ziya’nın golünde, sevinçten elini direğe vuran kaleci Adem’in eli kırılmış, ancak hakem Talat Tokat sebebi anlaşılmayan şekilde değişikliğe izin vermemiş ve Beşiktaş kalan 13 dakikayı eli kırık kaleciyle oynamak zorunda kalmıştır. 

Maçın 51. dakikasında Eskişehirspor Zafer’in golüyle beraberliği sağlamış, bu arada Trabzonspor da Adanaspor karşısında 1-0 öne geçmiştir. Gerilimli dakikalar sürerken, maçın 73. dakikasında yine Ziya Beşiktaş’ı 2-1 öne geçiren golü atmıştır. Eskişehirsporlular bu gole uzun süre ofsayt itirazında bulunmuş, maç başladıktan sonra ise gerek saha içinde gerekse tribünlerde olaylar bitmek bilmemiştir.

Sonunda tribünlerden atılan bir kalas parçası yan hakemin kafasını yarınca, hakem Tolat Tokat soyunma odasına giderek maçı tatil etmiştir. Tatil edilen maçın skoru Beşiktaş lehine 3-0 olarak tescil edilmiş ve Beşiktaş 15 yıl aradan sonra şampiyon olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Adem (Rasim), Samet, Kadir, Ulvi, Mehmet Ekşi, B. Haluk, Rıza, K. Haluk, Ziya, Necdet, Ali Kemal

1982gazete

https://www.youtube.com/watch?v=8I5uRhhcQmM

Maçtan sonra da olaylar devam etmiş, futbolcularımız ve taraftarlarımız binbir güçlükle şehirden çıkabilmiştir. Dönüş yolunda Bozüyük’de mola veren takım taraftarlarla buluşmuş ve müthiş bir sevinç yaşanmıştır. Diğer taraftan, boydan boya siyah-beyaz bayraklarla donatılan İstanbul’da yer yerinden oynamıştur.

Bence, Beşiktaş taraftarının o günlerdeki ruh halini en güzel anlatan amigo Şeref Yılmaz’ın, 100. yıl belgeselindeki görüntülerini izlemenizi tavsiye ederim.

Amigo Şeref 1982 şampiyonluğunu anlatamıyor!!!

1985-86 sezonu, yılın maçı

1986GS

Galatasaray’la puan puana sürdürülen şampiyonluk yarışında, ligin bitimine 5 maç kala, 04.05.1986 tarihinde oynanan Türkiye Ligi karşılaşması 1-1 sona ermiştir. Maçın ilk yarısını 1-0 geride kapatan Beşiktaş, 74. dakikada kritik maçların golcüsü Ziya ile beraberliği yakalamış ve son dört haftaya averajla lider olarak girmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Zafer, Ali, Kadir, Ulvi, Samet, Gökhan, Rıza, Fikret (Ziya), Metin, Kovacevic, Feyyaz (Sinan)

1985-86 sezonu, Süleyman Seba başkanlığındaki ilk şampiyonluğun ilan edildiği maç

1986TRABZON

Sezonun son haftasında, 01.06.1986 tarihinde deplasmanda Trabzonspor ile karşılaşan Beşiktaş, maçı Gökhan’ın golüyle 1-0 kazanarak, namağlup Galatasaray’ın önünde, averajla şampiyon olmuştur. Bu hem Süleyman Seba’nın, hem de Metin-Ali-Feyyaz üçlüsünün ilk şampiyonluğudur. Maçın bir diğer önemi de Trabzon deplasmanında kazanılan ilk galibiyet olmasıdır.

Trabzonspor’un ligde herhangi bir iddiasının olmadığı maça, anlamsız şekilde cezalı santraforu Tuncay’ın ceza bedelini ödeyerek çıkarması (o zamanki statüye göre, belli bir ücret yatırılarak, cezalı futbolcular oynatılabiliyordu), bu paranın Galatasaray tarafından verildiği dedikodularını doğurmuştur. Ayrıca, Galatasaray’ın yöneticisi Ergün Gürsoy, takımının maçı İstanbul’da olmasına rağmen, Trabzon’a gelmiş ve maçı içinde teşvik parası olduğu söylenen bir çantayla izlemiştir. 

Üst sıra: Tercüman Beşir, Hüsamettin, Gökhan, Zekeriya Alp, Branko Stankovic, Sabahatin Kuruoğlu, Bora, Haluk, Metin, Faruk Sağnak; Orta sıra: Masör Necati Yücel, Samet, Feyyaz, Fikret, Kovacevic, Ali, Kadir, Ulvi, Ziya, Necdet; Alt sıra: Malzemeci Ahmet, K. Tekin, B. Tekin, Rıza, Zafer, Adem, Cengiz, Selahattin, TevfikÜst sıra: Tercüman, Hüsamettin, Gökhan, Zekeriya Alp, Branko Stankovic, Sabahatin Kuruoğlu, Bora, Haluk, Metin, Faruk Sağnak; Orta sıra: Masör Necati Yücel, Samet, Feyyaz, Fikret, Kovacevic, Ali, Kadir, Ulvi, Ziya, Necdet; Alt sıra: Malzemeci Ahmet, K. Tekin, B. Tekin, Rıza, Zafer, Adem, Cengiz, Selahattin, Tevfik

1986-87 sezonu, 4 gollü Fenerbahçe galibiyetinin alındığı maç

1987fener

Fenerbahçe’ye karşı ezici üstünlük kurduğumuz günler… 16.05.1987 tarihinde Ali Sami Yen Stadında oynanan lig maçında, Beşiktaş Fenerbahçe’yi Rıza (pen.), Feyyaz (2) ve Metin’in golleriyle 4-0 yenmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Jurkovic, Ali, Kadir, Ulvi, Samet, Gökhan, Rıza, Fikret, Sinan (Paprica), Feyyaz, Metin (Hüsamettin)

1987-88 sezonu, üstüste ikinci kez 4 gollü Fenerbahçe galibiyetinin alındığı maç

1988fener

Beşiktaş, 21.11.1987 tarihinde Fenerbahçe’yle Fenerbahçe Stadında oynadığı lig maçını, Feyyaz (3) ve Zeki’nin golleriyle 4-0 kazanmıştır. Böylece, Fenerbahçe’ye karşı üstüste iki lig maçında da 4 gole ulaşılmış, Feyyaz bu iki maçta, Fenerbahçe kalecisi Lukovcan’a toplam 5 gol atmıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Zalad, Hüsamettin, Kadir, İsmail, Ulvi, Gökhan, Rıza, Zeki, Metin (Saffet), Ali, Feyyaz

Üst sıra: Kadir, Ulvi, Zafer, Zalad, İsmail, Hüsamettin, Faruk; Orta sıra: Masör Necati Yücel, Zeki, Metin, Gökhan, Saffet, Turan, Bünyamin, Necmi Mutlu, Bahattin Baydar; Oturanlar: Masör Erhan, Ali, Rıza, Samet, Gordon Milne, Feyyaz, Cem, Sinan
Üst sıra: Kadir, Ulvi, Zafer, Zalad, İsmail, Hüsamettin, Faruk; Orta sıra: Masör Necati Yücel, Zeki, Metin, Gökhan, Saffet, Turan, Bünyamin, Necmi Mutlu, Bahattin Baydar; Oturanlar: Masör Erhan, Ali, Rıza, Samet, Gordon Milne, Feyyaz, Cem, Sinan

1988-89 sezonu, 4 golle kazanılan Galatasaray maçı

1989GS

Beşiktaş, 17.12.1988 tarihinde Ali Sami Yen Stadında, Galatasaray ile oynadığı lig maçını, Feyyaz (3) ve Zeki’nin golleriyle 4-1 kazanmıştır. Galatasaray’ın Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında yarı final oynadığı sezonda alınan bu galibiyet çok ses getirmiştir. Diğer taraftan; Feyyaz, Fenerbahçe’den sonra Galatasaray’a da hat-trick yaparak, Türkiye Ligi tarihinde diğer iki büyüğe hat-trick yapan tek futbolcu olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Zalad, Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan, Rıza, Zeki, Mehmet, Ali, Ferdinand (Şenol), Feyyaz

1988-89 sezonu Federasyon Kupası (Türkiye Kupası) finali ikinci maçı

1989fener2kupagazete

Federasyon Kupasının (Türkiye Kupası) 25.06.1989 tarihinde oynanan final ikinci maçında, Fenerbahçe’yi Ali ve Feyyaz’ın golleriyle 2-1 yenen Beşiktaş kupayı müzesine götürmüştür. Maçın olayı, oyundan alınan Metin’in Gordon Milne’in üzerine yürümesi olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Zalad, Recep, Ulvi, Gökhan, Bünyamin, Rıza, Şenol, Mehmet, Metin (Ali), Ferdinand, Feyyaz

1989-90 sezonu, Türkiye Ligi tarihinde en farklı galibiyetin alındığı maç

1990ADSgazete

Lige kötü bir başlangıç yapan Beşiktaş, 15.10.1989 tarihinde Ali Sami Yen Stadında, Adana Demirspor ile oynadığı maçı Ali’nin 4, Metin’in 3 ve Feyyaz’ın 3 golüyle 10-0 kazanmıştır. Bu Türkiye Ligi tarihinde alınmış en farklı galibiyettir. Beşiktaş maça sadece yerli futbolcularıyla çıkmıştır. Gordon Milne ile yaşadığı sorun nedeniyle, Metin’in son şansı olarak nitelenen maç, aynı zamanda Metin-Ali-Feyyaz efsanesinin de başlangıcı olarak kabul edilir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Engin (K. Metin), Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan, Rıza, Zeki, Şenol, Metin, Ali, Feyyaz

1989-90 sezonu, Türkiye Ligi tarihindeki en farklı Fenerbahçe galibiyetinin alındığı maç

1990veselinovic5

Maçtan önce, Fenerbahçe teknik direktörü Veselinovic’in 5 parmağını göstererek verdiği pozun gazetelere düştüğü, 06.01.1990 tarihinde Fenerbahçe Stadında oynanan lig maçında, Beşiktaş Fenerbahçe’yi, rakip teknik direktöre gönderme yaparcasına, Wilson, Ali (2), Metin ve Feyyaz’ın golleriyle 5-1 yenmiştir. Bu, Beşiktaş-Fenerbahçe arasında Türkiye Liginde oynanan maçlarda, tarihte alınmış en farklı galibiyettir. Maçı en iyi anlatan anekdot, Fenerbahçe kalecisi Nurettin’in 5 gol yemesine rağmen, maçın en iyi oyuncusu olarak gösterilmesidir. Aşağıdaki gazete manşeti de benim en sevdiğim manşetlerden biridir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Engin, Recep (İsmail), Kadir, Ulvi, Gökhan, Rıza, Şenol, Wilson (Mehmet), Metin, Ali, Feyyaz

1990fener5

 

https://www.youtube.com/watch?v=_5xBVZjf92k

1989-90 sezonu Federasyon Kupası (Türkiye Kupası) yarı final maçı

1990fenerkupa

Hafta sonu liderliği Fenerbahçe’ye kaptıran Beşiktaş o hırsla çıkmıştı, 21.03.1990 tarihindeki Federasyon Kupası (Türkiye Kupası) yarı finaline. Maça müthiş giren Beşiktaş üstüste pozisyonlar bulmuş, ilk golü Fenerbahçeli Nejat kendi kalesine atarken “Yeter kardeşim, golü ben atayım da rahatlayın” demişti sanki. Fenerbahçe’nin ilk şutunu 60’lı dakikalarda attığı maçı Beşiktaş 3-0 kazanmış (Goller: Nejat k.k., Feyyaz, Mehmet) ve finale yükselmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Engin, Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan (İsmail), Rıza (Zeki), Şenol, Mehmet, Metin, Ali, Feyyaz

https://www.youtube.com/watch?v=Fr657YWhXFU

1989-90 sezonu Federasyon Kupası (Türkiye Kupası) final maçı

1990kupafinal

Ligde şampiyonluğa yürüyen Beşiktaş, Kupada da finale yükselmiş ve İzmir Atatürk Stadında oynanan final maçında, Trabzonspor’u Feyyaz ve Mehmet’in golleriyle 2-0 yenerek kupayı kazanmıştır. Ali Gültiken’in de röportajlarında sıklıkla anlattığı gibi; maçın ilk yarısında kötü bir oyun ortaya koyan Beşiktaş, tribündeki Beşiktaşlıların ikinci yarıyla beraber başladığı ve 67. dakikadaki ilk gol gelene kadar sürdürdüğü “Beşiktaşım sen çok yaşa…” tezahüratıyla şahlanmış ve oyunu lehine çevirmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Engin, Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan, Rıza, Zeki, Mehmet, Walsh, Metin, Feyyaz 

1989-90 sezonunda şampiyonluğun ilan edildiği maç

1990fener3

Sezonun bitmesine bir maç kala, 12.05.1990 tarihinde, şampiyonluk yarışındaki Beşiktaş ve Fenerbahçe, İnönü Stadında sezonun maçına çıkmıştır. Beraberliğin Beşiktaş’ı şampiyon yapacağı maçta, Fenerbahçe önce 1-0 öne geçmiş, tribünleri “Vallahi olamaz, billahi olamaz, bu Beşiktaş şampiyon olamaz” bestesini söylerken Beşiktaş Feyyaz’la beraberliği sağlamış, ardından da Metin’in 2 golüyle maçı 3-1 kazanarak şampiyonluğunu ilan etmiştir. Aşağıdaki fotoğraf, takım sahaya çıkarken Rıza’nın yüzündeki ifade ile efsane olmuştur.

Maçtan sonra takım, tur atmadan sahadan çıkmış, ancak taraftarların tribünü terk etmemesi ve takımı sahaya davet etmesi üzerine geri dönmüştür. Şampiyonluk turu atılırken bu kez fıskiyeler açılmış sahadaki herkes ıslanmıştır.

1990sahaya1

 

Üst sıra: Süreyya Soner, Walsh, İsmail, Ali, Gökhan, Metin, Kadir, Feyyaz, Masör Necati Yücel, Turan, Necmi Mutlu; Orta sıra: Bahatttin Baydar, Zeki, Halim, Şenol, Rıza, Gordon Milne, Recep, Mehmet, Wilson, Ulvi; Alt sıra: Metin, Engin, Çetin EmeçÜst sıra: Süreyya Soner, Walsh, İsmail, Ali, Gökhan, Metin, Kadir, Feyyaz, Masör Necati Yücel, Turan, Necmi Mutlu; Orta sıra: Bahatttin Baydar, Zeki, Halim, Şenol, Rıza, Gordon Milne, Recep, Mehmet, Wilson, Ulvi; Alt sıra: Metin, Engin, Çetin Emeç

1990-91 sezonu, yılın maçı

1991GS

Şampiyonluk mücadelesi veren iki takım olan Beşiktaş ve Galatasaray’ın,  ligin bitimine 4 maç kala, 20.04.1991 tarihinde Ali Sami Yen Stadında oynadığı maçı, 2-0 geriye düşmesine rağmen Ali (2) ve Feyyaz’ın golleriyle 3-2 kazanan Beşiktaş şampiyonluk yolunda büyük avantaj elde etmiştir.

Maçın ilginç olayı, Beşiktaş 2-0 gerideyken, 4-4-2 düzeninde sağda oynayan Ali ile forvet oynayan Metin’in, kulübeye hiç sormadan kendileri inisiyatif kullanarak pozisyon değiştirmeleri ve forvete geçen Ali’nin 2 gol birden atması olmuştur.

Maça ilişkin bir diğer anekdot ise; 4 gün önce oynanan Polonya milli maçında, sakat (!) olduğu için oynamayan, ancak kısa sürede düzelerek bu maça çıkan Galatasaraylı Yusuf’un, 2-1 Galatasaray öndeyken, uzun oynanan topu ıskalaması ve Ali’nin skoru 2-2’ye getiren golü atmasıdır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Engin, Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan, Rıza, Mehmet, Walsh (Zeki), Metin (Turan), Ali, Feyyaz

Maçtan sonra, Fulya tesislerinde taraftarlarla beraber tezahürat yapan futbolcularımız
Maçtan sonra, Fulya tesislerinde taraftarlarla beraber tezahürat yapan futbolcularımız

1990-91 sezonu şampiyonluğunun ilan edildiği maç

Şampiyonluk yarışını Galatasaray ile sürdüren Beşiktaş, ligin bitimine 2 maç kala Fenerbahçe ile 11.05.1991 tarihinde, deplasmanda karşılaşmıştır. Kağıt üstünde deplasman görünse de Fenerbahçe Stadının tribünleri İnönü Stadından farksızdı. Şampiyonluğunu ilan etmesi için maçı kazanması gereken Beşiktaş, Fenerbahçe’yi Ulvi ve Feyyaz’ın golleriyle 2-0 yenerek amacına ulaşmıştır.

Bir önceki sezonda olduğu gibi, şampiyonluk turu yine taraftarın zorlamasıyla olmuştur. Oyunu ve karakteriyle, ideale yakın bir futbolcu ve kaptan olan Rıza’nın, bence Beşiktaş kaptanlığı dönemindeki belki de tek eksiği, şampiyon olan takıma bir türlü doğru dürüst şampiyonluk turu attırmayı becerememesidir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Engin, Recep, Ulvi, Gökhan, Kadir, Ali (Zeki), Rıza, Mehmet, Walsh, Metin (Turan), Feyyaz

 

 

https://www.youtube.com/watch?v=DYm4nIPKxaE

1991-92 sezonu, yılın maçı

Şampiyonluk yarışındaki rakibi Fenerbahçe ile 11.04.1992 tarihinde İnönü Stadında karşılaşan Beşiktaş, maçı Şifo’nun mükemmel hareketlerden sonraki pasını değerlendiren Zeki’nin son dakikada attığı golle 1-0 kazanmıştır. Golden sonra Fenerbahçe tribünlerinin boşalması ve Beşiktaş tribünlerinin “Caney caney caney işte meydaney, delikanlı Fener nerdesin haney” tezahüratı, tezahüratın tam anlamını bulduğu an olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Bako, Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan, Rıza, Zeki, Mehmet, Sergen (Mutlu), Metin (Şenol), Ali

1991-92 sezonu şampiyonluğunun ilan edildiği maç

Şampiyonluk yarışını Fenerbahçe ile sürdüren Beşiktaş, ligin bitmesine 2 hafta kala, galip gelirse şampiyonluğu ilan edeceği maçta, 09.05.1992 tarihinde Galatasaray ile karşılaşmıştır. Beşiktaş üç kere geriye düşmesine rağmen, Galatasaray’ı Mehmet (2), Sergen ve Ali’nin golleriyle 4-3 yenmiştir. Sezon boyu oynadığı oyun ve golleriyle şampiyonlukta en büyük pay sahibi olan Şifo Mehmet, bu maça da iki golüyle damga vurmuştur. Üç sezon üstüste şampiyonluk büyük sevinç yaratmasına rağmen, namağlup şampiyonluk için bir hafta daha beklemek gerekecekti.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Bako, Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan, Rıza, Zeki, Sergen, Mehmet, Ali (Turan), Feyyaz

 

1993-94 sezonu, tarihin en farklı Trabzonspor galibiyetinin alındığı maç

Ligde pek iyi günler geçirmeyen Beşiktaş, 20.11.1993 tarihindeki Lig maçında Trabzonspor’u; Şifo Mehmet (2), Nartallo (2), Oktay (2) ve Sergen’in golleriyle 7-1 yenmiştir. Bu tarihteki en farklı Trabzonspor galibiyetimiz olmuştur. Maçın bir diğer önemli tarafı, Beşiktaş’ta tarihi zaferler kazanan teknik direktör Gordon Milne’nin son önemli galibiyeti olmasıdır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Zafer, Mutlu, K. Ali, Gökhan, Rıza, Metin, Sergen (Kadir) , Mehmet, Madida, Nartallo (Ali), Oktay

1993-1994 Sezon açılışı; Ayaktakiler: Feyyaz, Oktay, Şener, Gökhan, Sergen, Ulvi; Oturanlar: Mutlu, Manessero, Rıza, Mehmet, Nartallo

1993-94 sezonu Türkiye Kupası Final ikinci maçı

Beşiktaş, Türkiye Kupası finalinin ilk maçında 0-0 berabere kaldığı Galatasaray ile 04.05.1994 tarihinde, İnönü Stadında oynadığı ikinci maçı; Metin, Madida ve Alpay’ın golleriyle 3-2 kazanarak kupanın sahibi olmuştur.

Bu Daum’un Beşiktaş’ta kazandığı ilk kupadır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Zafer, Recep, K. Ali, Gökhan, Mutlu, Madida (Alpay), Metin (Sergen), Rıza, Nartallo, Mehmet, Feyyaz

1994-95 sezonu, 4 gollü Trabzonspor galibiyetinin alındığı maç

Beşiktaş, 19.02.1995 tarihinde, Trabzonspor ile oynadığı önemli lig maçını; Metin (2), Mehmet, Sverrisson’un golleriyle 4-0 kazanmıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Aumann, Recep (K. Ali), Gökhan, Alpay, Mutlu, Rıza, Mehmet, Sverrisson, Sergen (Sertan), Metin, Ertuğrul

1994-95 sezonu, 8 gollü Altay galibiyetinin alındığı maç

Şampiyonluk yolundaki Beşiktaş 24.03.1995 tarihinde, İzmir Atatürk Stadında, Ertuğrul (2), Oktay, Sergen (3), Alpay ve Ali’nin golleriyle Altay’ı 8-2 yenmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Aumann, Recep, Gökhan, Alpay, Mutlu, Sverrisson (K. Ali), Mehmet, Sergen, Metin, Ertuğrul, Oktay (Ali)

1994-95 sezonu şampiyonluğunun ilan edildiği maç

Bir gün önce Trabzon Galatasaray ile 2-2 berabere kalınca, Gaziantep ile kendi sahasında oynayacak olan Beşiktaş’a galibiyet halinde şampiyonluğunu ilan etme şansı doğmuştu. Beşiktaş bunu geri çevirmeyerek 07.05.1995 tarihindeki maçı Ertuğrul ve Oktay’ın golleriyle 2-0 kazanmış ve şampiyonluğunu ilan etmiştir.

Maç uzun bir bayram tatiline denk geldiğinden, tatil kentlerindeki şampiyonluk kutlamaları belki de İstanbul’daki kutlamalardan daha renkli olmuştur.

Transfer döneminde üç büyük kulübün de peşine düştüğü ve Beşiktaş’ın transfer etmeyi başardığı Ertuğrul, ligde 22 golle takımın en golcü oyuncusu olmuş, bu maçla beraber tam 11 maçta takımın ilk golünü atarak şampiyonluğa neredeyse tek başına damga vurarak o tarihe kadar en pahalı transfer olmasının karşılığını vermiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Aumann, Recep, Alpay, Gökhan, Rıza, Mutlu, Mehmet (Ali), Sverrisson, Sergen (Oktay), Madida, Ertuğrul

1996-1997 sezonunda Fenerbahçe’yi son dakika golüyle yendiğimiz maç

Beşiktaş, 14.09.1996 tarihindeki sezonun ilk derbisinde, Fenerbahçe’yi Fenerbahçe Stadında, Sergen’in 89. dakikada attığı mükemmel golle 1-0 yenmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Mrmic, Ali, Rahim, Erkan, Sinan, Yankov, Sergen, Mehmet (Oktay), Serdar, Ertuğrul, Amokachi

1996-1997 sezonu, UEFA Kupası 2. tur ikinci maçı

UEFA Kupası 2. turu ilk maçında, deplasmanda Legia Varşova ile Orhan’ın golüyle 1-1 berabere kalan Beşiktaş, 29.10.1996 tarihinde, İnönü Stadında oynana rövanş maçını Amokachi ve Yankov’un golleriyle 2-1 kazanarak tur atlamıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Mrmiç, Ali, Alpay, Rahim, Erkan (Orhan), Serdar, Recep, Yankov, Sergen (Oktay) (Mutlu), Amokachi, Ertuğrul

1997-1998 sezonu, ilk Şampiyonlar Ligi galibiyetinin alındığı maç

Şampiyonlar Ligine ilk kez katılan Beşiktaş, ilk maçında Bayern Münih’e deplasmanda 2-0 yenildikten sonra, kendi sahasındaki ilk maçında, 01.10.1997 tarihinde Paris Saint Germain’i, Oktay (2) ve Ertuğrul’un golleriyle 3-1 yenmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Fevzi, Recep, Alpay, Rahim, Erkan, Serdar (Mutlu), Yankov, Tayfur, Mehmet, Amokachi (Letchkov), Oktay (Ertuğrul)

1997-1998 sezonu Türkiye Kupası final ikinci maçı

Türkiye Kupası finalinin ilk maçında Galatasaray ile İnönü Stadında 1-1 berabere kalan Beşiktaş, 08.04.1998 tarihinde Ali Sami Yen Stadında oynanan ve 120 dakikası 1-1 (Gol: Mehmet) sonuçlanan maçı, 4-2 biten penaltılarla kazanarak kupayı müzesine götürmüş ve rakibinin sahasında kupa kazanma başarısını göstermiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Fevzi, Alpay, Rahim, Ertuğrul, Erkan, Yankov, Yusuf (Mutlu), Tayfur, Mehmet, Amokachi, Oktay (Hikmet)

1998-1999 sezonu, Türkiye Kupası tarihinin en farklı galibiyetinin alındığı maç

1999corlu10

Türkiye liglerinin en farklı galibiyetini 10-0’lık skorla elinde bulunduran Beşiktaş, 01.12.1998 tarihinde İnönü Stadında oynadığı Türkiye Kupası maçında Çorluspor’u; Oktay (3), Ertuğrul (2), Ayhan (2), Alpay, Nihat ve Aydın’ın golleriyle 10-0 yenerek, Türkiye Kupası tarihindeki en farklı galibiyetin de sahibi olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Ekrem, Alpay (Mehmet), Rahim, Erkan, Mutlu, Del Solar (Aydın), Ayhan, Tayfur (Nihat), Hikmet, Ertuğrul, Oktay

2000-2001 sezonu, Fenerbahçe’nin yabancı kuralını ihlal etmesi sebebiyle hükmen kazanılan maç

16.09.2000 tarihindeki lig maçında, İnönü Stadında Fenerbahçe ile karşılaşan Beşiktaş, maçı Nihat, Tayfur ve Nouma’nın golleriyle 3-0 önde götürürken, Fenerbahçe kenar yönetimi yaptığı değişikliklerle, o zamanki kurallara göre sahada izin verilen yabancı sayısını aştığından, 3-0 tamamlanan maç, lehimize hükmen 3-0 olarak tescil edilmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Shorunmu, Erman, Khlestov, Ümit, Nihat (Rahim), Münch, İbrahim Üzülmez, Karhan, Tayfur, Ahmet Dursun (Mehmet), Nouma (Fazlı)

2000-2001 sezonu, efsanevi Barcelona maçı

Şampiyonlar Ligi grup maçlarında 19.09.2000 tarihinde, dünya devi Barcelona ile karşılaşan Beşiktaş, Ahmet Dursun (2) ve Nouma’nın golleriyle rakibini 3-0 yenerek efsanevi bir galibiyete imza atmıştır. Özellikle maçın son bölümünde Barcelona’yı sirkülase eden Beşiktaş, 3 golle yetinmeyerek 4. golü aramıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Shorunmu, Erman (Rahim), Khlestov, Ümit, Nihat, Münch, İbrahim Üzülmez, Karhan, Tayfur, Ahmet Dursun (Yasin), Nouma (Fazlı)

2000-2001 sezonu, Galatasaray galibiyetinin alındığı maç

Beşiktaş 21.10.2000 tarihinde, İnönü Stadında oynanan lig maçında son UEFA kupası şampiyonu Galatasaray’ı Nouma ve Ahmet Dursun’un (2) golleriyle 3-1 yenmiştir. Maçtan en çok akılda kalan pozisyon, Nouma’nın kaleci Taffarel’i sakatlayarak attığı gol olmuştur.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Shorunmu, Ali Eren (Khlestov), Ümit, Karhan, Nihat, Münch, Tayfur, Mehmet, Yasin (İbrahim Üzülmez), Ahmet Dursun (Ayhan), Nouma

2001-2002 sezonu, Fenerbahçe’nin 24 maçlık iç saha yenilmezliğinin bitirildiği maç

02.12.2001 tarihindeki lig maçında, deplasmanda Fenerbahçe ile karşılaşan Beşiktaş, maçı Ronaldo’nun golleriyle 2-1 kazanmıştır. Bu maça kadar sahasında oynadığı 24 maçta yenilgi yüzü görmeyen Fenerbahçe’nin yenilmezlik serisi bitmiş ve “Japon Bayrağı” tribün literatürüne girmiştir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Myhre, Ali Eren, Ahmet Yıldırım, Ronaldo, İbrahim Üzülmez (Ümit), Tayfur, Bayram (Sertan), Yasin, Baya (Khlestov), Tümer, İlhan Mansız

2001-2002 sezonu, en farklı Trabzonspor deplasman galibiyetinin alındığı maç

Ligin ikinci devresinin ilk maçında, 20.01.2002 tarihinde, deplasmanda Trabzonspor ile karşılaşan Beşiktaş, maçı Tümer, Ahmet Dursun, İlhan Mansız, Ronaldo (pen.) ve Khlestov’un golleriyle 5-0 önde götürürken, tribünde çıkan olaylar nedeniyle maç tatil edilmiş ve sonuç Beşiktaş’ın lehine 5-0 olarak tescil edilmiştir. Bu, iki takım arasındaki rekabetteki en farklı deplasman galibiyetidir.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Asper, Ronaldo, Ümit, Khletsov, Erman, İbrahim Üzülmez, Ali Eren, Tayfur, Tümer (Tamer), Ahmet Dursun (Tamer), İlhan Mansız

2002-2003 sezonu, Galatasaray’ın 25 maçlık iç saha galibiyet serisinin bitirildiği maç

8.12.2002 tarihinde Ali Sami Yen Stadında Galatasaray ile karşılaşan Beşiktaş maçı İbrahim Üzülmez’in golüyle 1-0 kazanmıştır. Galatasaray bu maça kadar kendi sahasında oynadığı 25 lig maçının tamamını kazanmıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Cordoba, Zago, Ronaldo, Ahmet Yıldırım, Ali Eren, İbrahim Üzülmez, Kaan Dobra, Yasin, Amaral (Tümer), Pancu (Bayram), İlhan (Nouma)

2002-2003 sezonu, Fenerbahçe deplasmanında tarihi tribün aldatmasının yapıldığı maç

02.02.2003 tarihinde deplasmanda Fenerbahçe ile karşılaşan Beşiktaş maçı Ahmet Dursun’un golüyle 1-0 kazanmıştır. Maçın tribün tarihine geçecek olayı, maçtan önce bazı Beşiktaşlıların, “Biz Ortega için pankart yaptırdık, ancak maça giremiyoruz, siz açabilir misiniz?” diyerek üzerinde İspanyolca “Korkak Tavuk Ortega” yazan pankartı Fenerbahçelilere açtırmasıdır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Cordoba, Tolga, Ahmet Yıldırım, Zago, İbrahim Üzülmez (Sergen), Kaan Dobra, Tayfur, Yasin (Ahmet Dursun), Tümer (Ali Eren), Pancu, İlhan Mansız

2002-2003 sezonu, UEFA Kupası 4. Tur ikinci maçı

Beşiktaş, UEFA Kupasının 4. turunun ilk maçında deplasmanda Slavia Prag’a 1-0 yenildiği maçın rövanşında, 27.02.2003 tarihinde İnönü Stadında, rakibini Pancu, Ronaldo, Ahmet Dursun ve İlhan Mansız’ın golleriyle 4-2 yenerek tur atlamıştır. 70. dakikada 4-0 öne geçerek rahatlayan (!) ve şov yapmaya başlayan Beşiktaş, arka arkaya 2 gol yemiştir. Ardından Beşiktaş ağlarına giden 3. top ofsayt gerekçesiyle gol olarak sayılmayınca, adeta facianın eşiğinden dönülmüştür.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Cordoba, Ahmet Yıldırım, Ali Eren (Tolga), Ronaldo, Tamer, İbrahim Üzülmez, Tayfur, Sergen (Yasin), Pancu (Guinti), Ahmet Dursun, İlhan Mansız

2002-2003 sezonu, 100. yıl kutlamalarının yapıldığı maç

Beşiktaş’ın kuruluşunun 100. yılı kutlamaları 02.03.2003 tarihinde oynanan Göztepe maçından önce yapılmıştır. Anlamına uygun şekilde “çılgınca” geçen maçı Beşiktaş; Cumhur (k.k.) Kaan Dobra, Yasin, Pancu, Serdar, Nouma (pen.) ve İlhan Mansız’ın golleriyle 7-3 kazanmıştır. Maçın en güzel golünü, ceza sahası dışından harika bir vuruşla atan İlhan Mansız, sezon sonuna kadar bir daha gol atmayı başaramamıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Cordoba, Tolga, Ahmet Yıldırım, Ronaldo (Zago), Serdar, Kaan Dobra (Niyazi), Yasin, Guinti, Pancu (Ahmet Dursun), Nouma, İlhan Mansız

2002-2003 sezonu, şampiyonluğun ilan edildiği maç

Ligin son iki haftasına, Beşiktaş takipçisi Galatasaray’ın 5 puan önünde lider olarak girmişti. 25.05.2003 tarihinde İnönü Stadına oynanacak Beşiktaş-Galatasaray maçının beraberlikle sonuçlanması halinde dahi Beşiktaş şampiyonluğunu ilan edecekti. Beşiktaş, son dakikasına kadar golsüz devam eden ve büyük heyecana sahne olan maçı Sergen’in son dakikadaki golüyle 1-0 kazanmış ve 100. yılındaki şampiyonluğunu ilan etmiştir. Maç hafızalara, spiker Ercan Taner’in golden sonra söylediği “Sergen attı, şampiyonluk geldi.” sözleriyle kazınmıştır.

Beşiktaş’ın maç kadrosu: Cordoba, Ahmet Yıldırım, Zago, Ronaldo, Kaan Dobra, İbrahim Üzülmez, Tayfur, Guinti (Yasin), Sergen, Pancu (Tümer), İlhan Mansız (Ahmet Dursun)

2003-2004 sezonu lig maçı, Beşiktaş 5-0 Trabzonspor

Tarih: 28.09.2003 – İnönü Stadı – Goller: İlhan Mansız (2), Emre Aşık, Ahmed Hassan (2)

2003-2004 sezonu Şampiyonlar Ligi maçı, Chelsea 0-2 Beşiktaş

Tarih: 01.10.2003 – Stamford Bridge – Goller: Sergen Yalçın (2)

2004-2005 sezonu lig maçı, Fenerbahçe 3-4 Beşiktaş

Tarih: 17.04.2005 – Şükrü Saraçoğlu Stadı – Goller: Tümer Metin, John Carew, İbrahim Akın, Koray Avcı

2005-2006 sezonu Türkiye Kupası final maçı, Beşiktaş 3-2 Fenerbahçe

Tarih: 03.05.2006 – İzmir Atatürk Stadı – Goller: Tümer Metin (2), Gökhan Güleç

2007-2008 sezonu Şampiyonlar Ligi maçı, Beşiktaş 2-1 Liverpool

Tarih: 24.10.2007 – İnönü Stadı – Goller: Serdar Özkan, Bobo

Tarihi tribün şovunun yapıldığı maç

2008-2009 sezonu Türkiye Kupası final maçı, Beşiktaş 4-2 Fenerbahçe

Tarih: 13.05.2009 – İzmir Atatürk Stadı – Goller: Yusuf Şimşek, Bobo (2), Holosko

2008-2009 sezonu şampiyonluğun ilan edildiği maç, Denizlispor 1-2 Beşiktaş

Tarih: 30.05.2009 – Denizli Atatürk Stadı – Goller: Holosko, İbrahim Toraman

2009-2010 sezonu, Beşiktaş 3-0 Fenerbahçe

Tarih: 21.11.2009 – İnönü Stadı – Goller: Michael Fink, Bobo, Uğur İnceman

2010-2011 sezonu Türkiye Kupası final maçı, Beşiktaş 2-2 İst. B. Belediye (pen. 4-3)

Tarih: 11.05.2011 – Kayseri Kadir Has Stadı – Goller: Ricardo Quaresma, Tomas Sivok

2011-2012 sezonu UEFA Avrupa Ligi grup maçı, Beşiktaş 1-0 Dinamo Kiev (Kiev Karambolü)

Tarih: 03.11.2011 – İnönü Stadı – Gol: Egemen Korkmaz

2012-2013 sezonu İnönü Stadındaki son derbi, Beşiktaş 3-2 Fenerbahçe

Tarih: 03.03.2013 – İnönü Stadı – Goller: (k.k.), Mamadou Niang, Olcay Şahan

 

 

2012-2013 sezonu İnönü Stadındaki son maç, Beşiktaş 3-0 Gençlerbirliği

Tarih: 11.05.2013 – İnönü Stadı – Goller: Veli Kavlak, Olcay Şahan, Holosko

 

 

1934 Basımı Beşiktaş Tüzüğü

Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün, 9 Kanunusani 1926 (09.01.1926) tarihinde yürürlüğe giren ve 20 Teşrinisani 1933 (20.11.1933) tarihli Müessisler Kongrası (Kurucular Kurulu) kararı sonrası güncellenen, 1934 basımı Nizamname-i Esasi ve Dahilisi (İç ve Ana Tüzüğü)

Kuruluştan Bugüne 50 Beşiktaş Efsanesi

Ben Şampiyonluk Ayırmam… da

Çoğu taraftarın bir favori şampiyonluğu vardır, kimi 100. yıldaki şampiyonluğu tepeye koyar, kimi namağlup, kimi namabet olunanı.

Ben şampiyonluk ayırmam, biraz abartılı olacak ama evlatlarını ayıramayan bir baba gibi…

1957 ve 1958 sahadan sonra bir de hukuki mücadeleyle elde edilmiştir,

1960 çift devreli-deplasmanlı-küme düşmeli ilk Türkiye ligidir,

1966 ve 1967 uzun bir özlemden önce kazanılan son şampiyonluklardır,

1982 onbeş senelik özlemi gidermiştir,

1986 onbeş sene sonra olduk ama bir daha olmayacak mı derken gelmiştir,

1990, 1991 ve 1992 üç sezon ikinci olmanın ardından, şampiyonluklarla lige damga vurmak anlamına gelir, üstelik sonuncusu namağlup kazanılmıştır,

1995, 1993’teki 8-0 rezaletiyle verilen şampiyonluğun kara bulutlarını dağıtmıştır,

2003 hem 8 yıllık bir aradan sonra hem de yüzüncü kuruluş yılımızda kazanılmıştır,

2009 yüzbirinci yıldaki Samsunspor faciasından sonra kabustan uyanmadır,

2016 ve 2017 her şey aleyhimize işlerken,işleyen çarka çomak sokmaktır vs.

Evet şampiyonluk ayırmam, ancak eşitler içinde en eşit olanım var benim de ve o şampiyonluğu kendi penceremden anlatacağım, 1981-82 şampiyonluğu…

Ben 1963 doğumluyum, doğal olarak 1966 ve 1967 şampiyonluklarını hiç hatırlamıyorum. Kendimi bilmeye başladığım zamanlarda Beşiktaş hiç şampiyon olamadığı gibi yarışın içinde dahi kalamıyordu. 1972’de uzun süre ligin tepesinde oldu, Ankara’da oynanan bir A.gücü maçındaki hakem faciasıyla geri kalıp ligi dördüncü bitirdi, bir de 1974’te ligin bitmesine dört hafta kala Fenerbahçe’yle berabere kalarak iddiasını kaybetti ve ikinci oldu, hepsi bu…

Bu çemberden kurtulmak için bir şeyler yapmak istiyordu kulüp; 1973, 1976 ve 1979’da pahalı transferler yaptı söz gelimi, 1975’te alt yapı hamlesi başlattı. Taraftar da boş durmadı, tribünlerde baş kaldırdı “bunlar artık büyük değil” diyenlere karşı. Bunlar somut sonucu yani şampiyonluğu getirmedi belki ama bir şeyler de birikiyordu bir yerlerde.

Biz de çocuk/genç yaşlarımızda, hiç tatmadığımız, sadece büyüklerimizin anlattıklarıyla bildiğimiz şampiyonluğun hayalini kuruyorduk, şampiyon olursak neler neler yaparız diye. Şampiyonluklarımızla değil tribünlerde yaptıklarımızla mücadele ediyorduk sınıfımızdaki, mahallemizdeki renklilerle. Bir de “hayatın doğal akışına aykırı” olarak, sayımız artıyordu…

Bu şartlarda geldik 1981 yılına. Pahalı transferler döneminden kalma tecrübeli futbolcularla alt yapıdan çıkan genç oyunculara Fenerbahçe’nin gözden çıkardığı Ali Kemal ve Adem eklenerek sezona başlandı. Teknik direktörümüz, benim Şenol Güneş’e kadar en iyi hocamız olarak gördüğüm eski futbolcumuz Dorde Milic’ti. Söylemek gereksiz belki, dünyanın en iyi tribünü de bizdeydi ek olarak.

Tabii ki taraftar olarak yeni sezondan beklentimiz yine şampiyonluktu, ancak Üstünkaya yönetimi, bu sezon şampiyonluk beklemediklerini, amaçlarının alt yapıdan gelen genç oyunculara tecrübe kazandırarak önümüzdeki sezonlarda iddialı olacak bir takım yaratmak olduğunu söylemiş hocaya.

Sezon öncesi kampı Almanya’da yapıldı ve yine orada kamp yapan transfer şampiyonu Fenerbahçe’yi hazırlık maçında 3-0 yendik, bayağı ses getirdi. Lige de 4-1’lik Gaziantep galibiyetiyle başladık, İnönü’de kırk bin seyircinin önünde.

İkinci hafta Ankara’ya gittik. 2. ligde şampiyon olmadan 1. Lige çıkarılan, 12 Eylül yönetiminin gözde takımı Ankaragücüydü rakibimiz. Bora’nın 2 kafa golüyle 2-1 aldık maçı. Dönüşte, kaybetsek belki puandan fazla şeyler kaybedeceğimiz G.saray maçında, 1-0 yenilgiden, alt yapıdan çıkan ve sağ bek oynayan genç oyuncumuz Sarı Süleyman’nın harika golüyle beraberliği kurtardık.

Bir tecrübeliler, bir gençler takımı kurtarıyordu, başlangıç iyiydi ama duraklama devrine çabuk girdik; 6 maçta 1 galibiyet, 1 yenilgi, 4 beraberlik… Ardından sezonun favorisi Fenerbahçe maçı geldi, kaybetsek muhtemelen ligi de kaybedecektik. Sahneye çıkma sırası bir tecrübelideydi bu kez ve Mehmet Ekşi’nin golüyle aldık maçı. Maçtan sonra bir hafta ağlaştılar, penaltımız verilmedi vs. diye, hiç hazır değillerdi bize kaybetmeye.

Fenerbahçe maçının önemli bir yanı da uzun süre sakat olan Ziya’nın ilk kez o maçta onbire girmesiydi. Üstelik herhalde hayatında ilk ve son kez sağ bek olarak oynadı. Maç öncesi kampta, takımın en iyilerinden sağ bek Süleyman’ı kadro dışı bırakmıştı Milic ve yerine bir orta saha oyuncusu olan ve ilerleyen haftalarda golleriyle takımı taşıyacak Ziya’yı koymuştu.

Beşiktaş bu, tamam artık yürüyoruz dediğimiz anda üzer bizi. Fener galibiyetinin moraliyle Ali Sami Yen’de Boluspor maçına çıktık, kolay bir maç gibi görünüyordu ama hiç tahmin edilen gibi olmadı. Rıdvan Dilmen’in hayatında Beşiktaş’a attığı tek golle geri düştük ilk yarı. İkinci devre büyük baskı, Ekşi’nin 25 metreden müthiş golü ve daha golün sevinci bitmeden yenen ikinci gol… Yenilgi ve hayal kırıklığı.

Sanki geçmiş senelerdeki rutine bağlıyorduk, üst üste 2 beraberlikten sonra Trabzon’a gitti takım. Bu deplasmanda sonuçtan çok daha önemli şeyler yaşandı, takımı taşıyan uçak inişte pistten çıktı tarlaya girdi ve büyük bir kaza şans eseri can kaybı olmadan atlatıldı. Maç golsüz bitti, o moralle gerçekten büyük işti.

İlk yarının son haftası bir erteleme haftasıydı, bizden 4 puan önde olan Fenerbahçe evinde Trabzon’la oynuyordu, biz Zonguldak deplasmanındaydık. Onların maçı bizden yarım saat sonra başlamıştı ve televizyondan canlı yayınlanıyordu. Kulağımız bizim maç için radyoda, gözler televizyonda. Biz golü yedik, Fenerbahçe attı, maçlar böyle biterse puan farkı 6’ya çıkıyor, 2 puanlık sistemde büyük dezavantaj. Bizim maç bitmek üzere, umutsuzca radyo başındayken, B. Haluk son dakikada attı golü ve 1-1 bitti maç. O moralle Fener maçına döndük ve onlar da az bir zaman kala yediler golü, o maç da 1-1 bitti.

Son haftadaki son dakika golleri, ikinci devre için umudumuzu saklı tuttu. Devre arasında gazetelere Dorde Milic’in bir demeci düştü, Ali Kemal’den memnun olmadığı, önümüzdeki Gaziantep deplasmanının son şansı olduğu şeklinde. Gerçekten Ali Kemal ligin ilk devresinde hiç gol atamamıştı, iyi oynadığı maçlar vardı ama beklentileri karşılayamıyordu. Yıllar sonra Ali Kemal bu demeci sormak için Milic’in yanına gittiğini ancak hocanın bu sözü inkar ettiğini söyledi. Fakat inkar etse bile, bu sözün hoca tarafından kendisini motive etmek için söylendiğine emin olduğunu da ekledi.

İkinci devrenin ilk maçına topun ağzında çıkan Ali Kemal 2 gol attı ve maçı 2-0 aldık, Milic’in taktiği tutmuştu. En az bu galibiyet kadar önemli olan, Fenerbahçe de Bolu deplasmanından puansız dönüyordu.

Sonraki hafta İnönü’de Ankaragücü’nü 2-1 yendik, Fener bu hafta da yenilince çok kazançlı bir hafta olmuştu. Bu maçta yaşanan tarihi olay ise eski açıktan başlayarak dört tribünün döne döne söylediği “Siyah… Beyaz… En Büyük… Beşiktaş” tezahüratının ilk kez yapılmasıydı.

Sırada ikinci devrenin ilk derbisi vardı, şampiyonluk ümidini sürdürmek isteyen Galatasaray’la İnönü’de oynadık. Ali Kemal’in kornerden attığı golle 1-0 öne geçtik, Necdet’in golüyle de 2-0 kazandık maçı, artık lider olmuştuk. Ancak bu maçta önemli oyuncumuz Serdar’ın ayağı kırıldı ve sezonu kapadı. Herkesin dilinde aynı söz vardı; maçı kazandık, Serdar’ı kaybettik…

Sonraki hafta İzmit’te Kocaelispor’la Rıza’nın golüyle 1-1 berabere kaldık. Bu gol efsane kaptan Rıza Çalımbay’ın Beşiktaş formasıyla ligde attığı ilk goldü.

Bu arada Türkiye Kupası da devam ediyordu ve rakibimiz Ankaragücüydü. İlk maçı 1-0 kazanarak Ankara’ya gittik. Net bir golümüzün hakem İlyas Ayan tarafından, dışarıdan çevrildi gerekçesiyle verilmediği maç penaltılara kaldı. Penaltılarda A.gücü 3-1 öne geçince hakem düdüğünü çalarak maçı bitirdi. Oysa daha atılacak ikişer penaltı vardı ve matematiksel olarak maç bitmemişti. Takım soyunma odasına gitti, ardından hakem yaptığı hatayı anladı ve futbolcuları tekrar sahaya çağırdı. Bu arada bizim futbolcular giyinmişti bile. Geri dönmeyerek, maç içinde bizi yakan hakemi zor durumda bırakma şansı olmasına rağmen fair-play yine Beşiktaş’a düştü ve takım döndü sahaya. Karşılıklı atılan birer penaltıdan sonra, bu kez resmen elendi Beşiktaş.

Kupa maçından sonra Adanaspor deplasmanına çıktık ve bu kritik maçı Fikret’in golüyle 1-0 kazandık, dönüşte rakibimiz küme düşmesi kesinleşmiş Diyarbakırspordu. Bu maç için bir şehir efsanesi de vardır. Diyarbakırsporluların, biz zaten düştük, yol masrafımızı verin de size yenilelim diye teklifte bulundukları ve Süleyman Seba’nın o kişileri kovduğu anlatılır. Oysa o dönem Süleyman Seba yönetimde değildir. Böyle bir teklif yapıldıysa bile (ki o dönem biz de duyduk o söylentileri) reddeden kişinin Seba olması mümkün değildir.

Beşiktaş’ın farklı kazanacağı düşünülen maç uzun süre 0-0 devam etti, 10 dakikadan az bir zaman kala eski futbolcumuz rahmetli Reşit’in direkten dönen frikiğini tamamlayarak 1-0 öne geçti Diyarbakırspor. Kalan zamanda can havliyle saldırdı Beşiktaş, kaleciden dönen bir topu Necdet tamamladı ve herkes gol diye sevinmeye başladı, o golü de hakem ofsayt diye iptal etti. Golün ofsayt olup olmadığını bilemiyorum ama o şartlarda Beşiktaş’tan başka bir büyük takımın golünü iptal etmeye hiçbir hakemin cesaret edemeyeceğine eminim. Ardınan bu kez Samet’in ender gollerinden biriyle beraberliği zor kurtardık, fark atacağımızı düşündüğümüz maçı.

Altay deplasmanında beraberlik ve geriye düşüp 2-1 kazandığımız Bursaspor deplasmanından sonra İnönü Stadında rakibimiz Adana Demirspordu ve Necdet’in golüyle 1-0 aldık maçı. Maçtan önce stat hoparlörlerinden yeni bir marş duyuldu, “Siyah-beyaz renklerinle kara kartalsın, Sporunda en yüce, en yüce başsın…” sözleriyle. Önce tribünde pek kabul görmemesine rağmen, söz ve müziğini Turgay Noyan’ın yaptığı bu marş ileride şampiyonluğun marşı olacaktı.

Diğer taraftan; takımı 4-3-3 taktiğiyle oynatan Milic, Bursaspor maçıyla beraber 4-4-2’ye döndü. Artık ileride klasik bir santrforumuz yoktu, Necdet ve Ali Kemal çift forvet oynuyordu.

Takım sayısı 17 olduğundan, bu sezon her hafta bir takım bay kalıyordu, biz de bay kaldığımız hafta liderliği Trabzonspor’a kaptırmıştık. Geri almak için önümüzde zorlu Boluspor deplasmanı vardı. Maç öncesi saha içinde bile taraftar kavgalarının yaşandığı gergin maçta önce 1-0 geri düştük, sonra yoğun dolu yağışı sebebiyle maç durduruldu biz de radyo başında neler olacağını beklemeye başladık. Ancak radyo hatlarında sorun olduğundan haber alamıyorduk, ardından arıza giderildi ve ilk bağlantıda spikerin ağzından duyduğumuz “Bolu’da dolu fırtınası durdu, Beşiktaş fırtınası başladı” cümlesi oldu. Yoğun baskının ardından Fikret’in, spikerin deyimiyle “enfes” golüyle beraberliği kurtardık. Sonradan seyredince gördüğümüz, Fikret’in aslında orta sahadan orta yaptığı ve topun kaleci hatasıyla içeri girdiğiydi. Ama önemli olan liderliği almamızdı tabii.

Sonraki hafta Ali Sami Yen’de oynanacak Sakaryaspor maçından önce Dragos’ta bir otelde kampa girdi Beşiktaş. Ligin son 4 haftasıydı ve takım 14 sezon aradan sonra şampiyonluğa gidiyordu. Kamp yapılan otelin önünde, sadece takıma yakın olmak için yüzlerce Beşiktaşlı taraftar bekliyordu. Büyük bir gerginlik vardı hem takımda hem taraftarlarda. Bu gerginlik sahaya da yansıdı, maçın başlarında 2-0 öne geçmemize rağmen sahada futbolcularımız birbirine giriyordu gerginlikten. Neyse ki maç da 2-0 bitti, kazaya uğramadık.

Göztepe deplasmanından alınan 2-0’lık galibiyetin ardından İnönü’de sezonun maçı için Trabzonspor’un karşısına çıktık. Trabzonspor’un 1 puan önündeyiz ve galibiyet halinde şampiyonluğu ilan edeceğiz, kaybedersek Trabzon 1 puan öne geçerek kendi sahasında oynayacağı son maça büyük avantajla çıkacak, kazanan işi bitirecek yani.

Sıkıyönetimin olduğu ve sokağa çıkma yasağının uygulandığı döneme denk gelen maç hafta boyunca ülke gündemini meşgul etti. Önceden bilet alma, kombine vs. olmayan zamanda, maça girmek için erkenden kuyruğa girmekten başka şans yoktu. O dönemlerde stat kapısında sabahlamak önemli maçlarda sık rastlanan bir durum olsa da, sabah 5’e kadar sokağa çıkma yasağı olduğundan bu da bir seçenek olmaktan çıkıyordu. O yüzden taraftarlar, askerlerden gizlenmek için parklarda ağaç üzerinde, stada yakın apartmanların boşluklarını kapıcılardan kiralayarak vs. sabahladı ve maçı bekledi. O güne ait yüzlerce hikaye anlatıldı tabii ama en ilginç bulduğumu, doğru mu değil mi diye emin olmadan aktarıyorum.

Parkta askerler sabahlayan taraftar var mı diye devriye gezerken, yerde sigara izmaritleri görmüşler ve çevrede birilerinin olduğunu anlamışlar, ancak karanlık yüzünden görünen kimse yok. Uyanık bir asteğmen insanların ağaçlarda saklandığından şüphelenmiş ve anlayabilmek için ağaca “siyaaah” diye bağırmış, ağaçtan da cevap gelmiş “beyaaaz”… Aşağı buyurun arkadaşlar!!!

Etrafta bekleşen binlerce taraftar saat 5’e kadar dayanamamış tabii ve 10-15 dakika kala saklandıkları yerlerden çıkarak kuyrukta yer kapmak için stada doğru depara kalkmışlar. Ne yazık ki o anı çeken bir kamera olmamış ve o müthiş sahne kayıtlarda değil.

Trabzonspor maçı oyun olarak çok sıkıcıydı, iki taraf da gol yememek için aşırı tedbirli olunca 1-2 tane dışında pozisyon olmadı ve 0-0 bitti, şampiyonluk son haftaya kaldı. Sezonun maçı da bu maç yerine son hafta oynayacağımız Eskişehir deplasmanı oluverdi. Gergin ortamdan kurtulmak için, Milic takımı Kütahya’ya kampa götürdü. İstanbul’da kamp yapsa olabilecekleri görmüştü.

Eskişehirspor hem takımıyla hem de tribünüyle 1970’lerin efsanesiydi ve Trabzonspor’dan önce dördüncü büyük olarak anılırdı. Ancak son maçta kümede kalmak için bizi yenmekten başka şansı yoktu. Biz de yenersek şampiyon olacak, beraberlikte ise Trabzonspor’un kendi sahasında Adanaspor’u 4’ten az farkla yenmesini bekleyecektik.

13 Haziran 1982 günü, Eskişehir Atatürk Stadında oynanan tarihi maçtaki kadromuz şöyleydi;

Adem (Rasim dk.46) – Samet, Kadir, Ulvi, M. Ekşi – B. Haluk, Rıza, K. Haluk, Ziya – Necdet, Ali Kemal

Maça iyi başlayan ve üstün götüren Beşiktaş 32. dakikada Ziya’yla golü buldu. Kaleci Adem de gol sevinciyle sıçrayıp üst direğe bir karate darbesi vurdu ve eli kırıldı. Oyun tekrar başladıktan sonra Adem’in eli şişmeye başladı ve futbolcular hakemden değişikliğe izin vermesini istediler. Hakem Talat Tokat tarihi maçta, tarihi bir karara imza atarak kaleci değişikliğine müsaade etmedi. Bu saçmalığın gerekçesini bugüne kadar öğrenemedim, ancak takım kalan on küsur dakikayı eli kırık kaleciyle, kaleye top getirmemeye çalışarak oynadı.

İkinci yarının başlarında golü yedik ve maç 1-1 oldu, bu arada Trabzonspor da 1-0 öne geçti. Trabzonspor’un 4 farkı bulamayacağı belli gibiydi, yani beraberlik bizi şampiyon yapacaktı ama Eskişehirspor’a da galibiyet lazımdı. Bu ortamda Ziya ikinci golü attı ve ortalık karıştı. Eskişehirsporlular uzun süre gole ofsayt diye itiraz ettiler, santra yapıldıktan sonra da bizim oyunculara her pozisyonda tekme hatta tokat atmaya başladılar. Hakem hiçbirini görmemeye kararlıydı, sahada adını bilemediğimiz bir şey oynanıyordu, yerde yatan oyuncunun kafasına top atmalar, çekip yırtılan formalar vs.

Bu garip oyun sürerken, tribünden atılan bir kalas parçası yan hakemin kafasını yardı. Bu kez orta hakem oyunu durdurmaya mecbur kaldı ve hakemler kenara gelip saha dışına doğru yöneldiler. Tam sahadan çıkarlarken arkalarından gelen bir Eskişehirspor yöneticisi hakemi itti ve merdivenlerden yuvarlanmasına sebep oldu. Sonradan öğrendiğimize göre; o son darbe olmasa tekrar sahaya dönüp maçı tamamlatma niyetindeymiş hakem, ancak o anda maçı tatil etmeye karar vermiş.

Hakemler çıktıktan sonra futbolcular saha içinde beklemeye devam etti. Biz televizyon başında, futbolcu ve seyirciler statta, heyecanlı ve endişeli bir bekleyiş içindeydik. Maç yani şampiyonluk ne olacaktı, takım ve Beşiktaşlı taraftarlar nasıl dışarı çıkacaktı?

Bir süre sonra hakemin maçı tatil ettiği haberi geldi ve bizim oyuncular yabancı madde yağmuru altında çıktılar sahadan. Bu arada tribünler ateşe verildi, sahaya itfaiye girdi. Mantıklı düşününce “maçı hükmen kazandık, şampiyon olduk” diyorduk ama yine de tedirgindik, benzeri yaşanmamış bir durum vardı ortada. Maç bitti, şampiyon olduk gibi anlık bir patlama yaşayamadık, ancak dakikalar geçtikçe yavaş yavaş şampiyon olduğumuzu kavrayabildik. Tabii taraftarların da stattan ve şehirden çıkmaları kolay olmadı, koca bir şehrin saldırılarına maruz kaldılar.

Sonuçta Eskişehir’den çıkan takım kafilesi ile taraftar konvoyu Bozüyük’te mola verdiler ve taraftarlarla futbolcular kavuşarak şampiyonluğu kutladılar. İstanbul’da da yer yerinden oynuyordu tabii. Ancak kutlamalar gece yarısı ile sınırlı kalmak durumundaydı, çünkü sokağa çıkma yasağı başlıyordu.

Sonraki günlerde başta Beşiktaş olmak üzere bütün İstanbul Beşiktaş bayraklarıyla donatılmıştı ve böyle bir şey de ilk kez yaşanıyordu. Semtte o kadar bayrak asılmıştı ki, insanlar başları bir bayrağa değmeden yürüyemiyorlardı bile. Başlangıcından itibaren topu topu yirmi küsur sene geçmiş olan Türkiye Liginde Beşiktaş tam 14 sezon şampiyon olamamıştı, benim de dahil olduğum bir nesil ilk defa şampiyonluk görüyordu.

  • Uçak kazası atlatan takım,
  • Dolu sebebiyle ara verilen, hakem tarafından yanlışlıkla erken bitirilen maçlar,
  • Şampiyonluk yolundayken, ligde topu topu 2 galibiyeti olan ve küme düşmesi kesinleşen takımdan zar zor alınan 1 puan,
  • Sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı varken oynanan maçlar,
  • Sabah beşe çeyrek kala, stada doğru depar atan binlerce taraftar
  • Gol sevinciyle elini kıran bir kaleci ve eli kırık kalecinin değiştirilmesine izin vermeyen hakem
  • Tamamlanamayan bir şampiyonluk maçı ve 14 sezon aradan sonra kazanılan şampiyonluk

İşte 1981-1982 böyle bir şampiyonluktu, eşitler içinde en eşit olmayı hak ediyor sanırım…

İlker Pırlant

Benim Gözümden Süleyman Seba

Neredeyse tüm Türkiye’ye “Büyük Başkan” dedirtmeyi başarabilmiş biri Süleyman Seba. Bizim şansımız Beşiktaşlı olması.

Futbola Beşiktaş genç takımında başlamış, A takıma yükselmiş, İnönü Stadında atılan ilk golün sahibi olmak da ona kısmet olmuş. Eskiler iyi futbolcu olduğunu söyler, ancak futbolculuk dönemi kötü bir sakatlık yüzünden kısa sürmüş ne yazık ki.

 

 

Seba Beşiktaş’ta otururdu, semtin çocuğu yani. Bir röportajında, bugün tribün lideri anlamında kullanılan “Amigo” sözünün kendi arkadaş gruplarından çıktığını söylemişti. Sanırım bir Amerikan filminde duyarak yakıştırmışlar. Demek biraz tribüncülük de var.

Futbolculuk dönemi bitince kulüp üyeliği ve kongre mücadeleleri başlamış. Birçok yönetimde yönetici olarak yer almış, genel kaptanlık yapmış. Tabii ki adını herkesin duyması 1984’te Beşiktaş Başkanı olmasıyla başlıyor, 2000 yılına kadar sürdürüyor bu kutsal görevi. Sonrası onursal başkanlık.

Beşiktaş için yaptıklarına ilişkin olarak, ortak kanaatler olduğu kadar, herkesin kendine göre farklı farklı düşünceleri de var. Hataları olmuş mudur? Hatasız insan olur mu? Hiç hatası olmadı demek de ona saygısızlıktır bana göre. Taraf olmak gözünü kör etmiş derler adama.

Benim düşüncem; Beşiktaş için öyle güzel şeyler yapmıştır ki, belki kendisi bile hepsinin farkında değildir ve Seba için ne söylenirse söylensin hep eksik kalır.

 

1986sebacbsktur

 

Ben Seba’nın Beşiktaş için yaptıklarına ilişkin olarak, hafızamda yer eden iki olayı anlatmak istiyorum.

Birincisi; Seba öncesi dönemde, 1981 yazında. O zamanki Beşiktaş Kulübü, Taksim Sıraselviler’de, eski bir iş hanının ikinci katında, kiralık mütevazı bir mekandı. Büyük bir kulübün merkezinden çok, sıradan bir şirketin ofisine benzerdi. Ben toplantı odasını hiç görmedim ama görenler, tüm yönetim kurulu üyelerinin katıldığı toplantılarda bazı üyelerin ayakta kaldığını söyler. O kadar küçük yani.

İşte o yaz günü, ben bir sebeple kulüpteyken bir telefon geldi ve oradaki görevliler sevinçle birbirlerini tebrik ettiler. Gelen telefon, Fenerbahçeli Ali Kemal ve Adem’le anlaşma sağlandığıyla ilgiliymiş. Ona sevinmişler. Ben de “Ali Kemal ve Adem’i Fenerbahçe kovdu, biz aldık diye seviniyoruz, bunlarla nasıl şampiyonluk mücadelesi yapacağız.” diye geçirdim içimden. Gerçi o sezon şampiyon olduk, o ayrı konu.

İkinci olay; Seba döneminde, 1994 yılında, Beşiktaş Kulübü artık Akaretler’deki kendi binasında. Küçükyalı’da bir kahvehanenin bahçesinde oturuyorum. Televizyonda Fenerbahçe’nin maçı var ve içerisi hınca hınç dolu, maç seyrediyor Fenerliler.

Ben maçı seyretmiyorum ama aklım da içeride. Birden bir gürültü koptu, bir sevinç var ama gol sevinci gibi değil. Meğer bizden giden Feyyaz oyuna girmiş ona seviniyorlarmış. Feyyaz da bizden “kovulmuştu” bu kez roller değişmişti. Feyyaz için o ifadeyi kullanmak rahatsız edici tabii ki o yüzden tırnak içinde yazdım ama durumu iyi anlatabilmek için öyle demek gerekti.

 

 

Bu iki olayı düşündüğümde vardığım sonuç şu olmuştu; Seba Beşiktaş’ı, kiralık daireden kendi modern binasına taşımış ve daha önemlisi, başkasının kovduğunu alınca sevinen bir kulüpken, kovduğunu alanın sevindiği bir kulüp haline getirmiştir.

Bu olaylar çok sembolik gelebilir belki, ama sınıf atlamak böyle bir şeydir.

 

İlker Pırlant / 5 Şubat 2016

Beşiktaş’ın EN’leri, İLK’leri, TEK’leri

1903 yılında kurulan Beşiktaş, Türkiye’nin İLK spor kulübüdür.

 

Beşiktaş armasına ay-yıldız takan İLK kulüptür. Aşağıdaki rozet 1906 tarihlidir.

1906rozet

 

Beşiktaş 26 Ocak 1911 tarihinde tescil edilmiş olup, Türkiye’nin tescil edilen İLK kulübüdür.

 

Cumhuriyet döneminin İLK lig şampiyonu, 1924 yılında İstanbul Ligini kazanan Beşiktaş olmuştur. Bu aynı zamanda Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın beraber katıldıkları İLK organizasyondur.

 

Beşiktaş 1940-1941 ve 1942-1943 İstanbul Liglerinde, oynadığı 18’er maçın tamamını kazanarak şampiyon olmuştur. Üç büyüklerin katıldığı ve çift devreli oynanan liglerde, bunu başarabilen TEK kulüptür.

1941_istanbul_sampiyonu

 

Beşiktaş 1939-1943 yılları arasında, İstanbul Liginde üst üste 5 kere şampiyon olmuştur ve bunu başarabilen TEK kulüptür.

1942SAMPafis

 

Türkiye’de Süper Kupanın eşdeğeri olarak düzenlenen İLK Başbakanlık Kupasını, 3 Haziran 1944 tarihinde Fenerbahçe’yi 4-1 yenen Beşiktaş kazanmıştır.

 

Türkiye’de profesyonelliğe geçildikten sonra İLK şampiyon, 1951-1952 İstanbul Ligini kazanan Beşiktaş olmuştur.

 

Beşiktaş, Türkiye’de milli takımı temsil yetkisi verilen TEK kulüptür. Beşiktaşlı seçiciler nezaketen, 16 Mayıs 1952 tarihinde oynanan maçta Galatasaray’dan iki, Fenerbahçe’den ise bir futbolcuyu milli takıma davet etmiştir.

1952millitakim temsiliyazisi

 

Beşiktaş, 1959-1960 sezonunda Milli Lig adıyla düzenlenen, çift devreli lig usulüne göre ve küme düşmeli olarak oynanan İLK gerçek Türkiye Liginin şampiyonudur.

1960tablo

 

Beşiktaş, Türkiye liglerinde EN uzun galibiyet serisine sahip takımdır. 1959-1960 sezonunda, 10. ve 22. maçları arasındaki 13 maçta üst üste galip gelmiştir.

 

Türkiye liglerinin EN farklı galibiyetini, 15 Ekim 1989 tarihinde Adana Demirspor’u 10-0 yenen Beşiktaş almıştır.

 

Beşiktaş, Türkiye Liginde namağlup şampiyon olan TEK takımdır. 1991-1992 sezonunu 23 galibiyet ve 7 beraberlikle tamamlamıştır.

 

Türkiye Liginin EN uzun yenilmezlik serisi 48 maçla Beşiktaş’a aittir. Beşiktaş 1990-1991 sezonunun 26. haftasında Gençlerbirliği’ne 2-0 yenildikten sonra o sezon bir daha yenilgi almamış, bir sonraki sezonu yenilgisiz kapatmış, 1992-1993 sezonunun 13. haftasında Galatasaray’a 3-1 yenilmiştir.

 

Beşiktaş; 18 Eylül 1983 tarihinde Ali Sami Yen Stadında Adanaspor’a 2-1 yenildiği maçtan, 11 Nisan 1993 tarihinde İnönü Stadında Trabzonspor’a 2-1 yenildiği maça kadar, yaklaşık 10 yıl boyunca kendi sahasında hiçbir Anadolu takımına yenilmemiştir. Bunu başarabilen TEK takımdır.

 

Türkiye Kupası tarihinin EN farklı galibiyetini, 1 Aralık 1998 tarihinde Çorluspor’u 10-0 yenen Beşiktaş almıştır.

1999corlu10

 

2002-2003 sezonunda ligi önde bitiren Beşiktaş, kuruluşunun 100. yılında şampiyon olan İLK takım olmuştur.

 

Beşiktaş, 2006 yılında düzenlenmeye başlanan Süper Kupayı İLK kazanan takımdır. Kupayı, 30 Temmuz 2006 tarihinde Frankfurt’ta Galatasaray’ı 1-0 yenerek kazanmıştır. Ayrıca bu yurt dışında düzenlenen İLK süper kupadır.

 

Beşiktaş’ın 20 Eylül 2013 tarihinde, Galatasaray ile Atatürk Olimpiyat Stadında oynadığı lig maçını, 76.127 biletli seyirci izlemiştir. Bu Türk futbol tarihindeki EN yüksek seyirci sayısıdır, üstelik bu sayıya rakip taraftar olmadan ulaşılmıştır. 

 

Beşiktaş 2015-2016 sezonunda, 17 iç saha maçının 14’ünü yabancı statlarda oynayarak şampiyon olmuştur. Dolayısıyla Beşiktaş NAMABET şampiyon olmuş TEK takımdır.

 

2017-2018 sezonunda; Porto, Leipzig ve Monaco’nun bulunduğu grupta, maçlar bitmeden grup liderliğini garantileyen Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi grubunu namağlup ve lider olarak tamamlayan TEK Türk takımıdır. Ayrıca; grup aşamasında EN çok golü atan (11 gol), EN çok puanı toplayan (14 puan) ve EN çok galibiyeti alan (4 galibiyet) Türk takımı olmuştur.

 

İlker Pırlant

Beşiktaş’ın Kuruluşu

1938 – 39 İstanbul futbol şampiyonu Beşiktaşın kuruluşu, faaliyeti ve muvaffakiyetleri

Beşiktaş klübümüzün 1938 – 1939 İstanbul futbol şampiyonu olduğunu haber vermiş ve bu güzide klübümüzü tebrik etmiştik. Büyük bir tevazula kendi köşelerinde çalışan Beşiktaş klübünün, bu vesile ile kısa bir tarih­çesini yazıyoruz:

Beşiktaş Jimnastik Klübü 1903 yı­lında kurulmuş ve 1909 yılında da Beyoğlu mutasarrıflığına resmen tes­cil ettirilmek suretile teşekkül etmiş en eski klüplerimizdendir. Bugünkü meşgul olduğu sporlar: Futbol, atletizm, güreş, boks, es­krim ve su sporlandır.

Müessis azasının adedi, 120’dir. Bugün klübü idare edenler: Reis: Sular idaresi müdürü Yusuf Ziya, belediye heyeti fenniye müdürü Hüs­nü Savni, avukat Abdülkadir Ziya Kaaramürsel, Rüştü Erkuş, İhsan Özkaya ve Sadriden mürekkeptir.

Klübün teşekkülü: Beşiktaş Jimnastik Klübü’nün ilk idare heyeti Şükrü Paşa’nın reisliği al­tında; Bay Ziya Karamürsel (İstan­bul Mebusu), Şevket Cenani, Cami, Fuad Balkan ve Naciden teşekkül et­miştir.

İlk defa Beşiktaşta İhlamur cad­desinde bir karakol binasında bilahare yine Beşiktaşta Akaratler binalarından birinde faaliyete geçen klüp ilk senelerinde güreş, jimnastik, es­krim, halter gibi sporlarla faaliyete başlamış ve klüpte bu sporlarla ilk meşgul olanlar arasında tanınmış sporculardan muallim Mazhar, M. Sami Kalgay, Ahmed Fetgeri, Mehmed Fetgeri, Fuad Balkan, Şevket ve Ali Seyfi bulunmuşlardır.

Beşiktaş klübünde futbol 327 senesinde başlamıştır. Hürriyetin ilânını müteakip Beşiktaş’ta Valde çeşmesinde bazı gençler toplanarak (Valde çeşme futbol klübü) namı ile bir klüp teşkil edip Taşlık meydanında futbol oynamağa başlamışlardı. Bu klübün reisi merhum Şeref’ti. Klübü teşkil eden futbolcular meyanında merhum Şeref, şehit doktor Ali, şehit doktor Mehmed, şehit şair Kâzım, Nuri, Nazmi, Münim, Refik, şehit Asım ve Alâeddin gibi gençler vardı. Bu klüp 327 senesinde Beşiktaş Jimnastik klübüne iltihak ederek Beşiktaş futbol şubesini teşkil etmişlerdir. Beşiktaş klübünde futbol, bu tarihte ve bu suretle başlamıştı. Beşiktaş klübünün ilk futbol takımım, kaleci Resul, müdafi, Behzad, Rıdvan, muavinler: Doktor Sabri, Kâzım, Sadi, muhacimler: Doktor Mehmed, Asım, Şeref, doktor Ali, Fahri teşkil etmişlerdir.

Umumi harpte Beşiktaş klübü bir müddet için faaliyetlni tatil etmek mecburiyetinde kalmış ve klüp eşyası Beşiktaş Köyiçinde bir yere kilitlenmişti. 1334 senesinde yine Beşiktaş’ta Valde çeşmesinde Taşlık meydanında toplanan, aralarında Rüştü, Şükrü, Refik, Nazmi, Münim, Arif, Ahmed, harpten dönen merhum Şeref, Rasim ve diğer gençler de Beşiktaş’a iltihak etti ve derhal Beşiktaş klübünün ihya edilmesini düşünerek bu futbolcularla birlikte Beşiktaş’ı ikinci defa faaliyete getirdi. Teşekkül eden Beşiktaş takımı kuvvetli bir manzara arzetmeğe başlamıştı. Yaptığı maçlarda Üsküdar, Beykoz, Anadoluhisar ve Anadolu takımlarını yenerek o vakit cuma ligi namı verilen ve Galatasaray, Fenerbahçe Altınordu, Anadolu, Süleymaniye ve Anadoluhisar klüplerinden müteşekkil lige girmek teşebbüslerinde bulunuldu ise de buna muvaffak olunamadı.

Bu vaziyet üzerine Beşiktaş klübü yine merhum Şerefin teşebbüsile o vakit bu altı klüp haricinde kalan Hilâl, Darüşşafaka, Üsküdar, Haliç, Vefa, Beylerbeyi, Kumkapı ve Türk gücü klüplerinin iştirakile (İstanbul Türk İdman Birliği’nin) teşkiline önayak oldu ve ligde maçlara başlandı. Bu ligin 335-336 ve 336-337 seneleri şampiyonluğunu siyah beyazlılar kazandılar. Bu sırada Beşiktaş takımında oynayan futbolcular meyanında Resul, Hâki, Etem, İbrahim Ali, Kemal, Nuri, Nuri (Arap), Rüştü, Asım İzzet, Kâmi, Cavid, Bilâl, Hüsnü (Arap), Şükrü Abbas, Süreyya bulunuyorlardı.

336-337 senesi Beşiktaş klübü aynı zamanda îttihadspor, Pera, Makabi, Istrogles, Istellâ, Araks ve Mayak klüplerinin bulunduğu pazar ligine de iştirak etmiş ve bu ligde, o vakit Bekir, Refik, Fitil Nuri, ve Feyzilerin oynadıkları Îttihadspor takımından maada bütün takımları yenereek lig ikinciliğini almıştır. 337-338 senesi pazar liginde Îttihadspor klübünün dağılması üzerine lig neticelenmemiştir. Beşiktaş Klübü mütareke seneleri esnasında bilhassa gerek pazar liginde ve lig haricinde muhtelif ecnebi ve İngiliz takımları ile yaptığı maçlarda mühim muvaffakiyetler kazanarak isminden ve kuvvetli mevcudiyetinden bahsettlrmeğe başlamıştır.

Teşekkül eden Türkiye İdman cemiyetleri ittifakının 1924 senesinde ilk tertip ettiği İstanbul şampiyonası turnuvasına iştirak eden Beşiktaş takımı bu turnuvada İstanbul şampiyonluğunu Süleymaniye’yi dömifinalde 3-1, Galatasarayı finalde 2-0 yenerek kazanmıştır. Beşiktaşın ilk İstanbul şampiyonluğu bu tarihtedir. Bu şampiyonluğu kazanan takımda Sadri Refik, Tevfik, Şahap, Cavid, Bahaeddin, Nafi, Abdi, Edip, Saadet, Salahaddin yeralmışlardır. 1928 Olimpiyadına giden kafilede Beşiktaştan Şükrü, kaleci Osman Refik, Hayati ve Hüsnü de bulunmuşlardır. Beşiktaş takımı 1927 senesinde Bulgaristan ve Romanyada ve 1932 senesinde de Yugoslavyada birer turne yapmış ve çok iyi neticelerle memlekete dönmüştür.

1934 senesinde İstanbul ve Bursa’da yapılan Türkiye şampiyonluğunu da kazanmıştır. Bu şampiyonada Beşiktaş klübünü Sadri, Mehmed Ali, Hüsnü, Adnan, Nuri, Ali, Feyzi, Hayati, Hakkı, Nâzım, Şeref, Eşref, Muzaffer, Cahid temsil etmişlerdir.

Beşiktaş futbol takımı 1936 da İstanbul şild birinciliğini, 1938 Tayyare kupası birinciliğini, millî küme ikinciliği ve şild finalistliğini ve nihayet bu hafta da üçüncü defa olarak İstanbul şampiyonluğunu kazanmıştır.

Bu seneki lig maçlannda Beşiktaş’ın hiç mağlûp olmadığını ilâve etmek lâzımdır.

Beşiktaş takımının bu sene lig maçlarında oynayan futbolcuları şunlardır: Hüsnü, Hakkı, Feyzi, Mehmed Ali, Faruk, Şevket, Rıdvan, Eşref, Haya­ti, Rifat, Taci, Suldur, Sabri, Nâzım, Osman, Şahap, Bediî, Bülend, Enver, Ziya, Fuad, Şeref, Muzaffer, Hüseyin, Nuri, Rauf, Hristo… Son karar dolayısile takımda, Faruk, Rifat, Osman, Fuad, Hakkı, Nâzım ve Sabri yer alamamaktadırlar. Sırf klüp aşkı ile, kendi köşelerinde mütevaziane çalışan Beşiktaşlı’lara önümüzdeki şild ve milli küme maçlarında muvaffakiyetler temenni ederiz.

 

Makale 1939 tarihli Akşam-Spor gazetesine aittir ve Beşiktaş Iğdır’ın araştırmaları sonucunda ortaya çıkmış, aynen aktarılmıştır.

Süleyman Seba (1926-2014)

Tüm Galatasaray Galibiyetlerimiz – 2. Bölüm (1959-2017)

Son olarak, bugüne kadar Galatasaray’a karşı kazandığımız 109 maça ait bilgileri gazete kupürleri veya maç özetleri ile beraber, 2 bölüm halinde paylaşıyoruz. Derlemeyi yapan ve gazete arşivini sağlayan yine Direttore.

 

İKİNCİ BÖLÜM (1959-2017)

 

56. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Nazmi Bilge

2 Aralık 1959 – Milli Lig – İnönü Stadı

 

57. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Arif Özataç

6 Nisan 1960 – Milli Lig – İnönü Stadı

 

58. Beşiktaş 2-0 Galatasaray

Goller: Mustafa Ertan, Birol Pekel

20 Mart 1961 – Milli Lig – İnönü Stadı

 

59. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Şenol Birol, Rahmi Kaleci, Güven Önüt

1 Eylül 1962 – Ali Sami Yen-Şeref Bey Kupası – İnönü Stadı

 

60. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Şenol Birol, Kaya Köstepen

15 Mayıs 1963 – Milli Lig – İnönü Stadı

 

61. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Ahmet Özacar, Sanlı Sarıalioğlu

22 Mart 1964 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

62. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Ahmet Özacar, Ahmet Şahin, (k.k.)

25 Ağustos 1965 – TSYD Kupası – İnönü Stadı

 

63. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Ahmet Özacar

2 Şubat 1969 – Özel Maç – İnönü Stadı

 

64. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Nihat Yayöz

15 Ağustos 1971 – TSYD Kupası – İnönü Stadı

 

65. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Tommy Lindholm, Nihat Yayöz

7 Kasım 1971 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

66. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Lütfü Isıgöllü, Necmi Perekli

4 Ağustos 1973 – TSYD Kupası – İnönü Stadı

 

67. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Ahmet Yılmaz, Tuğrul Şener

4 Kasım 1973 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

68. Beşiktaş 1-0 Galatasaray TRT Televizyonlarından canlı olarak yayınlanan ilk Beşiktaş maçı

Gol: Vedat Okyar

31 Mart 1974 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

69. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Tezcan Ozan

10 Ağustos 1974 – TSYD Kupası – İnönü Stadı

 

70. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Tuğrul Şener, Sinan Alayoğlu

28 Ağustos 1974 – Zafer Kupası – İzmir Atatürk Stadı

 

71. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Tezcan Ozan, Sinan Alayoğlu

23 Şubat 1975 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

72. Beşiktaş 2-0 Galatasaray

Goller: Ali Çoban, Necdet Ergün

16 Eylül 1979 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

73. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Ömer Gülen, Necdet Ergün

2 Mart 1980 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

74. Beşiktaş 2-0 Galatasaray

Goller: Ali Kemal Denizci, Necdet Ergün

7 Mart 1982 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

75. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Ziya Doğan (2), Fikret Demirer

17 Ağustos 1983 – TSYD Kupası – Ali Sami Yen Stadı

 

76. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Ziya Doğan, Zlatan Arnavutoviç

27 Kasım 1983 – Türkiye 1. Ligi – Fenerbahçe Stadı

 

 

77. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Necdet Ergün

29 Nisan 1984 – Türkiye 1. Ligi – Ali Sami Yen Stadı

 

78. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Bora Öztürk, Necdet Ergün

15 Ocak 1986 – Donanma Kupası – İnönü Stadı

 

79. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Saffet Sancaklı, Feyyaz Uçar

5 Ağustos 1987 – TSYD Kupası – Ali Sami Yen Stadı

 

80. Beşiktaş 4-1 Galatasaray Türkiye Liginde Galatasaray’a karşı en farklı galibiyet

Goller: Feyyaz Uçar (3), Zeki Önatlı

17 Aralık 1988 – Türkiye 1. Ligi – Ali Sami Yen Stadı

 

81. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Mehmet Özdilek, Ali Gültiken, Halim Okta

23 Ağustos 1989 – TSYD Kupası – İnönü Stadı

 

82. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Ali Gültiken

25 Şubat 1990 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

83. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Ali Gültiken, Alan Walsh, Halim Okta

13 Ekim 1990 – Sabri Dino’nun Anısına Özel Maç – İnönü Stadyumu

 

84. Beşiktaş 3-2 Galataray

Goller: Ali Gültiken (2), Feyyaz Uçar

20 Nisan 1991 – Türkiye 1. Ligi – Ali Sami Yen Stadı

 

85. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Turan Uzun

14 Aralık 1991 – Türkiye 1. Ligi – Ali Sami Yen Stadı

 

86. Beşiktaş 4-3 Galatasaray 1991-1992 şampiyonluğunun ilan edildiği maç

Goller: Mehmet Özdilek (2), Sergen Yalçın, Ali Gültiken

9 Mayıs 1992 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

87. Beşiktaş 4-1 Galatasaray

Goller: Feyyaz Uçar, (k.k.), Sergen Yalçın (2)

18 Ağustor 1993 – TSYD Kupası – Ali Sami Yen Stadı

 

88. Beşiktaş 3-2 Galatasaray

Goller: Metin Tekin, Fani Madida, Alpay Özalan

4 Mayıs 1994 – Türkiye Kupası Finali 2. Maçı – İnönü Stadı

 

89. Beşiktaş 3-1 Galatasaray Feyyaz Uçar’ın Beşiktaş formasıyla son maçı, son golü, son kupası

Goller: Feyyaz Uçar, Metin Tekin, Sergen Yalçın

22 Mayıs 1994 – Cumhurbaşkanlığı Kupası – Ankara 19 Mayıs Stadı

 

90. Beşiktaş 3-0 Galatasaray

Goller: Orhan Kaynak (2), Sergen Yalçın

4 Ağustos 1995 – TSYD Kupası – İnönü Stadı

 

91. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Ertuğrul Sağlam, Mehmet Özdilek, Sergen Yalçın

17 Aralık 1995 – Türkiye 1. Ligi – Ali Sami Yen Stadı

 

92. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Sergen Yalçın (2), Orhan Kaynak

27 Temmuz 1996 – TSYD Kupası – İnönü Stadı

 

93. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Mehmet Özdilek, Daniel Amokachi

21 Eylül 1997 – Türkiye 1. Ligi – İnönü Stadı

 

94. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Maçın 90 dakikası 1-1 bitmiştir.

Goller: Daniel Amokachi, Nihat Kahveci

15 Mayıs 1998 – Cumhurbaşkanlığı Kupası – Ankara 19 Mayıs Stadı

 

95. Beşiktaş 3-1 Galatasaray

Goller: Pascal Nouma, Ahmet Dursun (2)

21 Ekim 2000 – Süper Lig – İnönü Stadı

 

96. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: İlhan Şahin, Pascal Nouma

1 Kasım 2000 – Atatürk Kupası – Ankara 19 Mayıs Stadı

 

97. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: İbrahim Üzülmez

8 Aralık 2002 – Süper Lig – Ali Sami Yen Stadı

 

98. Beşiktaş 1-0 Galatasaray 2002-2003 lig şampiyonluğunun ilan edildiği maç

Gol: Sergen Yalçın

25 Mayıs 2003 – Süper Lig – İnönü Stadı

 

99. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Daniel Pancu, Adrian İlie

4 Nisan 2004 – Süper Lig – Atatürk Olimpiyat Stadı

 

100. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Mert Nobre

30 Temmuz 2006 – Süper Kupa – Frankfurt Commerzbank Arena

 

101. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: Bobo, Ricardinho

3 Mart 2007 – Süper Lig – İnönü Stadı

 

102. Beşiktaş 1-0 Galatasaray

Gol: Mert Nobre

2 Mart 2008 – Süper Lig – İnönü Stadı

 

103. Beşiktaş 2-1 Galatasaray

Goller: (k.k.), Yusuf Şimşek

24 Mayıs 2009 – Süper Lig – İnönü Stadı